Haber Detayı
06 Ağustos 2012 - Pazartesi 18:37 Bu haber 205 kez okundu
 
İslam Aleminin Mevcut Durumunun Müsebbibi Sadece Batı Medeniyetimi (!)
- Haberi
İslam Aleminin Mevcut Durumunun Müsebbibi Sadece Batı Medeniyetimi (!)

İslam Aleminin Mevcut Durumunun Müsebbibi Sadece Batı Medeniyetimi(!) 20. Yüzyılda başlayıp 21. Yüzyılda da devam eden İslam Aleminde ki zulüm ve kaosa Arap Baharı ve Arakan’da ki katliam, hatta soykırım bir kez daha Müslüman toplulukların dikkatini çekmiş ve farkındalık oluşturmuştur. Ortadoğu;  medeniyetlerin beşiği ve inançların çıkış coğrafyasıdır. İnançların kutsal mekanlarını barındıran Ortadoğu,  batıl  inançların mensupları tarafından kendi egemenlik alanları olarak görüldüğünden her dönem savaşların merkezi, güç gösterilerinin yapıldığı meydan olmuştur. İslam Alemi bu baskı ve zulümlerin bertaraf edilmesi için bir çok aksiyoner hareketlerde bulunmuştur. İç parçalayan mevcut durumun nedenlerini  konuşan ve araştıran Müslüman münevverler çözüm önerilerinde  bulunmuşlardır. Bu çerçevede ki tarihi incelediğimizde, İslam Aleminin mevcut durumunun sebebi batı, batı medeniyeti ve Siyonist düşüncenin  bölge üzerinde ki inançları ve bu inanç çerçevesinde ortaya koydukları politik yaklaşım ve eylemler olarak  gösterilmiştir. Bu yaklaşım veya tespit doğrudur, fakat eksiktir. İslam Aleminin bir asırdan fazladır içinde bulunduğu mevcut durum araştırmacı, yazar, akademisyen ve siyasetçileri batı, batı medeniyeti ve Siyonizm üzerine araştırma yapmaya sevk etmiştir. Bu konuda sayısız kitaplar, beyanlar hazırlanmış konferanslar ve paneller yapılmıştır.  Diyebiliriz ki batı, batı medeniyeti ve Siyonizm’in inancı, inanç temelleri  ve inançlarının onları sürüklediği politik tavrı ve hakimiyet projeleri noktasında bilinmeyen pekte bir şey kalmamıştır. İslam Aleminin tespitlerinde ki eksiklik ise şudur; eski Müslümanların (1) İslam algısıyla günümüz Müslümanlarının İslam algısında ki farklılık. Eğer bu farklılığı fark edemediğimiz sürece mevcut durumun nedenini tam olarak anlamamız mümkün değildir. Dolayısıyla İslam Aleminin mevcut durumunun nedenlerini üç başlıkta toplamak daha doğru olacaktır; 1-   Batı Medeniyeti ve Siyonizm 2-   Günümüz Müslümanlarının İslam algısında ki eksiklik 3-   Müslümanların birlik olamaması, başsızlık. Mevcut Müslümanların İslam algısında ki problemleri açık bir şekilde ortaya koymak için eski Müslümanların ve şimdiki Müslümanların İslam algısını karşılaştırmak en doğru yol olacağı kanaatindeyiz. Biz  Müslümanlar İslam’ı, pratik hayatımızın dışında yapmak zorunda olduğumuz bir takım ibadetler manzumesinden ibaret olarak görüyoruz. Mesela;  namaz kılmak, oruç tutmak vs. gibi.  Bu dönüştürülmüş, özünden uzaklaştırılmış bir Müslüman algısıdır. Daha net bir ifade ile İslam’ı tam olarak anlamamak demektir.  Tarif ettiğimiz (ve mevcut olan) İslami algı ile Müslümanlar ibadet sırasında tam bir içtenlikle Allah’a dönerken pratik hayatta, hayatın icaplarından herhangi birini yerine getirirken  yüzlerini başka bir cihete çevirebilmektedirler. Pratik hayatta Allah’ın ahkamını dikkate almamak ise İslam Alemini sebebi felakete sürüklemektedir. Çünkü, hak olan İslam’a inanan Müslümanlar, pratik hayatta yüzlerini başka cihetlere çevirmek suretiyle batıla sapmaktadırlar. Bu sapma ise zilleti, delaleti ve felaketi beraberinde getirmektedir. İslam’a inananların İslam’ı ibadet dini gibi görmesi, pratik hayatta batıl batı medeniyetinin öngördüğü sistemi benimsemesi, savunması ve arzulaması, İslam’ın pratik hayata dair ahkamını (bilerek veya bilmeyerek)yok sayması  eski Müslümanlarla algı farklılığını ortaya koymakla beraber batı medeniyetinin fikren bir kuşatmışlığının da en açık delilidir. Peygamber Efendimizin, sahabelerin ve onlara tabi olanların anladığı İslam ise bizim bugün anladığımızdan çok farklıdır. Onlar İslam’dan nefsin (kişinin kendisi) bütünüyle Allah’a teslim olmasını anlıyorlardı. Peki nefsin tümüyle Allah’a teslim olması ne demektir? Nefsin tümüyle Allah’a teslim olması; ‘insan bütün varlığını, her şeyini yaratıcısı olan Allah’a  yöneltmeli, düşüncelerini ve pratik hayatını İlahi Nizam’a  uygun düşecek şekilde şekillendirmeli’ demektir.  