Haber Detayı
12 Temmuz 2012 - Perşembe 18:37 Bu haber 114 kez okundu
 
Önümüzde ki Yılların Sıcak Bölgeleri; Kafkasya ve Doğu Karadeniz
- Haberi
Önümüzde ki Yılların Sıcak Bölgeleri; Kafkasya ve Doğu Karadeniz

Ramazan BURSA Önümüzde ki Yılların Sıcak Bölgeleri; Kafkasya ve Doğu Karadeniz   Arap Baharı rüzgarı, Arap ülkelerinin liderlerini teker teker devirip rejimlerini  değiştirdi.  Tunus’ta başlayan rüzgar Mısır’ı, Libya’yı peşine takıp yıktı geçti. Suriye’de takılıp kaldı. Çünkü Suriye diğerlerinden hem coğrafi olarak hem etnik ve mezhepsel olarak ve hem de stratejik olarak çok farklı. Son iki yazımızda bunlara kısaca değinmiştik.  Suriye’nin farklılıklarına Doğu Akdeniz’in sınırında olmasını da eklememiz lazım. Doğu Akdeniz; güçlerin çarpıştığı bir bölge, altında ki kaynakları nedeniyle. Bu bölge daha da ısınacak ileriki günlerde. İsrail- Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan ittifakı bölgeyi kaşıyor. Geçtiğimiz günlerde yapılan İsrail- Rum Kesimi uçak tatbikatı bunun göstergesi. Türkiye’nin ise KKTC ile ortak bir tatbikat yapacağı söyleniyor Doğu Akdeniz’de. Biz Suriye ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerle meşgul olurken Kafkaslar ısınmaya başladı.  Azerbaycan ve Ermenistan arasında Karabağ’da çatışmalar oldu. Arap Baharı nihayete ermeden Kafkas Baharı başlayacak gibi. Bir tarafta Azerbaycan- Amerika- İsrail-Gürcistan ve Türkiye, diğer tarafta Ermenistan- Rusya- İran ve Çin. Yani Kafkaslarda Azeri -Ermeni çatışmasının ötesinde güçlerin çatışması olacak. Rusya artık tek kutuplu bir dünyada yaşamaktan sıkıldı.  Eski konumuna ve gücüne geri dönmek istiyor.  Suriye konusunda ki aktif rolünün nedeni  sıcak denizlere inmek arzusu ve Libya’dan kendisine hiçbir şeyin verilmemesinin yanı sıra SSCB döneminde ki konumunun özlemi denilebilir. Zaten Putin’nin tekrar seçilmesi bunun alameti farikasıdır. Amerika, Gürcistan’la yakın ilişkiler kuran ve anlaşmalar yapan bir ülke. Bir çok bağlantısını İsrail aracılığıyla yapıyor. 2009 Rusya- Gürcistan savaşında Rusya ile yaptığı anlaşmalara sadık kaldığını göstermeye çalışsa da Amerika, İsrail üzerinden Gürcistan’a yardım yapmıştır. Gürcistan’da  dikkate alınacak ağırlığı bulunan ABD ve İsrail, 2009 savaşından sonra Gürcistan’da ki etkinliğini daha fazla artırmıştır. Cumhuriyetçi Bush idaresi 9 Ocak 2009 tarihinde, Barak Obama'nın göreve gelip Beyaz Saray'a yerleşmesinden bir hafta önce alelacele zamanın Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ı, Gürcistan Dışişleri Bakanı Grigol Vaşadze ile bir görüşme yapmaya gönderdi. Bu görüşmede Amerika-Gürcistan Ortaklık Anlaşması'na imza atıldı. Le Monde Diplomatique’in o tarihlerde yaptığı analizde imzalanan belgede ki maddeler hususunda şu bilgiler ifade edilmişti; "Gürcistan güvenlik kavramının Amerikan güvenlik kavramını da zorunlu olarak kapsayacak şekliyle sağlanması... Gürcistan-Amerika Güvenlik ilkesine bağlı kalınması... Amerika-Gürcistan arasında güvenlik ve savunma alanlarıyla sınırlı üst düzeyli özel yardımlaşmanın sağlanması..." Bir çok yardımı (özellikle silah) ve fiili İsrail Üzerinden yapan ABD, Rusya-Gürcistan savaşında inanılmaz bir rol yaptı. Rusya, bu duruma her ne kadar ses çıkarmamış olsa da ABD’nin ve İsrail’in Gürcistan’da ki faaliyetlerinden haberdardı.  