Haber Detayı
10 Ağustos 2012 - Cuma 00:18 Bu haber 289 kez okundu
 
Dünya Sevgisi
- Haberi
Dünya Sevgisi

Büyüklerimiz uzun emelin üç sebebinin olduğunu, bunların birinin dünya sevgisi, diğerinin mal sevgisi ve üçüncüsünün de bilgisizlik olduğunu muteber kitaplarında,  sohbetlerinde azaların afetleri olarak yazıp söylemişlerdir. Gerçekten bu asrın insanına baktığımızda kalbin afetlerinden birisinin ve hatta birincisinin dünyalık mal ve makam sevgisinin olduğunu görmekteyiz. Hâlbuki yüce İslam dinimiz, İnsanın kalbinde dünya sevgisi ne derecede varsa ahiretin sevgisi o derecede o kimsenin kalbinden çıkar denmektedir. Sonuçta, kim neyi severse Allah’ta ona istediğini nasip eder. Dünyayı sevenlere dünyayı nasip eder. Çünkü Allah’ın yanında dünyanın hiçbir değeri yoktur. Hâlbuki dünyaya karşı uyanık olmak lazımdır. İnsanda, Allah ve ahiret sevgisini oluşturan ve güçlendiren şey, Allah’ı tanımak ve Allah’a ibadettir. İnsanda dünya sevgisi uyandıran ve kuvvetlendiren şey ise nefsin şehvetlerine uymaktır. Nefsin şehvetleri bu yüzden kötülenmiştir. Dünyaya az da olsa rağbet edip onun hakkında olmayacak beklentilere girmemek gereklidir. Hepimiz görmekteyiz ki, Dünya öyle istikrarsız bir yerdir ki, sağlam olan birden hastalanır, emniyet içinde olan birden korkuya müptela olur, sevinçli olan birden kederlenir, zengin olan bir anda fakirleşir. İşte bu insanoğlu dünyanın zevklerine ve şehvetlerine alışıp, onunla ilgilendiği zaman, dünyadan kopmak artık çok zoruna gider. Kendisini dünyalıktan koparacak olan ölümü aklına getirmek dahi istemez. İnsan, hoşlanmadığı herhangi bir şeyi kendinden uzakta tutmak ister. Ayrıca insanoğlunun sahip olmuş olduğu birçok hoş kuruntular vardır. Bunların isteğine uygun olan birçok şeyin olmasını ister. En büyük dileği de dünyada uzun zaman yaşayıp, zengin ve zevkli bir hayat sürmektir. Uzun yaşaması için kendisine lazım olan şeylerden, makam, şan, şöhret, siyaset, servet, şehvet, ev, çocuklar, dost, binek ve diğer şeyleri temin etmeye çalışır. Kalbi artık devamlı bunlara bağlanır. Ölümü aklından çıkardığı gibi, kendisine ölümün her an biraz daha yaklaştığını da bilmez. Çünkü dünya sevgisi ağır bastığı için artık ölümün dışında çok şey bilmektedir. Ara sıra bir ölüm tehlikesinin gelişi ile karşılaşırsa “Bekle biraz, daha çok zamanın var” diyerek tövbesini geriye bırakmaya çalışır. Büyüdüğü zaman ise “Acele etme henüz ihtiyarlamadın, tövbeni o zaman yaparsın” der. İhtiyarlayınca da “Şu inşaatın var, şu aletin yapılacak, yolculuk var, çocuğun düğün giderleri var. Ev idaresi gerek. Şu adamın hasımlığı ve davaları var” gibi benzer sözler söyleyerek bu şekilde bütün günlerini meşguliyetle geçirir. Biri bitmeden diğeri başlar. “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışır, fakat yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın”  kısmını unutur. Böylece ahireti için yapacağı çalışmayı geriye bırakır. Sonunda ummadığı bir anda ölüm kendisini yakalayıverir. O zaman hasretliği artar, fakat artık iş işten çoktan geçmiştir. Cehennem ehlinin çoğunun maruz kaldıkları azabın sebebi ve feryat etmeleri, bugün yapacakları işi yarına bırakmalarındandır. Bu tehir, sonradan bırakma yüzünden bize yazıklar olsun derler. Zavallı insanın sonraya bıraktığı şey, o sonraya bıraktığı günle kendisi ile birliktedir. O, bu meşgaleden kurtulacağı zannındadır. Hâlbuki dünya meşgalesinden kurtulabilenlerin, sadece ondan vazgeçen ve onu bırakanların olduğunu bilmez. Şair diyor ki; “Dünyada bütün ihtiyaçlarını gören kimse çıkmamıştır. Bir ihtiyaç görülürken diğer ihtiyacı başlar. Netice, Dünyaya bu kadar önem verip onu sevmek akıllı kimselerin işi değildir.
Kaynak: Editör:
Etiketler: Dünya, Sevgisi ,
Yorumlar
Haber Yazılımı