Bu çerçevede Müslüman, bütün insanlığın dünya ve ahret saadetine ulaşmaları için ilahi ahkamın hüküm sürdüğü bir dünyanın oluşmasını sağlamak için mücahade etmelidir. Biz, mevcut Müslümanlar İslam’a girişin şartı olan Kelime-i Tevhid-in manasını tam olarak anlayamamaktayız.  Kelime Tevhid  ‘la’  kelimesiyle yani nefi ile, reddederek başlıyor. Biz ‘la’ kelimesiyle batıl olan düşünceleri ve sistemleri reddederiz.  Allah’ın bize gönderdiği İslam’a aykırı düşecek tüm prensipleri ve nizamları kabul etmeyeceğimizi beyan ederiz. Kelime-i Tevhid’in ikinci bölümü olan tahsis harfi olan ‘illa’ ile de İlahi Nizama inancımızı ve yaratılış gayemizi anladığımızı ifade ederiz. Ayrıca hayatımızı İlahi Nizama münasip olarak yaşayacağımızın da sözünü veririz. Kelime-i Tevhidi eski Müslümanlar böyle anladığından dolayı ‘Lailahe İllallah. Muhammedün Resulullah’ cümlesi onların hayatlarında ve dönemlerinde pratik hayatta önemi olmayan, kalbin derinliklerine nüfuz ederek yerleşme imkanı bulamayan, veya sadece dudakların arasından çıkan basit bir söz şeklinde müteala edilen bir kelime olarak kalmamıştır. Bu inançtan dolayı eski Müslümanların alınlarına hiçbir millet zillet mührünü vuramamış ve dönemlerine  Asrı Saadet  denilmiştir. Ayrıca Tevhid, eski Müslümanların vahdetinin de (birlik ve beraberlik) temel taşıdır. Tevhid, inançta Allah’ın  ibadete ve övgüye layık tek ilah olduğunu, İslam ise bir hayat nizamı olarak tek din olduğunu ifade ettiği gibi Müslümanlarında vahdetinin temel unsuru olmuştur. Müslümanların vahdeti ise Kur’an’ın emridir.  Nitekim Allah’ımız Kur’an-ı Kerimde “…Ve hepiniz Allah Teâlâ'nın ipine sımsıkı sarılınız ve birbirinizden ayrılmayınız…”(2) buyurmaktadır. Usul’u Fıkıh kaidesi olarak emri hazır vücub’a (farza) nehyi hazır  harama delalet eder.  Ayeti incelediğimizde görürüz ki “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın”  manası ‘i’tesimu’ kelimesi ile,  ayette ki “birbirinizden ayrılmayın” manası ise ‘la’teferreku’  kelimesi ile ifade edilmiştir. Ayeti Kerimede ki   ‘i’tesimu’ kelimesi emri hazırdır, ‘la’teferreku’ kelimesi ise nehyi hazır. Dolayısıyla yukarıda ifade ettiğimiz Usul’u Fıkıh kaidesi çerçevesinde ayeti tahlil ettiğimizde, Müslümanların bir ve beraber olmaları, vahdeti sağlamaları Müslümanlar üzerine farz, ayrılmaları, bölünmeleri , tefrikaya düşmeleri ise haramdır. Çünkü  İlahi Nizamın hakimiyeti ancak ve ancak vahdetle mümkündür. Ayeti kerimenin tefsirine baktığımızda ulemanın bir çoğu ayrılığın azap ve rezillik olduğuna işaret etmiştir. Mevdudi  ise ayeti şu şekilde tefsir etmiştir; "Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın" ifadesi, müslümanların Allah'ın yoluna en büyük önemi vermeleri, dini, tüm ilgilerinin merkezi yapmaları ve onu yaymak için güçlerinin sonuna kadar çabalayıp, ona hizmette işbirliği yapmaları gerektiği anlamına gelir. Bu ipi gevşettikleri ve onun ana prensiplerinden uzaklaştıkları anda bölücülükten şikâyet etmeye başlayacaklar ve daha önceki peygamberlerin kavimleri gibi bölümlere ve alt-bölümlere ayrılacaklardır. Bunun bir sonucu olarak, geçmiş peygamberlerin ümmetleri bu dünyada da, ahiret'te de rezil olmuşlardır.”  (3) Müslümanların birliğinden, beraberliğinden bahseden bazı İslami hareketlerde ki iç tefrikanın sebebi; insanın algısını körelten, gözünü perdeleyen ve benzeri olmayan bir hırsla çepe çevre saran şöhret, makam, mevki, enaniyet gibi zafiyetler olabilir. Fakat gerçek hakikat, Kelime-i Tevhid’in kamil manada hazmedilememiş olması ve algalanamamasıdır. Neticei kelam; İslam Aleminin mevcut  durumunun müsebbibi olan üç ana unsurdan biride, Müslümanların İslam algılarında ki eksikliktir. Yani bir başka değimle, İslam Aleminde ki sıkıntının kaynağı biz Müslümanlarız. Aynı şekilde mevcut durumun değişmesinin de kaynağı biziz.  İslam’i algılar eski Müslümanlara ne kadar yaklaşırsa Müslümanların durumu o derece iyileşecek ve üzerlerinde ki zillet o derece kalkacaktır. Kaynak 1-   “Eski Müslümanlar” ifadesi  Ümmü-l Kur’a Üniversitesinde ‘İslamiyet mukayeseli dinler’ dersi  Profesörlüğü yapan, Seyyid Kutubun en küçük kardeşi Muhammed Kutub’a aittir. 2-   Ali İmran- 103 3-   Tefhim’ul Kur’an, Mevdudi, Ali İmran Suresi 103. Ayeti Kerimenin tefsiri.    
Kaynak: Editör:
Etiketler: İslam, Aleminin, Mevcut, Durumunun, Müsebbibi, Sadece, Batı, Medeniyetimi, (!) ,
Yorumlar
Haber Yazılımı