Haber Detayı
12 Eylül 2011 - Pazartesi 18:58 Bu haber 289 kez okundu
 
Köşe Yazarı Ne Yazmalı? Yâda Bayram Ali Beyden “Kaval” Taksimi
- Haberi
Köşe Yazarı Ne Yazmalı? Yâda Bayram Ali Beyden “Kaval” Taksimi

  Köşe Yazarı Ne Yazmalı? Yâda Bayram Ali Beyden “Kaval” Taksimi   Yazımızın başlığına bakarak bir kişinin hedef tahtasına oturtulup, ona saldırıldığı anlaşılabilir. Asıl amacımız Bayram Ali Bey üzerinden köşe yazarlığı konusunda  yaşanan sıkıntıları dile getirmek. Yoksa kimseyi incitmek ve kimseye  saldırmak amacında değiliz. Konumuzun özünde yatan soru şudur; Köşe yazarı ne yazmalı? Eğer biz, bu soruya doğru cevap verebilir, tespitlerimizi doğru yapabilir ve konuyu doğru özetleyebilirsek o zaman, köşe yazarlarının görevlerini hakkıyla yapıp yapmadığını anlayabiliriz. Belki de konuyu işlemeye Edebiyatçı- Yazar Mehmet Kaplanın"Düşünürler kalemlerini çağın ihtiyaçlarına göre kullanırlarsa, topluma ve insanlığa yararlı olurlar" sözünü hatırlatarak başlamak daha isabetli olacaktır. Bu sözden yola çıktığımızda, “alternatif düşünceler” toplumun ilerlemesinde, ülkenin ilerlemesinde farklılıkları ortaya koymak ve eksiklikleri gündeme getirmek açısından büyük bir ihtiyacı karşılamaktadır sonucuna varabiliriz. Günümüzde teknoloji belli bir noktaya geldi. Bu ilerleme ile görsel anlatım yazılı anlatımın yerini aldı. Teknolojinin ilerlemesi, kitap, dergi, gazete okuma oranını menfi yönde etkiledi. Gazeteler internet siteleriyle yarışmak mecburiyetinde. Durum bu iken yinede yazmak gerek. Bir görev olarak yazmak gerek, bir insan olarak yazmak gerek, bir mümin olarak yazmak gerek. Doğruyu ve hakkı yazmak gerek. Yazımızın başında sorduğumuz soruya geri dönersek, Köşe yazarı elbette düşüncelerini ve inandıklarını yazar. Çünkü yazmak bir tebliğ metodudur. Dolayısıyla bir insanlık ve müminlik vazifesidir. Alternatif görüşlerin ortaya çıkması hem ferdi hem de toplumu olumlu yönde etkiler ve dönüştürür. Eğer yazan kişi düşünen, okuyan bir kişiyse elbette “ideali” doğrultusunda yazar ve taraf olur. Bu gayet doğaldır. Köşe yazarı hakkın ve halkın tarafında yer almalıdır. Topluma alternatif düşünceler sunmalı, eksiklikleri dile getirmelidir. Alternatif düşüncelerin ve eksikliklerin kaleme alınması fertlerin ve toplumun dönüşümüne katkısı olmakla beraber, eksikliklerin giderilmesinde de kamuoyu oluşturur. Kamuoyunun oluşması, toplumun karşı karşıya kaldığı sıkıntıların ve eksikliklerin giderilmesini beraberinde getirir.  Böylece köşe yazarları görevlerini ifa etmiş olurlar. Belirttiğimiz gibi, ideali olan elbette taraftır. Bunun aksini idea etmek doğru ve inandırıcı olmaz. Tabi burada önemli olan kişilere ve olaylara karşı takınılan tavırdır, yaklaşım tarzıdır. Taraf olması, asla objektif yaklaşımı etkilememelidir. Kullanılan üslup ahlaki olmalıdır. Taraf olmak konusu  iyi anlaşılmalıdır. Taraf olmak, militan olmakla eşdeğer tutulmamalıdır. Veya taraf olmak, propaganda etmek anlamı da taşımamalıdır. Medyada propaganda amaçlı onlarca yazıya rastlayabilirsiniz her gün. Günümüz yazılı ve görsel medyası her dönemde sergilediği yaklaşım tarzını bu dönemde de sergilemektedir.  Kamuoyunu yanlış yönlendirmek ve bazı hakikatleri setretmek amacıyla, bazı köşe yazarlarının yazıları ve düşünceleri gündeme taşınır medya tarafından. Millet, gelişen olaylara o yazarların penceresinden bakmaya zorlanır. Alternatif görüşler yayınlandığı organların köşelerinde kalır, gözden kaçırılır. Ve bu bilinçli bir uygulama olarak cereyan eder. Mesela, geçmişte insanlar Güneri Civaoğlu, Talat Halman, Taha Akyol gibi isimlerin penceresinden olaylara bakmaya zorlanırken bugün, Fehmi Koru, Hüseyin Gülerce, Mehmet Altan gibi isimlerin penceresinden bakmaya zorlanıyorlar. Daha evvel “Siyaset ve Paranın Tahakkümü”  başlıklı yazımızda ekonomik gücün siyaset mekanizmasını etkisi altına almaması gerektiğini ifade etmiş, mevcut siyaset mekanizmasını ekonomik gücün nedenli etki altına aldığına değinmiştik. Aynı husus basın içinde geçerlidir. Siyasi güç ve ekonomik güç medyayı etkisi ve tahakkümü altına almamalıdır. Bu gün  “medya siyasi gücün ve ekonomik gücün etkisi altında değildir” iddiası gerçekçi değildir. Bu iki güç etkisi, gerçekleri