Haber Detayı
24 Ekim 2011 - Pazartesi 19:23 Bu haber 253 kez okundu
 
Kürt Vatandaşların Sorumluluğu Çok Büyük
- Haberi
Kürt Vatandaşların Sorumluluğu Çok Büyük

  RECEP ALİ AKSOYLU raksoylu@gmail.com   TERÖRÜN DEFEDİLMESİNDE KÜRT VATANDAŞLARIN SORUMLULUĞU BÜYÜK…     TERÖRE KARŞIYSAN LANETLE!   Çukurca’daki kalleş, kalleş olduğu kadar gerçekleşme biçimi de tuhaflıklara gebe terör saldırısından sonra tüm ülkede bölücü teröre karşı her zamankinden farklı bir tepki oluştu. Sosyal paylaşım sitelerinin de olumlu kullanılmasıyla Türkiye Cumhuriyetinin milli birlik ve beraberliğinden yana teröre karşı top yekun tepki verilmesinin ötesinde sorunun kökten çözülmesine dair büyük makamlara da ilk kez bu denli yüksek perdeden mesaj verildi. Sorumluluk yüklendi. Ancak cılızda olsa konuyu, lafı evirip çevirip Kürt sorunu olarak önümüze koymaya çalışanlarda oldu. Habur’da ki çadır rezaletiyle başlayan “açılım” garabetinden hareketle iktidara vurma fırsatını kaçırmak istemeyenler yanında hep gururumuz olmuş TSK için ihmal yorumları da dillendi.   İlk gün Cumhurbaşkanının ağzından “intikam” kelimesinin duyulması, durumun vahameti, toplumsal reaksiyonun düzeyi açısından önemli bir gösterge. Ama büyük acıya, bıçağın kemiğe dayanmasına rağmen Başbakanın medya ile toplantısı, medyanın büyük oranda milli şuuru vurgulayan ama provaksiyona yönelik olmayan yayınları ve TSK’nin bu kez başarılı nokta operasyonları sayesinde milyonlar sağduyudan uzaklaşmadan terörü lanetleme olgunluğunu gösteriyor.   Bu süreçte ölen teröristlerin cenazelerine katılan, taziyede bulunan ama suçsuz günahsız gencecik fidanların haince öldürülmesi karşısında dilsiz olan ve terör örgütüne alenen destek veren partinin mensup ve yöneticileri yanında popüler kişilerden terörü, savaş gibi algılatmaya kalkışanlarda oldu. Örneğin daha öncede bu konuda çelişkili beyanları olan Hülya Avşar’a oluşan tepkiler, programcısı Acun Ilıcalı’ya kadar uzadı.   Tek seferde 24 şehit vermemiz üzerine bir çok TV kanalı veya program yapımcısı eğlenceye yönelik  programlarını yapmadı. Bu yaklaşımı 2-3 gün sonra tekrar eğlence programı yapmayacaklar mi diye eleştiren başka programcılarda oldu. Elbette yaşam kaldığı yerden bir süre sonra devam edecek ama bu topraklar için şehit olmuş kardeşlerimizin hak ettiği bir saygıdır bu. Bir akrabamız, yakınımız normalde de vefat ettiğinde nasıl bir müddet yasını tutuyorsak, benzeri yaklaşımı ifade eden, uygulayan yayıncı ve eğlence dünyasının insanlarını da aynı kefede değerlendirmeliyiz.   Siyaset bilimci Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan’ı dinliyorum eve dönerken arabada. “Londra’da Metro patlamasını medyada göremedi İngilizler, hatta böyle bir terör saldırısı olmadığına inandılar. Amerikalı da Afganistan’da 33 askerinin bir batında öldürüldüğünü duymadı bile…” diyor.  2001’deki İkiz kulelere uçak harakirisinde bende ABD’de idim. Deniz Hocanın söylediklerinden zerre farklı değildi orada yazılı ve görsel medyada gördüklerim veya göremediklerim. Oysa bize bakıyoruz “habercilik” bunu gerektirir deyip terörist ve terörizmin ekmeğine yağ sürecek şekilde yayın yapmak için salyasını akıtanlarda var. Toplumu germemek, tahrik etmemek adına sözüm ona bir yandan telkinde bulunurken ne idüğü belirsiz ajans veya internet medyasında, hatta bloglarda paylaşılan maksatlı uydurma haberleri de, o yayınları mahreç göstererek okurla paylaşıyorlar.   Terörün amacı sakin kitlelerin tahrik olmasını sağlayacak eylemler yaparak ses çıkarmak, gündeme gelmek, korku salmak, propagandasının yapılmasını sağlatarak güçlü olduğu imajını vermektir. Bu açıdan Çukurca hain saldırısından sonra terör örgütüne yakın ANF haber ajansının “Çukurca saldırısında 81 asker ve 7 teröristin hayatını kaybettiği” yayınını alıp paylaşanlarda bilerek veya bilmeyerek terör örgütünün maşası oldular. Hatta terör örgütü yandaşları sosyal paylaşım sitelerinde oluşturdukları sahte kimliklere 'şehit oldu' ibareleri asarak psikolojik üstünlük de sağlanmaya çalıştılar.   