Yeşil Çay Üreticileri ile Bir Bardak Çayın Başına Neler Gelecek!
Rize
25.07.2022 - 12:22, Güncelleme:
02.12.2022 - 09:39 2213+ kez okundu.
Yeşil Çay Üreticileri ile Bir Bardak Çayın Başına Neler Gelecek!
Ne-o-liberalizm, kısaca; “ devletin sermaye önündeki tüm haklarından vazgeçerek gelirin yoksul ve orta sınıflardan zenginlere doğru aktarıldığı ekonomik model olduğu” şeklinde tanımlanması olanaklıdır. Düşünüşe göre, bu modelde orta sınıf ve emekçilerin elindeki kaynakların tümü zenginlere aktarılacak, zenginler yatırım yapacaklar, ekonomik büyümeyi sağlayacaklar ve kendileri zenginleştikten sonra da zenginleşmeyi aşağıya doğru yayarak hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan yoksullarında yüzlerinin güleceği bir düzenin kurulması vaat edilmektedir. Türkiye koşullarında, 24 Ocak kararları ile yaşamımıza giren bu model 1980’ den günümüze kadar hız kesmeden uygulanmaktadır. Ne-o-liberalizmin kurallarına uygun olarak tütün ve şeker tarımında hayata geçirilen özelleştirme- piyasalaştırma sonrası sıranın Karadeniz’in “ yeşil altını” Artvin’ den Giresun’ a kadar olan bölgede yaşayan yüz binlere varan insanının geçim kaynağı olan çay tarımına geldiği 20 Haziran 2022 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan Çay Kanunu Teklifinden anlaşılmıştır.
Yürürlükte bulunan 3092 sayılı Çay Kanunu çay üretimindeki tekelin kaldırılarak özel sektör eliyle kuru çay üretiminin yolu açılmıştır. Nitekim bu tarihten sonra tüketici piyasasına çeşitli markada kuru çay sürülmüştür. Yürürlükteki bu yasa uyarı çay sanayicileri daha yüksek kar beklentilerine karşın yaş çay üreticileri de özel sektöre ucuza çay satma durumunda kalmamaları için Çay-Kur’ un kendilerine sahip çıkmaları yönündeki taleplerini dillendirdikleri sırada gündeme düşen çay kanunu teklifi ile üreticilerin yerine çay sanayicilerinin beklentileri öncelenmiştir.
Öncelikle teklifin hazırlanış sırasında yasaların hazırlanışı sırsında uyulması gereken usul ve yöntemlere uyulmamıştır. Teklif, üretim de asıl payı olan yeşil çay üreticilerinin, üretim ile ilişkin kuruluşların, ziraat odaları ya da meslek örgütlerinin görüş ve düşünceleri alınmamıştır. Bu durum üreticilerin tepkilerine neden olduğu gibi teklifin hazırlanması için görevlendirilen Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi de teklifi sahiplenmemiştir. Kaldı ki, 2009 yılında Çay-Kur’ un özelleştirilerek piyasadan çekilmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi içinde çay borsası kurulması, yaş çay üreticilerinin de sözleşmeli üreticiler haline evrilerek güvencesizleştirilmelerine yönelik düşüncelerin dirençle karşılandığı için bu kez Rize Ticaret Odası ile ÇAYSİAD gibi sermaye gruplarının talepleri doğrultusunda ısıtılarak üreticilerden gizlenerek gündeme getirilen bu teklif doğal olarak yaş çay üreticileri tarafından kabul edilmesi beklenmemelidir.
Teklifin Amaç ve Kapsam başlıklı 1. Maddesi “ Bu Kanun, çay tarımı alanlarının tespitini, yaş ve kuru çay üreticilerinin hak ve yükümlülüklerini, kuru çayın Çay Borsası kanalıy’la satışını, destekleme şartlarının belirlemesini, çay piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi ile Çay Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ nun kuruluş ve görevlerini ihtiva eder” şeklinde düzenlenmiş ise de teklifte yaş çay üreticilerine hiçbir hak sağlanmadığı gibi madde metnin de anlaşılacağı üzere çayın piyasaya açılması öngörülmekte, kuru çayında pazarlanması milyonlarca tüketici için aleyhine olacak şekilde kurulması sağlanacak Çay Borsası üzerinden yapılması öngörülmektedir.
