Haber Detayı
26 Mart 2012 - Pazartesi 02:47 Bu haber 113 kez okundu
 
İNSANI DOĞRU YOLDA EĞİTEBİLMEK
- Haberi
İNSANI DOĞRU YOLDA EĞİTEBİLMEK

İnsanı eğitmek sanırım en zor işlerden biridir. İnsan yaşamı boyunca eğitiliyor. Önce ailesinden eğitim alıyor. Sonra çevresinden daha sonra da okul eğitimleri başlıyor. Tabii bu arada yaşam eğitimi dediğimiz çevre eğitimi de devam ediyor.  Okullarda hep iyi insan yetiştirmek için eğitim veriliyor. Ama nedense bu eğitimler iyi bir insan olmak için hiçbir zaman yeterli olmuyor. İyi eğitimli insanlarda yolsuzluk yapabiliyor, onlarda eşlerini döğebiliyor. Dini eğitim bazılarına göre ahlaklı insan yetiştirir diye düşünülür ama bakıyorsunuz ki o da olmuyor. Dini eğiti alanlarda yolsuzluk yapıyor eşlerini döğüyor dürüst insan olamıyor.   TOPLUMSAL EĞİTİM (ETİK DEĞERLER)   Eğitimler içerisinde en geçerli olanlar toplumları eğitmek. Eğitimli bir toplumda yanlış yapma şansınız kalmıyor. Çünkü yanlışı çevrenizdekiler değerlendiriyor. Yanlış yapanı toplum dışına atmakla suçluyorlar. Düşünün yaptığınız bir yanlışlıktan dolayı toplum sizi dışlarsa ne yaparsınız. Kimse size selam vermese, iş vermese yani sizi insan yerine koymazsa siz bitersiniz. Toplum değerleri için gelişmiş bir ülke eğitilmiş insanlar olmanıza da gerek yoktur. Gelişmiş ülkede olabildiği gibi kabile şeklinde yaşayan toplumlar için de geçerlidir bu kurallar.   Yorgo Kırbaki’nin “Suyun öte yanında” adlı yazısını okudum. Yunan yazar kriz içinde yaşayan Yunan halkını anlatıyor. Bakıyorum da Avrupalıların demokrasinin beşiği diye kabul ettiği Yunan halkının bizden bir farkı yokmuş. Bizde fırsatını bulan herkesin yolsuzluğa meyilli olduğunu söyleriz. Çoğu insanımızda fırsatları değerlendirmesini bilir. Yeşil kart olayında varlığı olanların nasıl kart aldıklarını, başkasının kartlarıyla hastaneye gidildiğini hatta meclistekilerin bile avantalarını nasıl kullandığını bildiğimizden ve en önemlisi bunları yapanlara toplum “helal olsun nasıl becerdi” demesinden destek aldıklarını biliyoruz. Atasözlerimize giren “devlet malı deniz yemeyen domuz” sözüyle yolsuzluklar yaşama girmişti. Yolsuzluk yapan siyasetçimiz hapisten çıktıktan sonra neredeyse omuzlar üstünde memleketlerinde karşılanmışlardı. Nasılsa herkes yapıyor o da yapsa ne olur mantığı doğru kabul edilmişti. Hala da aferin diyoruz ya.. Biz bizde yapılanları gördükçe Avrupalı bunu yapmaz diye düşünüyorduk. Gel gör ki öyle değilmiş. Komşumuz Yunan halkıda bizlerle aynıymış. Kriz olunca sorunlar ortaya çıkmış. Ölen emeklilerin maaşlarını hala alanların sayısı oldukça fazlaymış. Zakinthos adasında tam 700 tane görme özürlü varmış. Ve hepsi de görme özürlü olduklarından devletten ayrıca para alıyorlarmış. Yıllarca devam eden olayda görme özürlü şoförler de varmış. Geçen yıllarda devlet bu özürlülere 2.5 Milyar Euro ödemiş. Kriz onları da uyandırmış. Demişler ki tekrar doktor kontrolü ve raporu isteyeceğiz. Bu 700 kişiden 600 kişisi doktora gitmemiş. Maaştan otomatik olarak vazgeçmişler. Geride kalan 100 kişi gerçekten görme özürlüymüş…   10 binlerce rahmetli maaş almaya devam ediyordu. Varisleri ise bildirmeye zamanım olmadı, unuttum vs diyebiliyorlardı.   Hani bizde olmuştu ya devletimizi yönetenlerden birinin eşi bulunan paralarla ilgili kaynanamdan kaldı diyerek sorunu halletmişti. Yunanistan dada bir bayan memurun evinde yapılan aramalarda karton kutular içinde 1 Milyon Euro bulununca kadın “haberim yok “koçasıda “hiç dikkat etmedim” diyebiliyor. Devamında o rüşvet dönen büroda çalışan 57 personelin işine son veriliyor.   Yok birbirimizden farkımız! Hepimiz insanız…….
Kaynak: Editör:
Etiketler: İNSANI, DOĞRU, YOLDA, EĞİTEBİLMEK ,
Yorumlar
Haber Yazılımı