Haber Detayı
24 Şubat 2012 - Cuma 03:39 Bu haber 170 kez okundu
 
DİYARBAKIR'I GÖRDÜM
- Haberi
DİYARBAKIR'I GÖRDÜM

DİYARBAKIR İÇKALEYİ 4 YIL ÖNCE GÖRMÜŞTÜM. ESKİ CEZAEVİNİN JİTEM MERKEZİ OLDUĞUNU YENİ ÖĞRENDİM.BULUNAN KAFATASLARININ TARİHİ MEÇHUL. DİYARBAKIR-Son günlerde yapılan kazılarla meydana çıkan kafatası sayısının 34 e yükseldiği Diyarbakır’daki eski cezaevini 2008 yılın Ekim ayında bende görmüştüm. 2008 yılında Türkiye Gazeteciler Federasyonunun Diyarbakır’da düzenlediği Yerel Medya Seminerine Rize Gazeteciler Cemiyetini temsilen Başkan Sn. Faik Bakoğlu ve Talip Saklı ile birlikte katılmıştım. Bu seminerler çerçevesinde her gittiğimiz yerde tarihi yerleri de gezmek program dâhilindedir. Bu seminerde de Diyarbakır’daki tarihi, doğal güzellikleri gezmek ve görmek fırsatını bulduk. Diyarbakır’ın Sur İlçesinde İçkale denilen yerdeki eski cezaevi ve buradaki tarihi eserler fiziki olarak ilgimiz çekmişti. Diyarbakır müthiş bir eski medeniyet şehri. Bu çevrede binlerce yıllık tarihi olan birçok eser var. Birçoğunda restarosyan çalışması devam ediyordu. Bugün İçkalede doğalgaz dolayısıyla yapıldığı belirtilen kazılarda ortaya çıkan kimliği meçhul kişilere ait 34 kafatasının bulunması tarihe not düşülmesi gereken bir olaydır. Ben ve geziye katılan Gazeteci arkadaşlarım tesadüfen orada bulunup tarihin mistik kokusunu, dokusunu alırken ilerde burada kimliği belirsiz insan iskeletlerinin çıkarılacağını hayal dahi edemezdik. İçkalede çeşitli medeniyetlere ait birçok tarihi eser mevcut. Tarihi eserleri gördük. Bazıları kalıntı halinde yani ha yıkıldı yıkılacak cinsinden. Koruma altına alınıp restore edilenlerde var. 12 Eylül’ün asker döneminde Cezaevi olarak kullanılan yeride gördük ama buranın son zamanlarda adını çok duyacağımız Jitemin merkezi olabileceğini hiç düşünmemiştim. Bugün kazı yapılan yerleri gezerken hayalimden dahi geçmezdi, ayağımı bastığım yerin altında kafatası çıkacağı. Yaşayan insan her an hiç ummadığı olaylarla karşılanabiliyor aynen buradaki Jiteme mal edilen kimliği belirsiz insan iskeletleri gibi. İçkale denilen yerde Restore edilen tarihi eserlerden birisi aklımda kaldığı kadarıyla St. George Kilisesiydi, bu kilisede tamirat vardı. Çok eski medeniyetlerden enson Osmanlıya kadar ulaşan eserler halen ayakta, harap olanlarında onarımları Kültür Bakanlığı tarafından sürüyor. Diyarbakır çok eski bir tarih ve medeniyete ev sahipliği yapmış.   Terörle daha çok anılan Tarih Şehri DİYARBAKIR Şehir de rahat ve güvenli bir şekilde gezmek gayet normal. Hayat devam ediyor. Caddelerde gezerken hemen her köşede binlerce yıllık medeniyet izlerine rastlıyorsunuz. Diyarbakır tarih kokan bir şehir, binlerce yıldır ayakta duran Diyarbakır Kale Surları adeta sembol olmuş. Tarih kokan Diyarbakır merkezde de Osmanlı Selçuklu dahil birçok medeniyetin izlerini görmek mümkün. Muhteşem modern caddeleri, koskocaman apartmanları, leziz ve güzel lokantaları, işyerleri ile İstanbul, Ankara’yı aratmayacak imkânlara sahip. Öğrendiğimize göre Dünyanın en eski surları Diyarbakır surlarıymış. Çin seddinden daha eski bir tarihi var. Bugün halen ayakta duran 1700 m. uzunluğundaki surlar 2 bin yıllık. Bu surlar 26 medeniyete ev sahipliği yapmış. Surlar şehri güvenlik içim öylesine güzel koruyor ki 3 kapıdan başka giriş ve çıkış kapısı yok. Urfa, Mardin, Dağ kapısı isimleri verilmiş bu kapılara. Osmanlının eline geçtikten sonra Diyarbakır düşman işgaline hiç uğramamış.  