Günümüzde Çay-Kur’ un uyguladığı kota ve kontenjan uygulamalarından ezilen, özel sektör işletmelerine ucuza yaş çayını satan üreticiler bu kez çayın piyasaya açılması üzerine kuru çay işletmecilerine bağımlı ucuz emekçilere dönüşmelerine çalışılmaktadır. Çünkü, söz konusu teklifin 5’ inci maddesine göre; borsada kaydı olmayan bir şirkete yeşil çayın satışı olanaksız olacaktır. Böylece, tütün yetiştiricilerin yaşadıklarını bu kez yeşil çay üreticileri yaşayacaklardır.
Can alıcı bir düzenleme de, teklifin Çay Alanı Ruhsat İşlemleri başlıklı 11’ inci maddesine göre çay üretimi yapılacak bölgenin coğrafi sınırları tespit ve ilan edilecek çay bahçeleri yeniden ruhsatlandırılacaktır. Üreticileri mevcut ruhsatları müktesep hak olarak görülmeyerek üreticiler ruhsatlarını bu yasaya göre yenilemek zorunda kalacaklardır.. Bakanlık ve Genel Müdürlüğün çay tarımı olarak görülmeyen çay bahçelerindeki çay bitkilerinin sökülmesi gündeme gelecektir. Artık, çay tarımı tamamen Tarım Bakanlığının ve sermaye gruplarının tutum ve keyfinde kalacaktır. Yaş çay üreticileri ruhsat eşiğini aşmaları halinde bu kez yaş çayın fiyatının belirlenmesinde teklifin 13/ (11)’ inci maddesi uyarınca piyasa koşullarının dayatması ile karşılaşacaklardır. Çünkü yaş çayın fiyatını devlet yerine artık sermaye gruplarından oluşan kurul tarafından belirlenecektir. Kota ve kontenjan olmayacak ise de çay üreticileri çayını istediği firma yerine teklifin 15-(1) ‘ inci maddesinin 2’ nci fıkrasına göre yapmak zorunda oldukları sözleşme uyarı taahhüt ettiği yaş çay miktarını sözleşme yaptığı kuru çay işletmecisine teslim etmek ve satmak zorunda kalacaktır. Bir yıl önce imzalanması gereken sözleşme metnini Çay Düzenleme ve Denetleme Kurulu hazırlayacaktır. Böylece sözleşme metni kaçınılmaz olarak şirketler lehine hükümler taşıyacaktır. Bu durum sözleşme özgürlüğüne aykırı olduğu gibi sonuçta, yaş çay üreticisi çayını Çay Borsasında işlem gören kuru çay işletmecesı ile bir yıl önce yaptığı sözleşme uyarı borsanın saptadığı fiyat üzerinden bu işletmeciye satmak zorunda kalacaktır. Hiçbir şekilde sözleşme yaptığı şirket dışında şirkete çayını satamayacaktır. Çayını satmak için hiçbir tercih hakkını kullanamayacaktır.
Yaş ve Kuru çayın fiyatı teklifin 15/6’ inci maddesine göre Çay Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından belirlenerek ilan edilmesi belirtilmiş ise de aynı maddenin 2’ ici fıkrasına göre gerçek fiyatların belirlenmesinde kurulacak olan Çay Borsasının yetkili olduğu öngörülmüştür. Bu durumda fiyat tespitinde tek yetkili Çay Borsası olacaktır. Bu durum hem yaş üreticilerinin hem de kuru çay üreticilerinin aleyhine olacaktır.
Teklifin yasalaşması halinde; yaş ve kuru çayın özelleştirilmesi ve piyasalaşmasının önünde engel kalmayacak ve süreç içerisinde yaş çay üreticileri konumlarının kayıbederek kuru çay şirketleri ile Çay Düzenleme ve Denetleme Kurulunun dayattığı şekildeki sözleşmeleri imzalamak zorunda kalarak çay üretimi yapan kuru çay şirketlerine bağımlı “sözleşmeli çiftçiler” durumuna düşecekler, tüketiciler de bir bardak çay için daha yüksek tutarlar ödemek zorunda kalacaklardır. Bu durumda, gelecek Meclis dönemine ertelenen Çay Kanunu teklifinin kanunlaşmaması için kaçınılmaz olarak bölge halkı ile tüm tüketicilerin ortak mücadele yürütmeleri zorunludur.
