Haber Detayı
21 Mart 2012 - Çarşamba 18:42 Bu haber 130 kez okundu
 
İSLAM YERİNE DEMOKRASİ İSTİYORLAR
- Haberi
İSLAM YERİNE DEMOKRASİ İSTİYORLAR

  İSLAM YERİNE DEMOKRASİ İSTİYORLAR     Arap Barıyla, zaman içerisinde değişime ve dönüşüme uğrayan  İslami Hareketlerde ki  değişim ve dönüşümü görme imkanı bulduk. Türkiye’de ki  tarikatların, cemaatlerin ve Müslüman halkın 28 şubat dönemi yaşadığı baskı sonrası gelen, daha sakin ve baskısız ortamla yaşadıkları değişim ve dönüşümü, diğer Müslüman ülkelerdeki İslami Hareketlerinde yaşadığını Arap Baharı sürecinde görmüş oluyoruz. 1923 sonrası başlayan baskı Türkiye’de ki Müslümanları etkilemiş, batının İslam aleminde ki farklı ülkelere yaptığı müdahaleler sonrası ortaya çıkan hazin tablo Türkiye’de ki Müslümanları mevcut zilletten kurtuluşun tek çaresi “İslam Birliği”dir  noktasına taşımıştır. Aynen, diğer Müslüman halklarda İslam coğrafyasında yaşanan zulüm ve gözyaşından etkilenerek  kurtuluşun tek çaresi “İslam Birliği”nin kurulmasıdır noktasına gelmiştir. Müslümanların bu noktaya gelmesinin tek nedeni Türkiye’de ve İslam coğrafyasında yaşanan zulüm, gözyaşı ve savaşlar değildir. 1969 yılında ortaya çıkan Milli Görüş hareketi ve bu hareketle ortak çalışmalar yürüten Cemaati İslam, İhvan-ı Müslimin, En-Nahda gib İslami Hareketlerin yürüttüğü politikalar, İslam Birliğinin kurulması bakımından yaptıkları çalışmalar ve Adil Düzen gibi ortaya çıkardıkları sistemler, bunları aralıksız anlatmaları ve halkla buluşturmaları da“Müslümanların bu zilletten kurtuluşunun  tek çaresi İslam Birliğidir” şuuruna ulaşmalarında Müslümanların üzerinde büyük katkıları olmuştur. Erbakan hocanın başbakanlığı döneminde kurulan D-8 organizasyonu ise, Müslüman halkların zihinlerinde oluşan “kurtuluşun tek çaresi İslam Birliğidir” inancını pekiştirmiştir. Çünkü, Müslüman halklar, kurtuluşu her ne kadar İslam Birliğinde görse de, buna inansa da, İslam Birliğinin kurulabileceğinden, bu oluşumun başarılabileceğinden endişeliydiler. D-8 bu açıdan çok önemlidir, kuşkuları gidermiştir. İslam Birliğini kurmayı amaç edinen, emperyalizmin kendisini ve tüm aygıtlarını inkar eden, karşı çıkan, adeta savaş açan İslami Hareketlerin bugün geldikleri nokta ciddi bir araştırma konusudur. Bu değişim ve dönüşüm bilimsel olarak araştırılmaya değer bir konudur. Çünkü, dün İslam Birliğinin kurulması gerektiğini söyleyen, savunan ve bunun için çabalayan İslami Hareketler, Arap Baharı çerçevesinde ülkelerinde yıkılan diktatörlüklerin yerine  yeni sistem veya düzen olarak “İslam yerine demokrasi” istiyorlar. Arap Baharını bir değişim, halkın haklı isyanı gibi tanımlarla ifade etmeye çalışan İhvan-ı Müslimin bugün, yetkililerinin yaptıkları konuşmalarla değişimin ve dönüşümün sinyallerini veriyorlar. Tunus’ta ki İslami Hareket En-Nahda’nın lideri Gannuşi, Zeynel Abidin Bin Ali’nin iktidardan düşmesi akabinde sürgünde bulunduğu İngiltere’den ülkesine dönerken yaptığı açıklamada ki “Türkiye’de ki Adalet