Haber Detayı
23 Temmuz 2012 - Pazartesi 18:37 Bu haber 162 kez okundu
 
MİLLİ GÖRÜŞTEN AYRILAN KIYEMETE BİNİYOR !
- Haberi
MİLLİ GÖRÜŞTEN AYRILAN KIYEMETE BİNİYOR !

  Milli Görüş’ten Ayrılan Kıymete Biniyor(!) 1977 seçimlerinde Turgut Özal Milli Selamet Partisinin İzmir 1. Sıra milletvekili adayıydı.  İkinci sıradan adaysa  Diyanet İşleri Başkanvekili Meşhur  Yaşar Tunagül hocaydı.  Seçimler yapıldı, sandıklar açıldı. Turgut Özal İzmir’den seçilememişti.  Kardeşi Korkut Özal aday olduğu Erzurum’dan parlamentoya girmişti. Milli Selamet Partisi’nin adayı olan Turgut Özal 1980 darbesinden sonra, partilerin kurulma aşamasında, kardeşi Korkut Özal’ın da desteğiyle Anavatan Partisi’ni kurdu. Kenan Evren’in   Anavatan’a saldırıları Özal’ın işine geliyor, Başbakan Erdoğan’ın 2002 seçimlerinde kullandığı stratejiyi o gün Özal Kullanıyordu. Gittiği her yerde Milli Görüşçülüğünü ifade ediyor, konuşmalarının tümünde Milli Görüş  vurgusu  yapıyordu. Başta Erbakan’ın kurduğu Refah Partisi olmak üzere eski liderlerin kurdukları partiler veto edilip seçime sokulmayınca  bu da Özal’ın işine geliyordu. İhtilalcılardan icazetle partilerini kuran Turgut Sunalp ve Necdet Calp seçimde hiçbir varlık gösteremiyorlardı. Kenan Evren, ağza alınmayacak hakaret hatta küfürlerle Özal’a saldırıyordu. Bu ise sinsi bir planın parçasıydı.  ABD ve AB  alttan alta Özal’ı destekliyor, Türkiye’de ki işbirlikçileri Özal’ın yanında duruyorlardı. Seçimler yapılıyor ve Özal’ın Anap’ı tek başına iktidara geliyordu.  Özal kardeşler Erbakan’dan ve Milli Görüş’ten ayrılmanın mükafatını böylece almış olacaklardı. 1983 seçimlerinde Milli Görüşçüler, Özal’ı Milli Görüşçü söylemlerinden dolayı, işbirlikçiler ve batı Erbakan’dan ve Milli Görüşten ayrıldıkları için destekledi. Özal olayının birebir aynısı 28 şubat sürecinden sonra gerçekleşti. Post- modern darbe  sonrası Erdoğan ve arkadaşları ayrılma kararı aldılar. AKP’nin kuruluşu zaten belli mihraklarda tasarlanmış, giden insanlara çok eskilerden kancalar takılmıştı. Şimdilerin AKP’lisi Star Gazetesi Yazarı Nasuhi Güngör 2000’li yılların başında yazdığı “Yenilikçi Hareket” isimli kitabında detaylarıyla  değişimi kaleme almıştı. 2002 seçimlerinde  gittikleri köylerde, kahvelerde Milli Görüşçü olduklarını söylemekten çekinmiyorlardı Özal gibi. Hatta amaçlarının Hoca’yı Cumhurbaşkanı yapmak olduğunu da vurguluyorlardı. Halkımız 1997 yılında ki başarılarından dolayı Milli Görüşü takdir ediyor, Yenilikçi Hareketin Milli Görüşçü olduğunu zannederek ona destek veriyordu. Dış güçler olayın farkındaydılar. Yenilikçi Hareketin lideri Erdoğan ve arkadaşları sağlam bir bağla Avrupa Birliği limanına bağlanmış (!) Avrupa Birliğini bir medeniyet projesi olarak görmekteydiler.  Artık zalim Amerika onların değişmez dostu ve yareni olmuştu. Bu samimi hissiyatı bilen batı, 2002 seçimlerinde AKP’ye çok büyük destek verdi .  3 kasım 2002 seçimlerinden  AKP tek başına iktidar olarak çıkıyordu. Başbakan olduktan sonra Lions ve Rotary kulüplerinin genel kuruluna katılmak için gittiği Antalya’da  meşhur sözünü söyleyecekti uçakta “Biz Milli Görüş gömleğini çıkardı, kim giyerse giysin”. Bu kadar tarihi bilgiyi neden anlatıyoruz? Sadece ve sadece şu vurguyu yapmak için, “Milli Görüşten ayrılanlar neden bu kadar kıymete biniyor?” En son Numan kurtulmuş. Bir sürü desise ve hilelerle Saadet Partisi koltuğuna oturan Kurtulmuş, sonunda ayrılıp Has Parti’yi kurdu.  Girdiği seçimde bir varlık gösteremedi, hezimete uğradı.  Aynen diğerleri gibi. Ayrılık geleneğinin başlatıcısı Özal, İzmir’de başarısız olmuştu. Erdoğan ise Beyoğlu Belediye Başkan adayı oldu kazanamadı. Bayrampaşa’dan liste başı olmasına rağmen tercihli sistemden dolayı alt sırada olan Mustafa Baş Erdoğan’ı geçmiş milletvekili seçilmişti. Erdoğan ise yenilmişti.  Numan Kurtulmuş’un siyasi hayatı da bunlardan pek farklı değildi. Hiçbir varlık gösteremeyenler medyanın ve batının rüzgarını arkasına alarak bir şeyler yapabiliyordu. Bekaroğlu’nun dediği gibi  her şeyin temelinde “Bir şey olamadım psikolojisi” var. *** “Harun Gibi Gelip Karunlaşmayacağım(!)” Bu transferin kesinleşmesi sonrası Numan Beye sormak lazım “ne değişti?” sorusunu.  AKP Hükümetine ve o camiaya ağır eleştiriler yöneltmişti Numan Bey. Hatta bir gazeteye verdiği röportajda Başbakan için “Kral” ifadesini kullanmıştı.  Hükümetin iç, dış ve ekonomi politikalarına ağır eleştiriler getiriyordu. Şimdi ne değişti? Bekaroğlu’nun ifade ettiği gibi   ‘bir şey olamadım’ psikolojisinin bir tezahürü mü bu? AKP’yi Irak savaşında müttefik kuvvetlere (ABD- İngiltere) verdiği destekten dolayı eleştirmişti Numan Bey. Yoksa hükümetin başı ve diğer azaları tövbe etti ve pişmanlıklarını belirtti de bizim mi haberimiz yok… Afganistan’da da aynı şeyi yapmıştı hükümet. Yine mazlumun değil zalimin yanında saf tutmuştu. Aslında tek tek sıralamaya gerekte yok. On yıllık iktidarlarında ABD ve batının arzusu dışında bir tek hareket ve eylemin içinde olmadılar. Yeni Osmanlı ninnilerini bu milletin kulaklarına okudular, adım adım müstemlekeliğe yol alan Türkiye’nin gerçeklerini milletten gizlediler. Numan Bey bunların tümüne karşı çıktı. Değişen bir şey yok, ne değişti? Numan Bey her ne kadar Başbakanlık Konutundan çıkarken “makam mevki için gitmiyoruz” manasında bir cümle kursa da, cümle alem biliyor ki  makam ve mevkie yenik düştünüz. Medeniyet projesi, hakça paylaşım, adalet, özgürlük vs. gibi söylemler boş söylemler, bunlara inanmadınız, inanarak söylemediniz. AKP her türlü adaletsizliği, haksızlığı yaptı. İslam aleminde telafisi zor yaralar açtı. Makam edinmek için bu vebale ortak olmak doğru mu? Yeni Bir Türkiye’nin inşası için gidiyorlarmış. Yahu hiç yüzünüz kızarmıyor mu, Allah’tan korkmuyor musunuz? Evet, Numan Bey 2008 yılında söylediği “Harun gibi gelip Karunlaşmayacağım” sözüne sadık kalamadı. Şana, şöhrete, makama yenik düştü.  Yoksa Yeni bir Türkiye’nin inşası boş laflar…   *** Birkaç Sözde Zaimoğlu Dostuma Hüsnü Kemal Zaimoğlu kişilik olarak sevdiğim bir dostumdur. Siyasi sohbetlerimiz olmuştur, oturmuşuz, yemek yemişizdir.  Türkiye, Ortadoğu, İslam Alemi, ekonomi yaptığımız sohbetlerin ana başlıkları. Hem fikir olduğumuz bir nokta vardı; AKP’nin bu ülkeyi yönetemediği, zayıflattığı ve dışa bağladığı. Bir kış vakti  balık lokantasında  yaptığımız sohbeti hiç unutmuyorum. Ogün  Hüsnü Beyin söylediklerinin tümüne katılıyordum.  AKP Karunlaşmıştı, etrafını zenginleştirmiş, elit bir tabaka oluşturmuştu. Zaimoğluna katılıyordum, AKP ekonomiyi yönetememiş, dış borcumuz artmıştı. Ülke git gide yok olmaya sürükleniyordu. Uluslar arası sermaye iliklerimizi emiyordu. Zaimoğluna katılıyordum, AKP dış politikada bir fiyaskoydu. Etrafımızda bir tane didişmediğimiz komşu bırakmamıştı. Ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. Zaimoğluna katılıyordum, AKP,  efendilerinin buyruğundan çıkmamış, Irak’ta 1.5 milyon insanın ölümüne göz yummuş ve sebep olmuştu. Afganistan’da da tutumu farksızdı.  Arap Baharında da batılı sırtlanların yanında yer almıştı. Bu konuştuklarımızın tümüne katılıyorum Sayın Zaimoğlu, sevgili dostum. Ama bugün söylediğine asla. AKP’nin içinde ‘medeniyet siyaseti’mizi yapacağız iddiasında bulunmak, inandırıcı değil. Hangi AKP’nin? AKP değişti mi? Mevcut haliyle AKP’de bunu yapmak imkansızdır.  Kalbinizi kırmak istemem ama yinede söyleyeceğim, Numan Beyin gidiş ideallerinden değil hırslarından kaynaklanıyor. Numan Bey İP’e gitse de siz gitmeyin.  Giderseniz medeniyet siyaseti için gidiyoruz diyerek kendinizi kandırırsınız. İnsanın kendisini kandırmasından daha kötü ne olabilir? Ayrıca giderseniz sizde onlar gibi olacaksınız. Feraset gözlüğünüzü kaybedecek, batılı fark edemeyeceksiniz. ABD adına Irak’ı işgal etmek, Suriye’ye batılı efendiler istediği için diklenirken Arakanlı Müslümanları görmezden gelmek ve böylece nice davranış ve tavırlar size doğru gelecek. Hem ne değişti? Hiçbir şey değişmemişken özelde bana genelde basın açıklamaları aracılığıyla halka söylediğiniz onca sözü nasıl çiğneyip gideceksiniz? Hiç bir şey olmamış gibi… Zaman hızla geçiyor, gün gelir bu  köşelerden AKP’nin içinde ki medeniyet siyasetçilerinin mücadelelerini de yazarız (!)   *** Bunları Sen Yazmıştın Sayın Bekaroğlu “Daha önce defalarca yaptığımız gibi yine İstanbul’da toplandık. Toplantıda Numan Kurtulmuş’un yanı sıra Ekrem Baki, Musa Akbal, Erol Dilaver, Remzi Çakır ve Erol Erdoğan vardı. Bundan sonra ne yapmamız gerektiğini 5 saati aşkın süren toplantıda tartıştık. Yapılacak bir işin kalmadığı burada daha fazla durmanın yıpranmak, gereksiz tartışmalara girmek ve asılsız ithamlara maruz kalmak anlamına geleceği o nedenle de istifa etmemizin en doğru iş olacağı kararına vardık. Orada bulunanlardan hiçbiri bu karar karşı çıkmadı. Pozisyonlarımız gereği Ben ve Numan Kurtulmuş istifa edecektik. Hatta nasıl istifa edeceğimizi de konuştuk. Teşkilatlarda birlikte hareket ediyorlar havası çıkmasın ve yenilikçilerin hareketine benzemesin diye ayrı ayrı istifa edecektik. Daha sonrada bir araya gelip istifadan sonra neler yapacağımız konuşacaktık.” “Bir hafta içinde istifa edecektik ama Numan Kurtulmuş’tan böyle bir hareket gelmedi. O gün bugün Numan beyin niçin istifa etmediğini kendi ağzından öğrenmiş değilim. Aklıma birçok şey geldi ama bunları hiç dillendirmedim. Siyaset bir yana bana göre bu bir kişilik sorunu idi. Numan Kurtulmuş ile herhangi bir çalışmada birlikte olma şansımız kalmamıştı. Değişik çevrelerden öğrendiğime göre Kurtulmuş’un istifa edeceğini duyan bazı insanlar “yanlış yapıyorsun. Bekaroğlu farklı. Sen bu siyasi hareketin geleceğisin. İstifa edersen yanlış yaparsın” demişler. Kurtulmuş da istifadan vazgeçmiş”.  (Siyasetin Sonu Kitabı) Bekaroğlu’nun, Numan Beyle ilgili yaptığı bu tespitlere rağmen beraber siyaset yapması anlaşılabilir bir şey değil. Hem de “Siyaset bir yana bana göre bu bir kişilik sorunu idi” ifadesini kullandığı bir kişiyi Başbakan adayı olarak topluma sunmak.  Hiç anlaşılabilir bir şey değil.  
Kaynak: Editör:
Etiketler: MİLLİ, GÖRÜŞTEN, AYRILAN, KIYEMETE, BİNİYOR, ! ,
Yorumlar
Haber Yazılımı