Haber Detayı
20 Temmuz 2012 - Cuma 22:52 Bu haber 99 kez okundu
 
RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ
- Haberi
RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ

  RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ     Bir yakın dostum ramazanda sahura kalkmanın çok zor geldiğini, akşamları geç vakitlere kadar oturup yemeği yedikten sonra yattığını ve günün bir çoğunu uyuyarak geçirdiğini söyledi.Arkadaşıma ramazanın tadına varamadığını, on bir ayın sultanı diye tanımlanan mübarek bu zaman sürecinin maddi-manevi hazlardan yoksun kaldığını söyledim. Ramazan demek farz olan bir görevi(yemek,içmek ve sair yasak olan işlerden uzak kalmak) tan öte bir anlam ifade eder. Ah nerede o eski ramazanlar! Bu klişeleşmiş cümlenin haklılık payı yok değil. Çocukluğumdan anımsarım. Ramazanı karşılamak için büyüklerimizin havaya kurşun attıklarını, ramazan gecelerinde bir arada toplanıp oyunlar oynadıklarını ve bütün bunların insana verdiği hazzı ifade edemem. Hele iftar sofraları başında topun atılışını ,borazanın sesini dinleyerek beklemek, gecenin en kesif olduğu zamanda yarı uykulu gözleri mahmur bir şekilde sahur yemeğini yemek için kalkmak gibi işlerin insana verdiği zevki hiçbir değerle ölçemezsiniz. Sahura kalkmadan davulcunun manili sözlerini duymak ayrı bir renk katmaktadır. O zamanlarda TV de de kaliteli programlar olur; eğlence,komedi içeren oyunlar,meddah, orta oyunu ve çeşitli skeçlerle ramazan gecelerimiz şekillenirdi. Ramazan ayı mağfiret ayıdır. Bereket ayıdır. Barış, hoşgörü, paylaşım ve yardım severliğin en çok öne çıktığı ayıdır.En önemlisi de empati duygusunun yaşandığı bir aydır. Bir günlük açlıkla bir ay boyunca aç olanların halinden anlama ve onlara empati ile yaklaşmanın gündeme alındığı bir aydır. Eskiyi anımsadıkça günümüzün uygulama ve görüntülerin ne kadar usule uygun olmadığını varın birlikte gözden geçirelim. Gösterişli iftar sofraları, davetler ve ziyafetler ve tüm bunların görsel medyada boğazında günlük yiyecek geçmeyenlerin gözü önünde gösterilmesi, “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışının hakim olduğu sosyal ilişki ağı,   Ramazan ayının barış ve hoşgörü ayı olmasına rağmen oruç tutamayanlara gösterilen tahammülsüzlüğü ne kadar doğru buluyorsunuz?   İslam’da gösteriş, israf, kibir var mıdır? Yoksa her gün görsel medyada gördüğümüz gösterişli yaşamlar, dolarların havaya uçuştuğu düğünler, insanların beyni ile değil cebi ile değerlendirildiği uygulamalar neyin nesidir?     Çöplerde yiyecek toplanılan bir ortamda “komşusu açken tok yatan bizden değildir” ne kadar yerini bulmaktadır?     Ramazan yardımları, fitre ve zekatlar neden reklam malzemesi yapılıyor?     “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” Eşitse neden“ alimin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır” denmektedir?     Kul hakkının tüm hakların üstünde, Allah’ın af etmeyeceği günahların başında geldiğini  bu insanlar neden bilmez, öğrenmek istemez? Konumun sonunda sizinle bir ayeti ve hadisi paylaşmak istiyorum. Nisa Süresi 36. ayet; “Şüphesiz Allah kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez…” Hadis: Bir kimse kibirlene kibirlene sonunda zalimler güruhuna kaydedilir. Böylece zalimlere verilen ceza ona da verilir.” Tirmizi Hadis:” Mazlumun bedduasından sakınınız Çünkü onun duasıyla Allah arasında perde yoktur.” Buharı Müslim      
Kaynak: Editör:
Etiketler: RAMAZAN, GELDİ, HOŞ, GELDİ ,
Yorumlar
Haber Yazılımı