Haber Detayı
05 Ekim 2011 - Çarşamba 19:46 Bu haber 309 kez okundu
 
EĞİTİMDE YENİ DÖNEM
- Haberi
EĞİTİMDE YENİ DÖNEM

  Milli Eğitimde Yeni Dönem   Türkiye’nin en önemli meselelerinden biri eğitimdir. Hele son yıllardaki gelişmeler, küresel düzeydeki etkileşimler, teknolojinin sınırsız ve kontrolsüz bir şekilde yayılması eğitimin önemini daha da artırmaktadır.   Eğitim-öğretim yılına her yıl olduğu gibi, bu yıl da sorunlarla başladık. Bunların başında öğretmen açığının bir türlü kapatılmaması gelmektedir. Öğretmen adayı sayısının 300 binle ifade edilip, ihtiyacın 150 bin, 2011 yılında atananların sayısının ise 32 bin 500 civarında olduğunu görünce şaşmamak elde değil. Hele, geçen yıl ücretli öğretmen sayısının yaklaşık 70 bin olduğunu duyunca hayretimiz bir kat daha artıyor. Anlaşılan, öğrencilerimiz bu sene de karşılarında epeyce ücretli öğretmen görecekler.   Yine okulların fiziki donanımlarının yetersizliği, personel ve hizmetli istihdamının çok sınırlı oluşu, ayrıca hizmet alımı için kaynak ayrılmayışı gibi konular bu sene de yöneticilerimizi bir hayli yoracak gibi. Yöneticilerimize Allah sabır ve kolaylık versin. Bunlarla birlikte, kurumunda 4/C’li personel bulunan idareciler varsa, onlara Allah iki kere sabır versin demek lazım. 4/B’lilerin kadroya geçmesi için sendika olarak çok gayret gösterdik. 4/B’li sözleşmeliler kadroya geçtikleri için bu yıl onlardan eğitim adına ümitli olduğumuzu belirtmek isterim. 4/C’li personelin moral ve motivasyonunu sağlamak için onların da bir an önce kadroya geçirilmeleri gerekmektedir.   Bakanımızın 18 Eylül de TRT haber de yapmış olduğu söyleşide öğretmenlerin artık üç ay tatil yapmayacaklarını söylemesi eğitim öğretime heyecanla başlayacak öğretmenlerimizi şok etmiş, heyecanlarını yitirmelerine sebep olmuştur.   Bir başka olumsuz gelişme okulun açıldığı ilk hafta okullara yollanan müfettişlerin yeni adıyla denetçilerin okul idaresini bağış alıp almadıklarını denetlemek amacıyla teftişe gelmeleri okullarımızı tedirgin etmiştir.Bakanlığımız tarafından okulların harcamalarının karşılanması için hiçbir kaynak ayırmadan bu işleme girişmesi tasvip edilemez.   Evet, eğitimde yeni bir dönem dedik.   652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Bakanlık teşkilat yasası tamamen değişti. Yasanın, birkaç maddesi hariç, olumlu olduğunu düşünüyoruz. Özellikle özür grubu atamalarının yılda bir defa yaz aylarında yapılacak olması, Şubat ataması bekleyen yüzlerce öğretmeni hayal kırıklığına uğratmıştır. Umarım bu konu Şubat ayına kadar sendikamızın da girişimiyle eş durumu tayinleri açılır   ve öğretmenler Şubat soğuğunu yaşamazlar. Yine yönetmeliklerle düzenlenebilecek konulardan bazıları kanunlaşmış oldu ve yeniden dönüş de artık kolay değil. Bu birkaç konunun dışında yasa Milli Eğitim Bakanlığı açısından bir reform niteliği taşıyor.   Yıllarca söyleyip durduğumuz “ek ders ücretlerini derse girenler almalı, derse girmeyenler tazminat ya da başka bir ad altında ücret almalıdır” görüşümüz bu yasayla yürürlüğe girdi. Yine zaman zaman yapılan ‘hantal bürokrasi’ eleştirisine kısmi çözüm, mevcut yasa ile getirilmiş oldu. Böylece, bürokratların “12 kere gönderdiler, 13 kere geri geldim”kargaşasına son verilmiş olacak. Artık herkes işini yapacak. Bakanlık bürokratı, bürokrat da bakanlığı ile didişmeyecek; mahkeme kapılarında boş yere zaman geçirilmeyecek.   Bakanlıkta ve okullarda vesayetin izlerinin silinmesi bakımından yasanın başlangıç kısmının değişmesi ise, ayrıca olumlu bir gelişmedir. 