yazmakta bir mânia teşkil etmemelidir. Söylediklerimiz olması gerekenler ve temenniler. Ama gerçek böyle değil, işler olmaması gerekenler yönünde cereyan etmektedir. Yukarıda zikrettiğimiz yazar tipi yerelde de mevcuttur, bir o kadar da etkilidir. Onlarca misal içinden sadece bir misal konuyu izaha kâfidir. Bayram Ali Kavalcı Beyin bütün yazılarını bahse konu kategoride değerlendirmek mümkündür. Fakat Ak Partinin kuruluş yıldönümü münasebetiyle kaleme aldığı  “On Yaşındaki Ak parti” başlıklı yazısı hem konuya örnek vermemiz bakımından yeterli hem de propaganda noktasında  yazıları arasında zirve yapmış bir yazı. Bugün, ülkemiz tam bir borç patağı içinde yüzmektedir. 2002 yılında 220 milyar dolar olan dış ve iç borcumuz bugün, 580 milyar dolar civarındadır. Hakikat bu iken “IMF’ye 5 milyar dolar borcumuz kaldı ”gibi sözler gerçeği saklamaktır, gözden kaçırmaktır.  2011 yılı tahmini bütçesinde 47,5 milyar dolar borç faizi ödeyeceğimiz öngörülüyor. Bu rakamlar  vahametin ve çıkmazın resmidir. 2002’de asgari ücret (251 milyon lira) ile 251 kilo ekmek alınırken, 2011’de asgari ücret (630 lira civarında) ile 221 kilo ekmek alınıyor. Halkın satın alma gücü gün geçtikçe azalıyor, buna karşılık kişi başına borçlar artıyor. Dış politikada, “komşularla sıfır sorun” politikası tamamen çökmüş durumda. İsrail ile didişmemiz devam ederken ticari beraberliğimiz rakamsal olarak artarak büyüyor ve gelişiyor. Bu ve bunun gibi onlarca örnek verilebilir. Rakamlar ortadayken Bayram Ali Bey, halkın gözünden gerçekleri saklamaya matuf, pis bir propaganda kokan, köşe yazarlığı görev ve prensipleri dışında kalan, “On Yaşındaki Ak parti” başlıklı yazısında “…14 Ağustos 2001’de kurulan Adalet ve Kalkınma Partisini kapatmalar, sözlü tehditler, muhtıralar, konjoktürel gibi demokrasi dişi müdahalelerle karşı karşıya kaldığı badireleri yasal yollarla bertaraf ederek, üstelik ülkeyi batmış ekonomisini kısa zamanda düzelterek, ekonomik ve finansal başarılar başta olmak üzere her alanda hayal edilemeyecek süre de ve şekilde büyüterek, içerde ve diş dünyada itibarlı, saygın ve sözü geçen bir Türkiye olarak yeniden ayağa kaldırması, demokrasimiz ve yakın siyası tarihimiz açısından gelecek nesiller tarafından takdirle anılacak bir on yıldır…” cümlelerini kaleme alıyor. Sanırım idealleri uğruna taraf olmak, halkın ve hakkın tarafı olmakla propaganda arasında ki ince çizgiyi göstermiş oldum. Sanırım Fehmi Koru ve Hüseyin Gülerce gibi yazı kaleme almanın bir misalini vermiş oldum. Erden İmrek 07.10.2011 tarihinde Evrensel’de  “Başbakan Annesini Toprağa Verecek” başlıklı bir yazı kaleme aldı. İmrek, Başbakanın anne acısını siyaset malzemesi yaparak “Birkaç gün önce savaş tezkeresini TBMM Genel Kurulu’ndan geçirerek yasalaştıran Başbakan Erdoğan dün annesini yitirdi. Bu gün annesini toprağa verecek. Öncelikle Başbakana ve ailesine başsağlığı diliyorum. Bu vesile ile Başbakan Erdoğan’ın çatışmalarda ölen çocuklarını toprağa veren anne ve babaları düşünmesini, bir kez daha savaş politikalarını gözden geçirmesini tavsiye ediyoruz…”  cümlelerine yer vermiş yazısında. Biz bunu da doğru bulmuyoruz, ahlaki bulmuyoruz. İnsanların acıları siyaset malzemesi yapılmamalıdır. Bayram Ali Bey ve gibilerinin gerçekleri saklayan, propaganda amaçlı yazılarını nasıl eleştiriyorsak, İrmek ve gibilerinin yazılarını da öyle eleştiriyoruz. Kalem oynatırken hakkın ve halkın yanında yer almak lazım. Korkularımız, siyasi düşüncemiz, ideolojimiz, gelecek kaygımız bizi asla gerçekleri saklamaya ve aşırılık yapmaya sevk etmemelidir. Zaman gelir Bayram Ali Kavalcı, Fehmi Koru, Erden irmek gibiler halkın vicdanında mahkûm olurlar ve tarih onları acımasızca yargılar. Bunu asla temenni etmeyiz. Not: İnnalillahi ve inna ileyhi raciun. Hepimiz O’ndan geldik, yine O’na döneceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan hanımefendinin vefatına ziyadesiyle üzüldük. Merhume’ye Cenab-ı Allah’dan rahmet, Sayın Başbakana  ve aile efradına sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Mekanı cennet olsun.  
Kaynak: Editör:
Etiketler: Köşe, Yazarı, Ne, Yazmalı?, Yâda, Bayram, Ali, Beyden, “Kaval”, Taksimi ,
Yorumlar
Haber Yazılımı