Haber Detayı
26 Haziran 2012 - Salı 18:38 Bu haber 124 kez okundu
 
Türkiye- Suriye Gerginliği ve NATO’nun Tutumu Ne Olur?
- Haberi
Türkiye- Suriye Gerginliği ve NATO’nun Tutumu Ne Olur?

Türkiye- Suriye Gerginliği ve NATO’nun Tutumu Ne Olur?   Suriye’nin uçağımızı düşürdüğünün duyulmasından itibaren savaş severler ekranlarda arzu endam etmeye başladı. Suriye ile savaşmak gerektiğini söylüyorlar. Böyle bir savaşın ne getirip ne götürdüğünü düşünmeden sözler sarf ediyorlar. Hasan Celal Güzel üstü kapalı Suriye’ye müdahale edilmesi gerektiğini söylerken, hükümet partisinin Milletvekili Şamil Tayyar yaptığı açıklamada, "Eğer uçağı Suriye düşürmüşse bu açık bir savaş ilanıdır. Türkiye, Suriye'deki işin içine çekilmek isteniliyor. Eğer böyle bir şey varsa bunun sonucunu kimse kestiremez" cümlesini kuruyordu. Bazı basın yayın organları da savaş çığırtkanlığı yapmaktan geri durmuyor, Suriye’ye  savaş açmak için adeta galeyana geliyor. Yaygın medyanın bir kısmı “Suriye jetimizi düşürdü!” derken bir diğeri“Bedelini ödeyecekler” diye sesleniyordu. İçlerinde biri vardı ki o zaten savaşı ilan etmişti “Zorlama Suriye”manşetiyle.  Bir diğeri ise akıl veriyordu, “Türkiye kendi başına hareket etmemeli, Nato’ya çağrı göndermeli”  başlığıyla. Fakat bütün kışkırtmalara rağmen hükümetin tavrı aklı selim çerçevesinde oldu. Muhalefetinde tavrı olumluydu. Hükümetin ve muhalefetin kışkırtıcıların kışkırtmalarına kapılmaması sevindirici. Çünkü Suriye’ye müdahale, sadece Suriye ile savaşmak anlamı taşımaz. Artık Ortadoğu bloklaşmış bir halde. Hem uluslararası siyaset açısından hem de mezhepsel açıdan.  Bu bakımdan Suriye ile savaşmak aynı zamanda İran, Irak ve Rusya ile savaşmak anlamını taşır. Ve yine Suriye ile savaşmak Şii camiayı karşına almak olur ki, böyle bir netice bir adım kalmış Sunni- Şii çatışmasını başlatmış olur. Tabi aklı selimle davranmak, yapılanı karşılıksız bırakmak anlamı taşımaz. Her yönüyle, savaşa girmeden Türkiye’ye karşı yapılan bu hamlenin karşılığı ödettirilmeli. Ama uluslararası komploların parçası da olunmamalı. Suriye tarafından yapılan açıklamada ifade edilen “Düştükten sonra Türk uçağı olduğunu anladık” tezi gerçekçi değildir.  Ayrıca Uçağın vurulduğu nokta henüz netleşmiş değildir. Türkiye, uluslararası hava sahasında bulunduğunu söylerken Suriye, uçağın vurulurken kendi hava sahalarında olduğunu iddia ediyor. Bu nokta çok önemli, netleşmeli, atılacak adımlar bundan sonra atılmalı. Rusya, Sovyetlerin dağılmasından sonra hiçbir zaman sıcak denizlere inmeye bu kadar yaklaşmamıştı. Dolayısıyla Rusya’nın Suriye’yi desteklemesi bu anlamda kendileri açısından anlamlıdır. Yine bu çerçevede, geçtiğimiz aylarda Rusya’nın Suriye hava savunma sistemini takviye etmesini unutmamak lazım. Suriye ordusu bir bütünlük içinde değildir.  Ordumuzda olduğu gibi gruplaşmalar bulunan bir ordu, Suriye Ordusu.  Hatırlayın Uludere ve Çukurca olaylarını. Dolayısıyla Suriye ordusunun içinde ki Suriye- Türkiye savaşını isteyen ülkelerin gizli servislerinin kontrolünde bulunan kişiler tarafından yapılan bir eylem olabilir bu. Bu ihtimal hafife alınmayacak bir ihtimaldir. Bundan dolayı olay her yönüyle araştırıldıktan sonra adımlar kararlılıkla atılmalı ve bu adımların hiç biri savaş dahilinde olmamalıdır. Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan 24.06.2012 tarihli“Uçak” başlıklı yazısında bir takım saptamalar yapıyor. Bunların bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum, “-Türkiye “akıldışı” bir yöntemle, gereğinden fazla böbürlenmelerle, palavralarla yönetiliyor, bazı yöneticiler, kendi uydurduklarına kendileri inanıyor. -Aşağılanmak utandırıcıdır ama gene de savaşa bulaşmamayı, genç insanların öleceği işlere girişmememizi tercih ederim. -Bu kriz belki atlatılır ama Türkiye bu akılla yönetilmeye devam ederse korkarım bizim başımız belaya girecek, bu akıl toplumu belaya götürecek bir akıl çünkü. -Umarım AKP bu bitmez tükenmez saçmalıklarından vazgeçip aklını başına toplar yoksa kötü bir gelecek bekliyor bizi.”   Bir devletin onuru önemlidir, korunmalıdır. Geçtiğimiz on yılda kaç kez onurumuz kırıldı ve biz sessiz kaldık. Amerika askerlerimizin başına çuval geçirdi, “Büyük devletler özür dilemez” dedik sineye çektik. Akdeniz’de gemimizi vurdular. “Yanlışlıkla oldu” dediler, sessiz kaldık. Uluslararası sularda dokuz insanımız şehit edildi İsrail tarafından. Gürültünün dışında somut hiçbir şey yapmadık. Şimdi Suriye. Fakat Altan’ın dediği gibi ne olursa olsun savaş kötüdür, gençlerin ölmesi kötüdür. Fakat onur kurtarmayı savaşla eşdeğer görmemek gerek. Savaşmadan da onurumuzu kurtarabiliriz. Bu yol aklın yoludur. Bu konuda sorgulamamız gereken bir noktada Suriye- Türkiye ilişkileridir. Çünkü uçağın düşürülmesi bu ilişkilerin bir sonucudur. Ak Parti hükümeti, Suriye olayında yanlış yapmıştır ve gaza gelmiştir. Uçağın düşürülmesi ile ilgili batının ne söylediğini sizinle paylaşacağım. O zaman daha net anlaşılacaktır konu. ABD bizim üzerimizden Suriye’yi halletmek istedi, bizi Suriye’ye sokmak istedi, Sunni- Şii savaşının Sunni grubun başı yapmak istedi. Ve biz bu şeytani planı göremedik.  Suriye’ye düşman olduk, savaş noktasına geldik. Hüsnü Mahalli 24.06.2012 tarihli “Uçak Hikayesi” başlıklı yazısında bu konuyu şöyle ifade ediyor, “Hemen söyleyeyim: İki yıl önceki dostluk olsaydı bu uçak bırakın düşürülmek kesin alkış, slogan ve güllerle karşılanırdı.  Ayrıca bu uçak Antakya bölgesinde değil de 900 kilometrelik sınırın herhangi bir yerinde uçmuş olsaydı uyarılır ve rahat bırakılırdı”. Evet, Suriye konusunda biz yanlış yaptık.  Özgür Suriye Ordusuna destek verdik, onların Türkiye’de ki Nato üstlerinde eğitilmelerini sağladık, para desteğinde bulunduk vs.  Suriye’nin bugün ki tavrı bizim dış politikamızın bir sonucudur. Türkiye dışında yazılıp çizilenlere de değinmenin önümüzde ki dönemde batının nasıl tavır alacağını tespitte faydalı olacağı kanaatindeyiz. Tek Dünyacı kliğin yayın organı Foreign Policy’de  Uri Friedman imzalıyazıda “NATO üyesi olan Türkiye’nin saldırıya uğraması halinde Batı’nın tepkisi ne olur!” sorusuna cevap ararken şunlar söyleniyor,“Eğer Türkiye, Suriye’nin uçağı düşürdüğüne kani olursa, NATO harekete geçer mi?  