82 Anayasası’nın başlangıç kısmını çağrıştıran bir bakanlık yasasından, vesayete kapı aralayacak bölümleri çıkarılan, daha özgürlükçü, daha kapsayıcı ve kuşatıcı bir teşkilat yasasına dönüşmesi olumlu bir gelişmedir. Aslına bakarsanız yeni hükümetin ve yeni bakanın en önemli işlerinden biri, vesayetin ortadan kaldırılmasına çalışmak olmalıdır. Yeni bakandan bunu bekliyoruz.   Bunun için 18. Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlar hayata geçirilmelidir. Bunlar arasında Milli Güvenlik derslerinin branş öğretmenleri tarafından verilmesi, 28 Şubat artığı kesintisiz eğitimden vazgeçilip 1+4+4 modeline dönülmesi, din eğitiminin önündeki engellerin kaldırılması ve din eğitimi dersinin okullarda seçmeli ders olarak okutulması, haksız ve hukuksuz başörtüsü yasağının yasa ve yönetmeliklerden çıkarılması, katsayının kaldırılması ve değerler eğitimine ağırlık verilmesi gibi konular ilk akla gelenler arasında yer alıyor. Bu arada, sözünü ettiğimiz sorunlarla ilgili olarak bu ay içinde iki uygulamayı alkışlamayı da ihmal etmeyelim.   Birincisi, 16 Eylül 2011’de YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın basına yaptığı açıklamasında, 1998 yılında uygulamaya konulan meslek liselilerin alanları dışındaki bölümlere girişini zorlaştıran ve engelleyen “farklı katsayı” uygulamasını gelecek dönem için kaldıracaklarını belirtmesidir. Yapılacak bu girişimle, 13 yıldan beri liseler arasında bugüne kadar yapılan ayrımcılığa ve haksız uygulamaya son verilecek ve yasalarda yer alan “eğitimde fırsat eşitliği” sağlanmış olacaktır. Ayrıca öğrenci kaydolduğu meslek lisesinde kendisini çok verimli bulmuyorsa, üniversitede mesleğini değiştirme imkânı bulup hayat boyu verimsizlik duygusunu yaşamadan geleceğini inşa etme fırsatını bulmuş olacaktır. YÖK’ün bu çabasını destekliyor ve bir an önce katsayı mağdurlarına kesin müjdenin verilmesini istiyoruz.   İkinci olarak, 17 Eylül’de, toplumun ve ailelerin kültürel tercihlerini dikkate alan yeni bir gelişme yaşandı. Aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılan değişikle Kur’an kurslarına yaş sınırlaması getiren düzenleme yürürlükten kaldırıldı. 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da değişiklik öngören Kanun Hükmünde Kararname, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş oldu. Bu düzenlemeler, engellerle örülen toplumun artık kendi doğal akışına doğru ilerlemekte olduğunu göstermektedir. Bütün bunlar, ne kadar yasaklar konulmuş ki, bu yasakları kaldırmak bu kadar uzun zaman aldı diye düşündürmektedir. Dileğimiz, daha üretken ve özgür topluma doğru ilerlemektir.   Kültürel ve medeni sermayemizin sürdürülmesi ve “değerler eğitimi” açısından bu iki uygulama çok önemlidir. Çocuklarımızın eğitiminde toplum, aile ve bireyler olarak biz de artık söz sahibi olmalıyız. Çocuklarımızın her ihtiyacını karşılayan bizler, nasıl eğitim alacağına da karar verebilmeliyiz. Devletimiz de bunun yollarını açsın ve kolaylaştırsın. Devletin görevi budur. Buyurgan devletten, toplumu ve vatandaşı dinleyen, gözeten devlet anlayışının hâkim olduğu bir yapıya geçilmelidir. Dönüştürmekten ziyade, var olanı geliştirmek, yeni gelişmelere ve ufuklara açılmak gerekir. Kısacası, bir kurum olarak devlet, değer yüklü insanlar için varlığını göstermeli ve bu fonksiyonunu sürdürmelidir.   2011-2012 eğitim-öğretim yılı tüm öğrenci, öğretmen ve velilerimize hayırlı olsun. Daha başarılı bir eğitim ve öğretim dönemi geçirmek dileğiyle.     Seyfettin AFACANLAR Eğitim Bir Sen Rize Şube Başkanı
Kaynak: Editör:
Etiketler: EĞİTİMDE, YENİ, DÖNEM ,
Yorumlar
Haber Yazılımı