Haber Detayı
08 Haziran 2015 - Pazartesi 14:04 Bu haber 220 kez okundu
 
Yedi Sınıf İnsan. Tenhada Allah'ı Anıp Gözyaşı Döken Kişi
Diğer Haberi
Yedi Sınıf İnsan. Tenhada Allah'ı Anıp Gözyaşı Döken Kişi

YEDİ SINIF İNSAN(7 TENHADA ALLAH'I ANIP GÖZYAŞI DÖKEN KİŞİ.

İnsanlardan ve gözlerden uzak, kimsenin bulunmadığı ortamlarda Allah'ı anarak gözlerinden sevgi yaşları dökülen kimse, çoğu insanın başaramadığı bir kulluk çizgisini yakalamış demektir. Onun bu samimi ve gizli kulluğunun karşılığı da mahşer yerinde ilahî koruma altına alınmak suretiyle, herkesin gözü önünde ödüllendirilmesidir. Böyle bir ödüllendirmeyi kim istemez. İşte, her biri insan iradesi açısından başlı başına birer önem arz eden yukarıdaki hususlar ki, bunların bazısı, ifası çok zor ve çetin işler, bazısı da ruha ciddî birer çelme sayılan ağlardır. İnsan bu ağların bazılarından kurtulsa da, her an diğerlerine takılma ihtimaliyle karşı karşıyadır. Ancak Allah’ın himaye ve inayetiyle aşılabilecek olan bu öldürücü tuzaklardan sıyrılabilme ve insan takatini zorlayan hatta bazen onu aşan bu çetin sorumlulukları başarıyla yerine getirebilme de, yine o inayet ve himayeyi celbin en güçlü, en makbul vesilesi sayılan, iradenin hakkını verme ve Allah’la sımsıkı irtibatta bulunma dinamikleri olması gerekir. İşte, Peygamber (asv) sözü bize, her zaman iradesiyle var olabilmiş ve Allah’la irtibattaki gücü ortaya koymuş kudsiler cemaatinden böyle bir kesitle, öteden beri ütopyalarda aranan, aranıp da bir türlü bulunamayan vicdan topluluğunu sunmakta ve onları yakalama mevzuunda içlerimizi arzu ile doldurup gönüllerimizi şahlandırmaktadır.

//

Evet, güneşin bulutların yerini alıp her yanı kavurduğu, beyinlerin kaynayıp terlerin gırtlağa ulaştığı ve sebeplerin bütün iflas edip her şeyin insanın aleyhine döndüğü o gün, Hakk’ın himaye ve inayetinden başka gölge olmayacak ve olamaz da. Bu gölgenin arş gölgesi veya başka bir şey olması önemli değil, önemli olan bildiğimiz düzenin değişmiş, kıstasların altüst olmuş, arz u semanın başkalaşmış olmasıdır. Bu müthiş günde, kimsenin kimseye destek olamayacağı, himaye ve iltimasların hiçbir işe yaramayacağı muhakkak. Seslerin kesildiği, canların gelip gırtlaklara dayandığı, başların dönüp bakışların bulandığı o gün, kim kimi koruyabilir ki?

Evet, işte böyle bir günde tek sığınak vardır; o da Allah’ın himayesinin gölgesidir ve bu gölgeden yararlanacak olanlar da:

- Dünyada sorumluluğunun şuurunda olan ve uhdesine aldığı emanetlere riayetle hak, adalet ve istikameti temsil eden lider ve devlet reisi.

- Nefsanîliğin en azgın olduğu dönemlerde, bedenî ve cismanî arzularına rağmen, kendini Hakk’a kulluğa adamış delikanlı.

- Kulluk arzusu ve neşvesi, cismani isteklerinin önünde ve kalbi sürekli mescitlerde atan ibadet eri. - Birbirlerini Allah için seven; bir araya geldiklerinde Allah için bir araya gelen, ayrılırken de Allah için ayrılan, Hak rızasını, Hak sevgisini mihrab edinmiş muhabbet fedaileri.