Suriye’de ki kanlı kriz Ankara- Şam ilişkilerini çoktan zehirledi. Türkiye, nisan 2012’de NATO’nun 5. Maddesine dayanarak Suriye’ye karşı sınırlarını korumak için harekete geçebileceğini belirtmişti…” Suriye konusunda sık sık dillendirilen 5.maddeyi sizlerle paylaşmak istiyorum, “Avrupa veya Amerika Birleşik Devletleri içinde yer alan ülkelerden bir veya birkaçına yapılan silahlı bir saldırı, bu anlaşma içindeki tüm ülkelere yapılmış olarak addedilecektir. Eğer böyle bir saldırı vuku bulursa, BM anlaşmasının 51. Maddesinde belirlenmiş ‘savunma hakkı’ kuralına dayanarak müttefikler, silahlı güç kullanarak Kuzey Atlantik Bölgesini korumak için harekete geçeceklerdir.” Türkiye 5. Maddeyi kullanmak istiyor olabilir. 5. Maddenin ön şartı olan 4. Maddeyi kullanarak Nato’yu toplantıya çağırdı ve Nato Salı günü bu konuyla toplanacak. Peki burada sorulması gereken önemli soru şu? Türkiye’nin 5. Madde isteğine Nato nasıl cevap verir? Amerika’nın  NATO Eski Elçisi ve McCain Enstitüsü Başkanı Kurt Volker, 5. Maddenin sadece askeri harekâtı içermediğine dikkat çekerek şunları söylüyor, “Eğer Türkiye, düşürülen uçak meselesini NATO dikkatine sunmak isterse, Brüksel’de Türkiye’nin NATO Büyükelçisi vasıtasıyla NATO Genel Sekreteri’nden RESMİ bir toplantı için randevu alabilir ve yol haritası konusunda danışabilir.” Volker Türkiye’nin uçağının düşürülmesinin Nato’nun müdahalesi için yeterli bir sebep olmadığını ifade ediyor. Fakat Türkiye, Nato’ya çağrıda bulunursa bir takım fırsatların oluşabileceğini de ifade ediyor. Volker fırsatları şöyle sıralıyor; 1) Türkiye, NATO’ya Suriye’ye müdahale için resmi başvuruda bulunur. 2) Arap ülkeleri ve Batılı ülkeler koalisyonu kurulur. 3) Suriye-Türkiye topraklarında ‘güvenli bölge’ oluşturulur. 4) Güvenli bölgeye yerleşecek ‘askeri uzman ve istihbarat birimleri’ Suriye muhalefetini derler toplar. 5) Bölgeden Suriye askeri tesislerine hava saldırıları başlar. Amerika’nın ‘derin’ NATO kuruluşu Atlantic Council’dan James Joyner da 22 Haziran günkü değerlendirmesinde şu ifadeyi kullanıyor, “Suriye’nin bir Türk uçağı vurması, NATO tüzüğüne göre bir ‘Saldırı’ olarak tanımlanamaz! Hatta Suriye Türkiye’ye saldırsa bile, ittifak’ın (NATO) Suriye’yle savaşa girişeceğine ihtimal vermem. Eğer Suriye kara birliklerini Türkiye’ye sokmaya kalkarsa o başka, ama açık konuşmak gerekirse Suriye konusunda bizim yapacağımız çok fazla bir şey yok!” Yine Atlantic Council Avrasya Merkezi Başkanı  Türkiye Eski Büyükelçisi Ross Wilson da dün, benzer bir değerlendirme yapıyor: “Uçak olayı, her ne sebepten olmuş olursa olsun, Suriye, iç savaşa doğru hızla yaklaşırken, Türkiye, gözle görülür bedeller ödeyecek demektir. Bu durumda Türkiye sınır bölgesinde ve karasularında güvenliği daha da artıracaktır. Karşımızda biri NATO üyesi, diğeri, Rusya, Çin ve İran himayesi altında olan iki ülke vardır ve ikisi arasındaki silahlı bir çatışma çok daha geniş ölçekte olaylara kapı açacaktır!” Tüm bunların özetini Russia Today’e konuşan gazeteci Patrick Henning şöyle özetliyor: “Batı, Suriye krizinde ‘kullanılacak en iyi alet olarak Türkiye’yi görüyor” diyor. “Eğer Batı ve NATO güçleri Suriye’de Libya modeli bir uçuşa yasak bölge kararı alırlarsa, bu operasyonu gerçekleştirmek için kullanılacak en uygun alet (tool of choice) Türkiye olacaktır.” Yarın Nato’nun Türkiye- Suriye gerginliği ile ilgili toplantısı çok mühim. Bakalım ne kararlar çıkacak.  
Kaynak: Editör:
Etiketler: Türkiye-, Suriye, Gerginliği, ve, NATO’nun, Tutumu, Ne, Olur? ,
Yorumlar
Haber Yazılımı