Yurdumun güzel insanları da sosyal paylaşım sitelerinde daha ilk andan itibaren terörü lanetleyen, organize tepki verilmesini sağlayan sağduyulu çok güzel mesajlar verdi. Aynı şekilde terör örgütü yandaşları veya bu ülkenin, insanının huzur içinde yaşamasını istemeyenlerde günümüzün en önemli iletişim platformları olan sosyal medyayı çok bilinçli kullanabilmektedir. Çukurca saldırısından sonra tepki almamak adına terörü lanetleyemeyen veya teröriste dur demeyip, “bu işler silahla çözülmez, o eğitimsiz çocukların savaşa gönderenlerden hesap soralım, silahlarınızı gömün, tahrike kapılmayın” tarzında ifade kullananların önemli bir kısmı, adeta hain saldırıyı haklı görmemizi ister gibiydiler. İfade de kısmen gerçek payı olsa bile maşaya, teröre dur, lanet olsun diyememek üzüm yeme yerine bağcıyı dövmeye çalışmaktır.   Evet, tahrik olup provaksiyona gelmeyelim ama madem bu işin temel ögesinin psikolojik mücadele olduğunu, eylemleri yaptıranların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı dahi olmayan (Suriyeli olduklarını medya yazıyor zaten) profesyonel terör elebaşları olduğunu, arkalarında da başta İsrail ve başka ülkelerin olduğunu biliyoruz; öyleyse bu vatanı, ülkeyi sevenler olarak medeni insanlara yakışır biçimde tepkimizi azaltmadan sürdürmeliyiz. Psikolojik üstünlüğü sağlayarak bu belayı defetmeliyiz. Bunun yollarından biride teröristi ve destekçilerini yalnızlaştırmak, onlara akan kaynağı kesmektir.   Özetle, öncelikle herkesten safını belli etmesini talep etmektir.   Öyle kaçak göcek ne şiş yansın, ne kebap yansın kabilinden beyanlarla değil… Bir kere Kürt konusu, etnik konular farklı, terör konusu farklı. Evirmeden çevirmeden sanatçısı, yazarı, iş adamından terörden yana olup olmadığını açıklamasını beklemeliyiz. Açık açık lanetlesin, teröre karşı olduğunu beyan etsin. Türkiye Cumhuriyetinin bayrağını assın. Bunu yapamıyorsa onun gazetesini okumayalım, programını seyretmeyelim, konserine gitmeyelim, ürününü almayalım, AVM’sine, mağazasına müşteri olmayalım.   Hatta kardeşçe bir arada yaşadığımız ve yaşamaya devam edeceğimiz, korkuyla sindirdikleri için terör örgütüne karşı suskun kalan, iki arada bir derede gözüken temelde bu ülkeye sadık Kürt vatandaşlarımızın ve yerel derneklerinin de cesaretlendirilip taraf olmaları, teröre en büyük engel olacaktır.   TV’de izliyorum, Almanya milli formasını giyen, Real Madrit’te ki gururumuz Mesut Özil, kulüp yönetimine başvurarak İspanya futbol federasyonundan bu haftaki lig maçına siyah bantla çıkma izni talep edilmesini istemiş. İşte toplumun gözü önünde olan, davranışları, ifadeleri örnek alınan kişilerin yapması gereken örnek davranış bu. Teröre, insanlık suçuna karşı olmak… Bu sanatçının, sporcunun işi değil diyenleri anlayabilmem mümkün değil. İşine geldiğinde anlayacak, işine geldiğinde topu taca atacaksın. Aksine toplumu yönlendirme gücün var ise, bu toprakların birer ferdi olarak doğru bildiklerini net ortaya koyarak hizmet edeceksin. Sadece sanatçı, sporcu da değil, sanayici, iş adamı da tavrını ortaya koymalı. Aslında bu konuda sağlıklı bir adımda atıldı. Medyadan okuyoruz, TOBB öncülüğünde 7 büyük ilde Ekim ayı sonunda yapılacak “teröre karşı sessiz yürüyüşe” TÜSIAD başta olmak üzere önemli sendika ve STK’lar katılacak. Bugün Güneydoğu’dan çok batıdaki şehirlerimizde Kürt işadamları var, esnaf var. Onlarda bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti veya terör örgütünden yana tavırlarını net ortaya koymalılar. Bu telin yürüyüşlerine katılmalılar. Bunu pekiştirmek içinde sosyal medyada tavırlarını ortaya koymaya yönlendirecek programlar, kampanyalar yürütülmelidir. Bölücülüğe prim tanıyanı, teröre maddi, psikolojik ne tür olursa olsun destek vereni, gizliden de olsa alkışlayanı bilelim ki, bu ülkeyi sevenler olarak onları tecrit edelim. Edelim ki, bu belanın tez elden def olmasına bizimde katkımız olsun.   Hatırlayınız, farklı ekonomik veya siyasi gerekçelerle bazı çok uluslu şirketlere, hatta ülkelere ambargo kampanyaları, boykotlar düzenleniyorsa benim güzel ülkem için farklı, çirkin düşünceleri olan terör musibetine karşı net tavır ortaya koyamamışlarında ürününü almak istememe, mağazasına, konserine gitmeme hakkına sahip olalım…
Kaynak: Editör:
Etiketler: Kürt, Vatandaşların, Sorumluluğu, Çok, Büyük ,
Yorumlar
Haber Yazılımı