Müfit Pınar
E. Eğitim Emekçisi
Kaynakça:
Çay Kanun Taslağı: tb. Org.tr
3 Temmuz 2022 tarihli Evrensel Gazetesi, Sayfa: 6. “Çay kanun teklifi Karadeniz’den geçmez…”, Fatma Genç.
Emeğin Kitabı, SAV Sosyal Araştırma Vakfı, İstanbul- Mayıs 2014, Sayfa: 516- 532
Ne-o-liberalizm, kısaca; “ devletin sermaye önündeki tüm haklarından vazgeçerek gelirin yoksul ve orta sınıflardan zenginlere doğru aktarıldığı ekonomik model olduğu” şeklinde tanımlanması olanaklıdır. Düşünüşe göre, bu modelde orta sınıf ve emekçilerin elindeki kaynakların tümü zenginlere aktarılacak, zenginler yatırım yapacaklar, ekonomik büyümeyi sağlayacaklar ve kendileri zenginleştikten sonra da zenginleşmeyi aşağıya doğru yayarak hiçbir zaman gerçekleşmeyecek olan yoksullarında yüzlerinin güleceği bir düzenin kurulması vaat edilmektedir. Türkiye koşullarında, 24 Ocak kararları ile yaşamımıza giren bu model 1980’ den günümüze kadar hız kesmeden uygulanmaktadır. Ne-o-liberalizmin kurallarına uygun olarak tütün ve şeker tarımında hayata geçirilen özelleştirme- piyasalaştırma sonrası sıranın Karadeniz’in “ yeşil altını” Artvin’ den Giresun’ a kadar olan bölgede yaşayan yüz binlere varan insanının geçim kaynağı olan çay tarımına geldiği 20 Haziran 2022 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan Çay Kanunu Teklifinden anlaşılmıştır.
Yürürlükte bulunan 3092 sayılı Çay Kanunu çay üretimindeki tekelin kaldırılarak özel sektör eliyle kuru çay üretiminin yolu açılmıştır. Nitekim bu tarihten sonra tüketici piyasasına çeşitli markada kuru çay sürülmüştür. Yürürlükteki bu yasa uyarı çay sanayicileri daha yüksek kar beklentilerine karşın yaş çay üreticileri de özel sektöre ucuza çay satma durumunda kalmamaları için Çay-Kur’ un kendilerine sahip çıkmaları yönündeki taleplerini dillendirdikleri sırada gündeme düşen çay kanunu teklifi ile üreticilerin yerine çay sanayicilerinin beklentileri öncelenmiştir.
Öncelikle teklifin hazırlanış sırasında yasaların hazırlanışı sırsında uyulması gereken usul ve yöntemlere uyulmamıştır. Teklif, üretim de asıl payı olan yeşil çay üreticilerinin, üretim ile ilişkin kuruluşların, ziraat odaları ya da meslek örgütlerinin görüş ve düşünceleri alınmamıştır. Bu durum üreticilerin tepkilerine neden olduğu gibi teklifin hazırlanması için görevlendirilen Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi de teklifi sahiplenmemiştir. Kaldı ki, 2009 yılında Çay-Kur’ un özelleştirilerek piyasadan çekilmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi içinde çay borsası kurulması, yaş çay üreticilerinin de sözleşmeli üreticiler haline evrilerek güvencesizleştirilmelerine yönelik düşüncelerin dirençle karşılandığı için bu kez Rize Ticaret Odası ile ÇAYSİAD gibi sermaye gruplarının talepleri doğrultusunda ısıtılarak üreticilerden gizlenerek gündeme getirilen bu teklif doğal olarak yaş çay üreticileri tarafından kabul edilmesi beklenmemelidir.
Teklifin Amaç ve Kapsam başlıklı 1. Maddesi “ Bu Kanun, çay tarımı alanlarının tespitini, yaş ve kuru çay üreticilerinin hak ve yükümlülüklerini, kuru çayın Çay Borsası kanalıy’la satışını, destekleme şartlarının belirlemesini, çay piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi ile Çay Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu’ nun kuruluş ve görevlerini ihtiva eder” şeklinde düzenlenmiş ise de teklifte yaş çay üreticilerine hiçbir hak sağlanmadığı gibi madde metnin de anlaşılacağı üzere çayın piyasaya açılması öngörülmekte, kuru çayında pazarlanması milyonlarca tüketici için aleyhine olacak şekilde kurulması sağlanacak Çay Borsası üzerinden yapılması öngörülmektedir.
Günümüzde Çay-Kur’ un uyguladığı kota ve kontenjan uygulamalarından ezilen, özel sektör işletmelerine ucuza yaş çayını satan üreticiler bu kez çayın piyasaya açılması üzerine kuru çay işletmecilerine bağımlı ucuz emekçilere dönüşmelerine çalışılmaktadır. Çünkü, söz konusu teklifin 5’ inci maddesine göre; borsada kaydı olmayan bir şirkete yeşil çayın satışı olanaksız olacaktır. Böylece, tütün yetiştiricilerin yaşadıklarını bu kez yeşil çay üreticileri yaşayacaklardır.