Savaşın patlamasından sonra apar topar uzmanlarını geri çeken İsrail, Kuzey Kafkasya’yı kontrol altına almak üzere ateşkesin sağlanmasından sonra Gürcistan’a tekrar gönderdi. Gürcistan açısından hezimetle sonuçlanan savaş muhalifleri ayaklandırmıştı. Savaşın kaybedilmesinden dolayı  Mihail Saakaşvili’nin koltuğu bırakması için yoğun  gayret gösteren muhalefet ABD ve İsrail’in Saakaşvili’yi desteklemesi üzerine sonuç alamamıştı. Savaş sonrası Saakaşvili’nin koltuğunu sağlamlaştıran Katolik nikahlı evliler tekrar faaliyete başlamış ve İsrail uzmanlarını Gürcistan’a göndermişti. Yabancı basında çıkıp Dünya Bülteni’in de yayınlanan şu analiz amacı ve niyeti ortaya koymakta yeterlidir; "Tel Aviv, Gürcistan'ın imkanlarını kapsamlı olarak elden geçirecek. Israilli uzmanlar, Gürcistan'ın imkanlarının yeniden inşaası için gerekli planı yapacaklar. Israilliler, Tiflis-Washington hattında varılacak antlaşmaları gözetleyecek ve Amerikan yönetimini, Israil'in kuzeyden stratejik güvenliği açısından hayati önem taşıdığı, bu hususta temel unsur olduğu gerekçesiyle Gürcistan'ı desteklemesinin zorunlu olduğuna ikna etmeye çalışacak. Buna ek olarak Washington da, Gürcistan'ı Rusya'yı abluka altına alma planında özellikle de Rusya'nın dünyaya açılan penceresi sayılan Kafkas kapısını kontrol altına alabilmek için esas nokta olarak görüyor. Yine Washington, Gürcistan topraklarını Amerikan kuvvetlerini ağırlamaya hazırlamak için uğraşıyor. Amerikalılar Gürcistan hava üslerine ve Karadeniz'e açılan deniz üslerine yerleşmek istiyorlar." Kafkaslar bir çok sebepten dolayı stratejik öneme haizdir. Bunları şöyle sıralayabiliriz; 1-   Rusya’yı kontrol altına almak, eski gücüne ve konumuna dönmesine mani olmak. 2-   Bölgede ki kaynaklara hakim olmak. 3-   Ortadoğu’ya müdahalede kullanmak, Ortadoğu hakimiyetinin sağlanması. 4-   Dünya hakimiyetini kurmak. Yine  Le Monde Diplomatique’de yayınlanan makalede ki şu tespitler dikkatleri çekmektedir; “…Gürcistan-Amerika-Israil yardımlaşması; kuzey ve güney Kafkas ve Karadeniz bölgesel durum dengeleri, buna ek olarak da Israil'in güvenliği açısından aşırı önem taşıyan Orta Doğu dengeleriyle bağlantılıdır. Istihbarat bilgileri  gösteriyor ki Washington-Tel Aviv ekseni, Gürcistan'ı Rusya ile olası bir çatışma için değil aslında başka sebepler için hazırlıyor. Işte bu sebeplerden en önemlileri: Türkiye ile ilişkilerin kötüye gitme ihtimali. Washington-Tel Aviv ekseninin, Kafkas bölgesini ele geçirme hususunda ısrarcı olması, Orta Asya ve Hazar Denizi bölgelerinden gelen petrol ve doğalgaz boru hatlarını ele geçirmek istemesinden kaynaklanıyor. Genel olarak uzmanların tahminlerine göre Saakaşvili Rejimi, Washington-Tel Aviv ekseni ile çok büyük güvenlik-askeri yardımlaşma içerisine girmeyi planlıyor. Bu da Gürcistan'a Kafkaslar'ın Israil'i olma fırsatı verecek. Yani Gürcistan gelecekte, 'Karadeniz Polisi' olacak…” Mart 2012’de biz Arap Baharına kilitlenmişken yanı başımızda, Kafkaslar’da bazı gelişmeler cereyan etti.  Doğu Akdeniz’de doğalgaz araması yapmak için Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile Enerji İşbirliği Anlaşması yapan İsrail bu defa Gürcistan ve Azerbaycan’la Askeri ve Ticari işbirliği Anlaşması yapıyordu. Gürcistan ile işlerini yoluna koyan İsrail, Azerbaycan ile olan birlikteliğini bu anlaşma ile perçinlemişti. İsrail ile 1.6 milyar dolarlık askeri anlaşma yapan Azerbaycan adeta Türkiye’ye nispet yapıyordu. Anlaşmadan kısa bir süre sonra İngiltere de yayımlanan The Times gazetesine açıklamalarda bulunan bir MOSSAD ajanı Azerbaycan ile kurdukları yakın ilişkiyi “Buradaki varlığımız sessiz ama önemli. Son bir yılda varlığımızı daha da arttırdık. Bu bizi İran’a çok yakın kılıyor. İran’a çok yakın bir yerdeyiz” şeklinde ifade etmişti. 2008 yılında da İsrail’de yayınlanan Haaretz Gazetesi İsrail’in Azerbaycan ile istihbarat anlaşması yaptığını duyurmuştu. Azerbayca’nın  İsrail  ile geliştirdiği ilişkiler üzerine yazdığı ve geçtiğimiz günlerde yayınlanan makalesinde  Washington Üniversitesi Uluslar arası İlişkiler Uzmanı Enver Guseynov, bu ilişkiyi “tehlikeli bir dans” şeklinde tanımladı. Makalesinde, Azerbaycan halkının genel olarak İsrail karşıtı olduğunu belirten Guseynov, buna karşın Azerbaycan yönetiminin İsrail ile işbirliği içinde olduğunu, bu ilişkilerin ortak hedefinin ise İran olduğunu yazdı. Guseynov makalesinde, Azerbaycan rejiminin İsrail’den gemilere karşı atılan füzeler almasının nedenini ise, Hazar denizindeki İran donanmasının hedeflendiğini, zira Ermenistan’ın deniz ile kıyısının ve donanmasının bulunmadığını, dolayısıyla da alınan füzelerin Ermenistan’a karşı kullanılmasının söz konusu olmadığını vurguladı. Bu dostluğun belirgin göstergesi ise 2007 yılında Azerbaycan Yahudilerinden olan İsrail Milletvekili İosif Şaqal’ın kurduğu  Uluslar arası İsrail Azerbaycan Birliği’dir. Her yıl yapılan kurultay 2011 toplantısını o yılın eylül ayında Bakü’de yapmış ve bu toplantıda İsrail- Azerbaycan ilişkilerine katkı sağladığından dolayı “Dostluk madalyası” Aliyev tarafından İosif Şaqal’a verilmişti. 