Mustafa Semih  ARICI
Köşe Yazarı
Mustafa Semih ARICI
 

KAYIP GEMİLER: KARADENİZ VAPURLARI

Daha çok Doğu Karadeniz halkı, tüm Karadenizliler’de doğuştan bir denizcilik damarı vardır. Tarihler boyu bu kıyılara konup göçenler denizle hemhal olmuş, ekmeğini denizden çıkarmışlardır. Ünlü denizci kavim Cenevizlilerle başlayan bu süreç, (Zil Kalesi dahil birçok kale ve palanga Ceneviz eseridir) günümüzde Karadeniz orijnli kaptanlar ve armatörlerle süregelmektedir. Bu meyanda ilk çağlardan beri Karadeniz limanları arasında denizden yolcu taşıma yapılagelmiş ve yakın zamana kadar sürdürülmüştür. Gerçi bu durum daha çok karayolllarının hiç olmaması ya da yetersiz olmasından ileri gelmiş olmasına rağmen aynı zamanda bir yaşam şekli ve kültür olayıydı. Osmanlı’nın en zor dönemlerinde bile İstanbul-Batum arasında çalışan Gülcemal Vapuru, aşağıdaki anonim destanda olduğu gibi Karadenizli için bir efsane gibiydi:             Dursun Kaptan Batum’dan,             Avara etti kalktı.             Şişirdi yelkenleri, cigarasini yakti.             Pupa yelken giderken güverteye yaslandi,             Görsen Dursun Kaptani, sanirsin bir aslandi.             Vardiyadan bağirdi, Dursun Kaptan bir duman!             Kaptan aldi aynayi, dedi ki Gülcemal,             Gidelum yali yali, aşalum Makriyali,             Kemeri bordaladuk, vur kemençeyi Ali!             Piryoz çakayi Piryoz, selam olsun Rize’ye,             Ellibeş sefer ettuk Kuvayi Milliye’ye,             Of, Sürmene,Arakli, yaklaştuk Trabzon’a,             Kurtuluş Savaşı’nda çaliştuk kana kana. Osmanlı döneminde Batum’a kadar giden Gülcemal, bu önemli şehrin elden çıkması üzerine Hopa’ya kadar gidiyordu artık. Dönüşte de yolcu toplaya toplaya İstanbul’a. Daha sonra nöbeti Tarı ve Kadeş vapurları devraldı ve genç Cumhuriyetin ilk yolcu gemileri oldular. Daha sonra bunlar da çürüğe çıkarılınca Ege ve İzmir gibi daha modern yolcu vapurları hizmete başladı. Hâlâ zihnimde canlıdır. Eşyalarımızı Rize’den Trabzon’a kamyonla getirerek, Ege’nin güvertesine yükletirdik. Ardından da babamın külüstür Anadol’unu…Bazen deniz tutmasıyla içimiz dışımıza çıksa da bu yolculuklar çocukluğumuzun efsanesi gibiydi. Çay başlamadan önce bu defa İstanbul’dan Rize’ye gene vapurla döner ve aynı heyecanları bir kez daha yaşardık. Karadenizli bu zevki Truva ve Ankara gibi feribotlarla bir kez daha yaşadı. Ancak Özal’la başlayan budama faslı, Denizyolları İşletmesi’nin özelleştirilmesi ve ardından tamamen kapatılmasıyla tam bir yokoluş getirdi. Ankara ve Samsun feribotları şimdi sağda solda demirlemiş ve  çürüyerek jilet olmayı bekliyor. Artık uzun yıllardır Karadeniz limanlarıyla İstanbul arasında bir deniz yolcu ulaşımı yok. Devletin çekildiği bu işi kârlı görmeyen özel sektör de yapmayınca, Karadenizli vapurlara hasret kaldı. Bugün 20-25 yaşına basan gençler “Karadeniz’de vapurda mı çalışırdı?” diye hayret ediyor. Oysa Rusya ve Ukrayna gibi kıyıdaş ülkelerin ve hatta Orta Avrupa ülkelerinin Karadeniz’e işleyen bir sürü yolcu gemisi var. Adamlar ta Amerika’dan Cruise gemilerle gelip Karadeniz’e sefer yapıyorlar. Bizce bu olay Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük bir ayıbıdır. Yani yolcu vapurlarıyla Karadeniz’de bayrak gezdirememek. Karadenizliler bir an önce bu ayıba son verilmesini bekliyor.
Ekleme Tarihi: 09 Kasım 2021 - Salı

KAYIP GEMİLER: KARADENİZ VAPURLARI

Daha çok Doğu Karadeniz halkı, tüm Karadenizliler’de doğuştan bir denizcilik damarı vardır. Tarihler boyu bu kıyılara konup göçenler denizle hemhal olmuş, ekmeğini denizden çıkarmışlardır. Ünlü denizci kavim Cenevizlilerle başlayan bu süreç, (Zil Kalesi dahil birçok kale ve palanga Ceneviz eseridir) günümüzde Karadeniz orijnli kaptanlar ve armatörlerle süregelmektedir.