Can alıcı bir düzenleme de, teklifin Çay Alanı Ruhsat İşlemleri başlıklı 11’ inci maddesine göre çay üretimi yapılacak bölgenin coğrafi sınırları tespit ve ilan edilecek çay bahçeleri yeniden ruhsatlandırılacaktır. Üreticileri mevcut ruhsatları müktesep hak olarak görülmeyerek üreticiler ruhsatlarını bu yasaya göre yenilemek zorunda kalacaklardır.. Bakanlık ve Genel Müdürlüğün çay tarımı olarak görülmeyen çay bahçelerindeki çay bitkilerinin sökülmesi gündeme gelecektir. Artık, çay tarımı tamamen Tarım Bakanlığının ve sermaye gruplarının tutum ve keyfinde kalacaktır. Yaş çay üreticileri ruhsat eşiğini aşmaları halinde bu kez yaş çayın fiyatının belirlenmesinde teklifin 13/ (11)’ inci maddesi uyarınca piyasa koşullarının dayatması ile karşılaşacaklardır. Çünkü yaş çayın fiyatını devlet yerine artık sermaye gruplarından oluşan kurul tarafından belirlenecektir. Kota ve kontenjan olmayacak ise de çay üreticileri çayını istediği firma yerine teklifin 15-(1) ‘ inci maddesinin 2’ nci fıkrasına göre yapmak zorunda oldukları sözleşme uyarı taahhüt ettiği yaş çay miktarını sözleşme yaptığı kuru çay işletmecisine teslim etmek ve satmak zorunda kalacaktır. Bir yıl önce imzalanması gereken sözleşme metnini Çay Düzenleme ve Denetleme Kurulu hazırlayacaktır. Böylece sözleşme metni kaçınılmaz olarak şirketler lehine hükümler taşıyacaktır. Bu durum sözleşme özgürlüğüne aykırı olduğu gibi sonuçta, yaş çay üreticisi çayını Çay Borsasında işlem gören kuru çay işletmecesı ile bir yıl önce yaptığı sözleşme uyarı borsanın saptadığı fiyat üzerinden bu işletmeciye satmak zorunda kalacaktır. Hiçbir şekilde sözleşme yaptığı şirket dışında şirkete çayını satamayacaktır. Çayını satmak için hiçbir tercih hakkını kullanamayacaktır.
Yaş ve Kuru çayın fiyatı teklifin 15/6’ inci maddesine göre Çay Piyasası Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından belirlenerek ilan edilmesi belirtilmiş ise de aynı maddenin 2’ ici fıkrasına göre gerçek fiyatların belirlenmesinde kurulacak olan Çay Borsasının yetkili olduğu öngörülmüştür. Bu durumda fiyat tespitinde tek yetkili Çay Borsası olacaktır. Bu durum hem yaş üreticilerinin hem de kuru çay üreticilerinin aleyhine olacaktır.
Teklifin yasalaşması halinde; yaş ve kuru çayın özelleştirilmesi ve piyasalaşmasının önünde engel kalmayacak ve süreç içerisinde yaş çay üreticileri konumlarının kayıbederek kuru çay şirketleri ile Çay Düzenleme ve Denetleme Kurulunun dayattığı şekildeki sözleşmeleri imzalamak zorunda kalarak çay üretimi yapan kuru çay şirketlerine bağımlı “sözleşmeli çiftçiler” durumuna düşecekler, tüketiciler de bir bardak çay için daha yüksek tutarlar ödemek zorunda kalacaklardır. Bu durumda, gelecek Meclis dönemine ertelenen Çay Kanunu teklifinin kanunlaşmaması için kaçınılmaz olarak bölge halkı ile tüm tüketicilerin ortak mücadele yürütmeleri zorunludur.
Müfit Pınar
E. Eğitim Emekçisi
E. Eğitim Emekçisi
Kaynakça:
Çay Kanun Taslağı: tb. Org.tr
3 Temmuz 2022 tarihli Evrensel Gazetesi, Sayfa: 6. “Çay kanun teklifi Karadeniz’den geçmez…”, Fatma Genç.
Emeğin Kitabı, SAV Sosyal Araştırma Vakfı, İstanbul- Mayıs 2014, Sayfa: 516- 532
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.