ve Kalkınma Partisini örnek alıyoruz” ifadesi değişimin ve dönüşümün  beyanı olarak değerlendirilebilir. En-Nahda son seçimde Tunus’ta birinci parti oldu. Amerika’nın ünlü gazetelerinden The New York Times'ta Anthony Shadid imzası ile çıkan makale de Anthony Shadid,   Tunus'ta En Nahda Partisi üyelerinden Said Fercani adında bir Müslümanın görüşlerine yer  verdi . Said Fercani İngiltere’de sürgündeyken fikirlerinin nasıl değiştiğini, dönüşümün nasıl olduğunu anlatıyor. Fercani Müslüman Kardeşler'deki değişime de vurgu yapıyor. Müslüman Kardeşlerde En-Nahda gibi bir dönüşüm ve değişim yaşadı. Mübarek’in baskısı altında yıllarca siyaset yapan, bir çok lideri asılarak şehit edilen Müslüman Kardeşler,  mevcudiyeti boyunca hep savunma pozisyonunda olmuştur. Son seçimlerde birinci parti olan İhvan-ı Müslimin, savunma pozisyonunun dezavantajıyla karşı karşıyadır. Çünkü, mücadelesi hep savunma şeklinde olan İhvan’ın ekonomi, dış politika ve benzeri ve diğer alanlarda bir politikası yoktur. Milli Görüş hareketinin 1999’lı yıllarda yaşadığı yenilikçi-gelenekçi tartışmasını ihvan bugün yaşamaktadır. İhvan’da ki değişimin temel nedeni de budur.  Aslında İslami hareketlerde ki değişim kendi ülkeleriyle ilgili bir husus değildir. Irkçı emperyalizmin Yeni Dünya Düzeninin bir gerekliliğidir. Artık Mezepotomya, Fırat’la Nil arasında ki bölgede bulunan Müslüman ülkelerde hakim olacak siyasal sistem Angla Sakson laisizmidir. Başbakanın Mısır seyahatinde tavsiyede bulunduğu Laiklik, Fransız Laisizmi değildir. Yeni sistemin ağabeyi Türkiye’dir. Dolayısıyla  bölgede yaşanan gelişmelere tarihi birikimle, ilimle ve doğru bilgilerle yaklaştığımızda bu fotoğrafı görememek imkansızdır. İslami Hareketlerde ki değişimin Yeni Dünya Düzeninin bir gerekliliği olduğunun en bariz işareti, değişime uğrayan hareketlerin verdikleri mesajlarda saklıdır. Bir misalle bunu desteklemek gerekirse, En Nahda Lideri Gannuşi İngiltere dönüşü ne demişti?  “Türkiye’de ki Adalet ve Kalkınma Partisini örnek alıyoruz” ifadelerini kullanmıştı. İhvan-ı Müslimin Mısır’da ve Suriye’de kurdukları iki partinin ismi de Adalet ve Kalkınma Partisi’dir.  Değişimin ortak dili, “Türkiye’de ki Adalet ve Kalkınma Partisini parti olarak örnek alıyoruz, devlet olarak da Türkiye’yi”. Çünkü, Türkiye değişimin yaşandığı ilk ülkedir. Türkiye’de ki Müslümanların algıları, inançları, öncelikleri ve değerleri Ak Parti İktidarı sürecinde değişmiştir.  Değişimi ilk yaşayan ülke Türkiye, değişimi yapan ise Ak Parti’dir. Türkiye’de toplumun değişmesini sağlayan en büyük olgu tarikat ve cemaatlerin değişimidir. Değişim sürecinde olan İslami Hareketlerin değiştiklerini ifade ederken Türkiye’yi ve Ak Partiyi örnek göstermelerinden daha doğal ve manalı bir hareket olabilir mi? Bu yazımızda İslami Hareketlerde ki değişimi ele aldık. Bu değişimin nedenleri ve süreci başka yazıların konusu….
Kaynak: Editör:
Etiketler: İSLAM, YERİNE, DEMOKRASİ, İSTİYORLAR ,
Yorumlar
Haber Yazılımı