Bu meyanda ilk çağlardan beri Karadeniz limanları arasında denizden yolcu taşıma yapılagelmiş ve yakın zamana kadar sürdürülmüştür. Gerçi bu durum daha çok karayolllarının hiç olmaması ya da yetersiz olmasından ileri gelmiş olmasına rağmen aynı zamanda bir yaşam şekli ve kültür olayıydı.


Osmanlı’nın en zor dönemlerinde bile İstanbul-Batum arasında çalışan Gülcemal Vapuru, aşağıdaki anonim destanda olduğu gibi Karadenizli için bir efsane gibiydi:


            Dursun Kaptan Batum’dan,

            Avara etti kalktı.

            Şişirdi yelkenleri, cigarasini yakti.

            Pupa yelken giderken güverteye yaslandi,

            Görsen Dursun Kaptani, sanirsin bir aslandi.

            Vardiyadan bağirdi, Dursun Kaptan bir duman!

            Kaptan aldi aynayi, dedi ki Gülcemal,

            Gidelum yali yali, aşalum Makriyali,

            Kemeri bordaladuk, vur kemençeyi Ali!

            Piryoz çakayi Piryoz, selam olsun Rize’ye,

            Ellibeş sefer ettuk Kuvayi Milliye’ye,

            Of, Sürmene,Arakli, yaklaştuk Trabzon’a,

            Kurtuluş Savaşı’nda çaliştuk kana kana.


Osmanlı döneminde Batum’a kadar giden Gülcemal, bu önemli şehrin elden çıkması üzerine Hopa’ya kadar gidiyordu artık. Dönüşte de yolcu toplaya toplaya İstanbul’a. Daha sonra nöbeti Tarı ve Kadeş vapurları devraldı ve genç Cumhuriyetin ilk yolcu gemileri oldular. Daha sonra bunlar da çürüğe çıkarılınca Ege ve İzmir gibi daha modern yolcu vapurları hizmete başladı. Hâlâ zihnimde canlıdır. Eşyalarımızı Rize’den Trabzon’a kamyonla getirerek, Ege’nin güvertesine yükletirdik. Ardından da babamın külüstür Anadol’unu…Bazen deniz tutmasıyla içimiz dışımıza çıksa da bu yolculuklar çocukluğumuzun efsanesi gibiydi. Çay başlamadan önce bu defa İstanbul’dan Rize’ye gene vapurla döner ve aynı heyecanları bir kez daha yaşardık.


Karadenizli bu zevki Truva ve Ankara gibi feribotlarla bir kez daha yaşadı. Ancak Özal’la başlayan budama faslı, Denizyolları İşletmesi’nin özelleştirilmesi ve ardından tamamen kapatılmasıyla tam bir yokoluş getirdi. Ankara ve Samsun feribotları şimdi sağda solda demirlemiş ve  çürüyerek jilet olmayı bekliyor.


Artık uzun yıllardır Karadeniz limanlarıyla İstanbul arasında bir deniz yolcu ulaşımı yok. Devletin çekildiği bu işi kârlı görmeyen özel sektör de yapmayınca, Karadenizli vapurlara hasret kaldı. Bugün 20-25 yaşına basan gençler “Karadeniz’de vapurda mı çalışırdı?” diye hayret ediyor.


Oysa Rusya ve Ukrayna gibi kıyıdaş ülkelerin ve hatta Orta Avrupa ülkelerinin Karadeniz’e işleyen bir sürü yolcu gemisi var. Adamlar ta Amerika’dan Cruise gemilerle gelip Karadeniz’e sefer yapıyorlar.


Bizce bu olay Türkiye Cumhuriyeti’nin büyük bir ayıbıdır. Yani yolcu vapurlarıyla Karadeniz’de bayrak gezdirememek. Karadenizliler bir an önce bu ayıba son verilmesini bekliyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.