2012 yılının Uluslar arası İsrail Azerbaycan Birliği Kurultayı geçtiğimiz günlerde Tel Aviv’de yapıldı. Diğer yıllara nispeten medyadan ve devletten büyük ilgi vardı kurultaya. Kurultaya Azerbaycan Diasporası Başkanı Nazım İbrahimov’un başkanlığındaki Azerbaycan resmi heyetinin yanı sıra Azerbaycan Meclis Başkan Vekili Yevda Abramov, Asim Mollazade ve Ferec Quliyev,  İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, İsrail Göçmenler Bakanı Sofa Landver, İsrail Turiz Bakanı Stas Misejnikov, Liberman’ın başkanlığını yaptığı Bizim Evimiz Partisi Genel sekreteri Faina Kirşenbaum, İsrail Parlamentosu Eğitim, Kültür ve Spor Komisyonu Başkanı Aleks Miller, İsrail’in Belarus Büyükelçisi ve ISAZ’ın kurucusu İosif Şaqal, İsrail Parlamentosu Başkan Yardımcıları Orit Zuareç ve Nino Abesadze katıldı. Bu üst düzey katılım ise ilişkilerin ilerlediğini ve sorunsuz devam ettiğini gösteriyor. İsrail’in Kafkaslar’da ki faaliyetlerinin İran yönünü değerlendiren Prof. Dr. Haluk Gerger “İsrail bölgede ve bölge çevresinde her zaman Arap olmayan ülkelerle ilişkilerini geliştirip Arapları kuşatmaya çalıştı. İsrail’in bu stratejiyle, kuşatmaya ve boğmaya çalıştığı sadece Araplar değil. İsrail bölgedeki her kıpırtıyı yok etmeye bertaraf etmeye çalışıyor. Anti Emperyalist, Anti-Siyonist bütün kıpırdanmalar ve yapılanmalar daima İsrail’in hedefinde oldu. Bundan sonra da olacak. İsrail bu gün İran ‘a karşı fiili olarak bir saldırı başlatmış durumda. İran’da bombalar patlatıyor, suikastler düzenliyor. İran’ın güvenlik hinterlandı olan Hizbullah ve Hamas da İsrail’in hedefinde. Bütün bunları ABD’nin kontrolünde ve eş güdümlü olarak yapıyorlar. Kafkasya ve çevremizde yaşanan bu hareketlilik, büyük saldırının alt yapı çalışmalarıdır” diyor.   Ortadoğu Uzmanı olan Suriye asıllı Gazeteci Hüsnü Mahalli, İsrail’in Kafkaslar’da ki faaliyetlerini ve etkinliğini daha derin bir analize tabi tutuyor, “İsrail’in Kafkasya’da yaptığı bu çalışmaların iki boyutu var. Gürcistan’da MOSSAD ve Heron’ların merkezi bulunuyor. Saakasvili’nin hem askeri hem de siyasi danışmanları MOSSAD ajanı. İsrail bu durumu Rusya ve Azerbaycan’a karşı kullanıyor. Azerbaycan’daki faaliyetlerini de İran’a karşı. İsrail Azerbaycan üzerinden Türkiye’yi gözetliyor. Yine Azerbaycan üzerinden İran Kuzey Batısı’ndaki Azeri bölgesini örgütlemeye çalışıyor. İsrail Güney Kıbrıs’la da yakın ilişkiler içinde ama Kuzey Kıbrıs’ta da son derece faal. Kuzey Kıbrıs’ta İsrail çok yönlü çalışıyor. Bunu bilmeyen yok. İsrail 20-30 yıl sonrasına plan yapar. Sudanı bölmek için 30 yıl çalıştılar ve başardılar. Türkiye ABD’nin radar üssü kurmasına izin vererek bu durumu kabullenmiş oldu”. Kafkasya- Asya önümüzde ki yılların sıcak bölgesi olacak. Özbekistan, Tacikistan, Kazakistan olmak üzere bir çok ülkede değişimler yaşanacak.  İsrail ve ABD hem bu değişimleri organize etmek hem de baştan beri ifade etmiş olduğumuz hedeflere ulaşabilmek için bu bölgede varlıklarını güçlendirerek sürdürüyor. Ayrıca önümüzde ki yıllarda çıkması kuvvetle muhtemel olan su savaşlarını da değerlendirdiğimizde Kafkasya’nın ve Doğu Karadeniz’in önemi daha iyi anlaşılmaktadır.
Kaynak: Editör:
Etiketler: Önümüzde, ki, Yılların, Sıcak, Bölgeleri;, Kafkasya, ve, Doğu, Karadeniz ,
Yorumlar
Haber Yazılımı