Yazı Detayı
20 Nisan 2019 - Cumartesi 00:37 Bu yazı 918 kez okundu
 
Tarih Affetmez
Hatice TOPÇU ŞAP
haticetopcu@rizeninsesi.net
 
 

Tarih Affetmez 
 

Durağan bir dünyada tarih anlamsızdır. Bu bağlamda değişim ve ilerleme tarihsel bir gerçektir.  Gelecekteki ilerlemeler geçmişteki ilkelerden yararlanırlar. Bu nedenle tarih bilgisi olmayanlar onu tekrar yaşamak zorunda kalırlar. Bu durum aynı şeyleri yapıp da farklı sonuçlar beklemeye benzer ve toplumsal süreçleri sağlıklı yaşamayan ülkelerde sıklıkla yaşanır. 


Tarihe iz bırakmış etkili liderler onarıcı liderler ve yıkıcı liderler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Her iki lider tipine de koşulsuz bağlı olan kitleler bulunduğundan bu liderlerin yaşadıkları dönemde etkileri büyüktür. Yaşadıkları döneme iz bırakmış bu liderler süreç içinde tarihin sayfalarında gerçek yerlerini her zaman almışlardır, alacaklardır. 


31 Mart 2019 yerel seçimlerini geride bıraktık. Yaşadığımız bu sürecin tarih bilincinin önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini düşünüyorum.  Geçmişte üç saatte sayıp zaferini ilan edenler bu sefer, sadece İstanbul’u 17 günde sayabildi.  Bu durumun altında yatan gerçekler çok konuşuldu, yazıldı. Sanıyorum daha da konuşulup, yazılacak. Sonuçta olması gereken oldu. Bunun için teşekkür edilecek birileri varsa onlar bu seçimin sonuçları konusunda şaibeye imkân vermeyen seçimin kazananlarıdır.   


Böylece matematik ve istatistiğin kayıtları iyi tutulursa sonucu değiştirmenin mümkün olamayacağı gerçeği kanıtlanmış oldu.  Bu sonuç, bilginin doğru yerde, doğru zamanda ve doğru şekilde kullanmanın bir sonucudur. Yine bu durum süreci iyi yönetebilmenin bir sonucudur. 


Asıl mesele; durumu nasıl okumalıyız? 


İnsan üç boyutlu bir varlıktır. Bu boyutlar; dün, bu gün ve yarından oluşur. Tarih bilinci düne takılıp kalmak değildir: aksine dünü anlayıp, anlamlandırmak, bu günü içselleştirerek yaşamak ve geleceği doğru temeller üzerinde inşa edebilmektir. İşte İstanbul dününü iyi anlayabilenlerin, kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün felsefesini iyi analiz edenlerin doğru stratejileri sonucu kazanılmıştır. Yani tarih bilgisinin günün koşullarıyla bütünleştirilerek, yerinde ve zamanında kullanılmasının sonucu yaşanmıştır bu başarı. Nasıl mı? 


Ekrem İmamoğlu İstanbul’un Beylikdüzü ilçesinin belediye başkanıydı ve İstanbul büyük şehir belediye başkanı adayı olduğunda tanınırlığı çok azdı. Birinci adım olarak Cumhur Başkanı Recep Tayip Erdoğan’ı ziyaret etti ve tanınırlığını yüzde yüze çıkardı.  


Sonra İstanbul’u karış karış dolaştı. Birçok adayın yüz bin nüfuslu il/ilçelerde yapmadığını yaptı. Toplumun bütün katmanlarıyla buluştu. Her kesimi temsil eden söylemler ve projeler geliştirdi.  Her kesimi dinledi.  Hepsinden önemlisi kazanacağına inandı. “Eğer inanıyorsanız yaparsınız!” arkanızda çok büyük güçlerin olmasına gerek yoktur. İmamoğlu inandı, inandırdı ve yaptı. Kendisini tebrik ediyoruz. Tarihimizin bu zor döneminde bize yeniden onarıcı liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ülküsünü yaşattı ve hepimizin sevgisini, saygısını kazandı. Hepsinden önemlisi umutsuzluğun en derin noktasında umudun yeniden yeşermesini sağladı. 


Bütün duygularını karanlığın içinde yoğunlaştırarak! Ve o karanlıkta kapalı gözlerinin derinliğinde bütün güzellikleri görerek! Ne demişti büyük şairimiz, Orhan Veli Kanık; “İstanbul’u Dinliyorum Gözlerim Kapalı”  Evet, şimdi onun duyumsadıklarını bütün ruhumuzla duyumsuyoruz ve İstanbul’u dinliyoruz. 


Tarihten önemli bir bilgi daha aktarma istiyorum. Alman düşünürü Georg Wilhelm Friedrich Hegel; Tarihin özgürlüğün bilincinde ilerlemesi gerektiğini savunmuştur. Ne acıdır ki ölümünden yıllar sonra ülkesinde doğan bir lider; Adolf Hitler özgürlük bilincinden uzak yönetim anlayışıyla tarihi kana bulamıştır ve tarihin affetmediği yıkıcı bir lider olarak tarihteki yerini almıştır. Yaşadığı dönemdeki etkisi ve onu destekleyenlerin niceliksel büyüklüğü onun bu gün tarihteki yerini değiştirememiştir.  


Bu örnekleri çoğaltmamız mümkündür. Ancak yazımı ülkemizden bir devrim hikâyesi ile bitirmek istiyorum. 


“On yıllık savaş bittiğinde kurucu kadro imkânsızlıklardan bir mucize yaratma peşindeydi. Eğitimde, sağlıkta, imarda, tarımda... Her alanda yaratılacak mucize... Dahası... ‘Yeni insan’ı yaratacaklardı. Yüzünü batıya dönmüş, modern, eğitimli, erdemli bir ‘yeni insan’! Güçlü ve modern bir Türkiye kuracaklardı. Oysa bunun için ne paraları vardı ne gelişmiş sanayileri ne de önderlik ettikleri halkın morali... Sığındıkları tek şey... İnançlarıydı...” (Gürkan Hacır, Bir Devrimin Hikâyesi). 


29 Ekim’de Anadolu’nun ortasında küçük bir çoban ateşi yakıldı, dalga dalga büyüdü o ateş, kucakladı halkı, haklıyı,  bütün yurdu sardı. Özgürlük oldu, bağımsızlık oldu ve sonrasında başak bakışlı, aydınlık yüzlü bir çocuk doğdu “Cumhuriyet” ti adı.  


Şimdi bir dönüm noktasındayız. Yeniden kurucu liderimizin oluşturduğu Türkiye Cumhuriyeti ve parlamenter demokrasi isteyen onun halkının dönüm noktasındayız. İnanın bu halk milli mücadeleyi nasıl başardıysa bunu da başaracaktır.  

 
Etiketler: Tarih, Affetmez, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı