Haber Detayı
08 Mart 2011 - Salı 01:06 Bu haber 155 kez okundu
 
OKUNMASI GEREKENTARİHİ BİR MAKALE
- Haberi
OKUNMASI GEREKENTARİHİ BİR MAKALE

Bu yazımı Peygamber efendimizin doğumunun 1440. yıl dönümü ve Yazar Ahmet Kabak’lı hocanın vefatının 10 yıl anısına yazıyorum. Kabak’lı hoca, 2001 Şubat ayında vefat etmişti. Fikir ve gönül adamı, yazar Şeyhül Muharririn rahmetli Ahmet Kabak’lı hoca, Tercüman Gazetesinden sonra, 10 yılı aşkın Türkiye Gazetesinde ”Gün Işığında” başlığıyla yazılarına devam etti. O yıllarda bende Türkiye Gazetesinin taşradaki Temsilcisi olarak görev yapıyordum. Her gün köşesinde yazılarını okuyarak kendimi geliştirdim ve bilgilendirdim. Kurmuş olduğu Türk Edebiyat Dergisini de abone olarak kapasitem ölçüsünde uzun zaman okuyarak takip ettim. Yazar Şeyhül Muharririn Ahmet Kabak’lı hocanın Türkiye Gazetesinde yazmış olduğu yazısını sizlerin bilgisine aktarıyor ve kendisini bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. 6 Nisan 1921 tarihli İkdam Gazetesinde Yazar Yakup Kadri Karaosmanoğlu şöyle yazıyor;” Dün Ayasofya, Bayezid, Şehzade Camileri emsali görülmemiş bir cemaatle doluydu. Kadın-erkek, çoluk-çocuk binlerce Müslüman, (31 Mart 1921) Eskişehir önünde şehit düşen mübarek din ve kan kardeşlerinin ruhuna ithaf edilen Mevlidi şeriflere iştirak için bu mabetlere koşuyorlardı. … Dün birdenbire kendimi o heybetli cemaatin içinde bulur bulunmaz, sandım ki, yeniden doğuyorum. 1o yaşımdan 32 yaşıma kadar geçirdiğim meşum bir devrin bütün o tesirleri, izlenimleri birdenbire üstümden sıyrılıverdi… Gençliğimi dolduran bütün o şüpheler, tereddütler, imanımın zayıf düştüğü o buhranlı anlar, o şeytani imansızlığın sıtmaları, bu mabedin havası içinde, bu cemaatin sıcaklığında eriyiverdi. Rabbime bin kere hamdı sena olsun ki, dünden beri, hakikat ve selametin bir cami ile cemaat dışında bulunmadığını biliyorum. 5–10 senedir, Batı’ya uymak için açtığımız bütün o konferans salonlarında, halkı zorla topladığımız o mitinglerde görülen şeyler, işitilen sözler, bir hocanın camide okuduğu menkıbenin ve bu cemaatin sükûtu önünde bana ne kadar yavan ve boş göründüler. Meğer biz, içinden çıktığımız hakiki âlemi bırakıp onun yerine yapma bir âlem keşfetmek istemişiz… Ve sınırlarda askerlerimiz bizi” Allah! Allah!” sesleriyle savundukları sıralarda biz, Allahtan başka şeylere inanmışız. Dün, ilk defa olarak tam açıklıkla anladım ki,  bizim 10 seneden beri bu halka yaptırmak istediğimiz şeyler, birer maymunluktan ibaretmiş. Yönümüzü neden bu camilere döndürmemişiz? Niçin bu cemaati bir sokak kalabalığı haline sokmaya çalışmışız? O cemaat ki, bütün birleşme gücünü dinden alıyor. Ve evi barkı, yurdu vatanı camidir. Başı sıkışınca koşup sığındığı, gönlü ferahlayınca gidip toplandığı yer camidir. Dün ilk defa, cahil ve tembel bir kitle sandığımız halk, ülkenin aydınlarına bazı ulvi hakikatlerin sırrını öğretti. Bunlardan biri kalbin akıldan üstün olduğudur. İkincisi, bağlılık ve samimiyet; iman ve milli muhabbet dışında kurtuluş yolu bulunmadığıdır. Üçüncüsü millet ve ümmet kavramlarını birbirinden ayırmamak gerektiğidir…”   Bu vesileyle; Mübarek Mevlid Kandilinizi tebrik ediyorum (b.a.k)
Kaynak: Editör:
Etiketler: OKUNMASI, GEREKENTARİHİ, BİR, MAKALE ,
Yorumlar
Haber Yazılımı