- Hayatını hep “mehâfetullah” ve “mehâbetullah” kuşağında sürdürebilen, iffet ve ismetini muhafazada fevkalâde hassas, şehevânî isteklerine karşı alabildiğine kararlı ve nefsin fena tekliflerini, “Ben Allah’tan korkarım” düşünce ve çığlıklarıyla savabilen babayiğit.

- Allah’a karşı sadakat ve vefasının remzi olarak, dişinden, tırnağından artırıp, Hak rızası için infak ettiği malını, kıskançlığa varan bir ruh hâletiyle, Allah’tan başka kimsenin bilmesini arzu etmeyen, hem öyle etmeyen ki, sağına infak ettiğini solundakinden saklamaya çalışan ihlâs ve civanmertlik kahramanı.

- Yalnızlık anlarını tefekkür ve murakabe ile buutlaştıran, yer yer gönlünde bestelediği duygularını gözyaşlarıyla seslendiren, her zaman irade gücünü Allah’tan alan ve bu bir dalgakıran mahiyetindeki o müthiş iradesiyle günah ve isyan arzularını kırıp darmadağınık eden his ve gönül erleridir.

Evet, başka hadislerde de ifade edildiği gibi, adaletle hükmeden hâkimin ötede nurdan minberler üzerine kurulup Hakk’ın ard arda gelen iltifatlarını yudumlaması; (Müslim, İmare, 18; Nesâi, Kudat, 1; Müsned, 2/159) gençliğinde, gençliğini aşmış delikanlının Hakk’ın hoşnutluğu ile mükâfatlandırılması; hayatını mescid-ev-iş yeri arasında bir dantela gibi örmeye muvaffak olmuş ibadet erinin ilâhî himayeye alınması; kâinata "mehd-i uhuvvet” nazarıyla bakıp ömürlerini, Allah için severek, sevilerek geçirenlerin mahşerde İlâhî muhabbetle mükâfatlandırılmaları; dünya hayatını mehabet ve mehafet atkıları üzerinde örgüleyen gönül insanının ötede korktuğundan emin bulunması; sadakasını, sadakat nişanesi ölçüsünde tediye eden vefa erinin, o en vefalıdan tasavvurlar üstü mukabeleye mazhar olması, nihayet, zahiri manalı, batını derin, âlemin kendisini bildiği yanlarıyla onlara en mükemmel örnek, dostla halvetinde de gözyaşlarıyla O’na içini dökebilen o duygu ve gönül insanının, bütün badireleri aşıp umduklarına nail olması gibi, uhrevî ödüllendirmeleri ifade etmenin yanında aynı zamanda, ideal bir toplumun kesiti sayılan böyle bir tablo ile mükemmel bir millet olmanın çerçevesi verilmekte ve insanları ona taşıyacak esaslar gösterilmektedir.

“Allah korkusuyla gözyaşı döken kişi, sağılmış süt memeye dönmedikçe cehenneme girmez. Cihad tozu ile cehennem dumanı asla bir araya gelmez.” (Riyazussalihin No: 449,Tecrid-i sarih terc. c,2, sh.623)

Artık böyle ciltlerle anlatılabilecek derin bir muhtevanın birkaç satıra sıkıştırılarak, âdeta deryanın damla ile ifadelendirildiğini tekrar etmemize gerek olmadığını düşünüyoruz.

Buna göre: 1. Allah Teâlâ, kullarının sadece kendi rızasına yönelik amellerinden hoşnut olur ve onları, kimseden yardım görme imkânının bulunmadığı yerde himayesine alır. 2. Hadîs-i şerifte sayılan yedi sınıf insanın vasıfları ve yaptıkları, örnek alınacak üstün nitelikli işlerdir. 3. Her güzel ve makbul işin temelinde, sevdiğini Allah için sevmek gibi bir üstün meziyet bulunmaktadır. 4. Gönülleri Allah sevgisi, Allah için sevme, Allah için buğzetme duygusuyla diri tutmak lazımdır.

Süleyman Albayrak

Kaynak: Editör:
Etiketler: Yedi, Sınıf, İnsan., Tenhada, Allah'ı, Anıp, Gözyaşı, Döken, Kişi,
Yorumlar
Haber Yazılımı