Diyarbakır’da İçkale, Ulu cami, Hasanpaşa hanı, Cahit Sıtkı Tarancı evi Kültür Müzesi, M.Kemal’in Kolordu Komutanı iken 10 ay kaldığı Gazi köşkünü gezmiştik. GÜNEYDOĞU VE JİTEM KARARGAHI Güneydoğu, 1990'lı yıllarda en karanlık dönemini yaşadı. Olağanüstü Hal ile yönetilen bölgede kan hiç durmadı. Bölücü terör silahlı eylemlerinde sivil, asker, polis ve kadın çocuk ayrımı yapmadan her gün katliamlar yaptı. Bölgesinde 'terörle etkin mücadele' adı altında yürütülen faaliyetlerin olumsuz boyutlarıda yıllar sonra ortaya çıkıyor. Bizimde gezerken gördüğümüz Diyarbakır Cezaevinin ne kadar önemli bir yer olduğunu gelişen olayları okuduktan sonra gördüm. Bugün ziyarete açık olan JİTEM'in eski karargâhının bulunduğu Cezaevi ve İçkaledeki bu alanda Kültür Bakanlığı'nın yaptığı restorasyon çalışması dehşet verici gelişmeleri beraberinde getirdi. Çalışmalarda insan kafatasları bulunması üzerine çok yönlü soruşturmalar açıldı. Diyarbakır'daki bu kazılar, 1990 lı yıllarda bölgede yapıldığı iddia edilen faili meçhul cinayetleri yeniden gündeme getirdi.  Yalnız biz değil o seminere katılan bütün gazeteciler restorasyon çalışmaları devam eden İçkale'de incelemelerde bulundu. Eski cezaevi binası ile eski kilise arasından surlara giden yolda kazı yapıldığını hatırlatan yetkililerden Diyarbakır Milletvekili ve Tarım Bakanı Mehdi Eker basından takip edebildiğim kadarıyla şunları söylemiş."Burada insanlara ait gerek kafatasları gerekse diğer kemikler bulundu. Şu ana kadar 19 tane kafatası kemiği ve diğer kemikler bulundu. Kademe kademe aşağıya doğru iniyor. Kemiklerin hangi döneme ait olduğu, yakın bir tarih mi yoksa eski bir tarihe mi ait olduğu analizler sonucu ortaya çıkacak. Ama görünen bir durum, dar alanda üst üste yığılma şeklinde olduğu. Çok geniş bir alan değil. Bu alan içinde 70-80 santimetre kazılmış, orada kemikler bulunmuş. Biraz da daha derine inildikçe daha fazla bulunmuş, her kademede biraz daha fazla kemik bulunmuş. Sadece kemikler. Bunlara ait herhangi bir metal ya da bir bez parçası bulunmuş değil. Şu anda koruma altında. Soruşturma tamamlandığında her şey netleşecek. Benim izlenimim, dinî bir gömülme tarzı pek görünmüyor. Böyle rastgele atılmış gibi. Aldığımız bilgi de bu doğrultuda. Kemikler bulunduğunda kemiklerin ve kafataslarının duruşu yan yana. Toplu mezar olup olmadığını şu an söylemek doğru değil, mümkün de değil. Çalışmaları bekleyeceğiz." şeklinde konuştu. AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu ise, Diyarbakır İçkale’de bulunan insan kemiklerinin JİTEM dönemine değil İstiklal Mahkemeleri’nden kalma olduğunu iddia etti. Ensarioğlu, Diyarbakır İçkale’de bulunan insan kemikleri ve kafataslarının İstiklal Mahkemeleri zamanından kalmış olabileceğini ileri sürdü. Diyarbakır’da incelemelerde bulunan heyette yer alan Ensarioğlu bulunan kemiklerin 30 yıllık değil çok daha eski dönemlere ait olduğunu ifade ederek “90′lı yılların, karanlık dönemlerin tanığıyız. Faili meçhuller, iki bini aşkın cinayet, 3 binin üzerinde yakılan köy… 3 milyona yakın göçe zorlanan insan ve yüz binlerce işkence. İçkale’de bulunan kemikler şikâyet üzerine ortaya çıkmadı. İçkale mıntıkasında üç dört yıldır devam eden restorasyon çalışmaları var. Tesadüfen bulunmuş kemikler. O döneme ait olmadığı kayıplara ya da faili meçhullere ait olup olmadığı bilinmiyor. Cezaevinin yapılış tarihi 1880. Bulunan kemikler o tarihten sonraya ait. Bulunan kemikler mezarlık düzeni içinde tespit edilmiş değil. Üst üste atılmış cesetler” diye konuştu. Kemiklerin çok eski döneme ait gibi göründüklerini ve üzerlerinde kıyafet olmadığını dile getiren Ensarioğlu “Eğer 90′lı yıllara ait olsa, genelde elbiseleriyle gömüyorlardı. 90′lı yıllardan sonra yapılmış olsa giysileri bulunurdu. Çünkü o dönemde öyle atıyorlardı. Bunu tabii Adalet Bakanlığı İstanbul Adli Tıp’ta inceletiyor. 1910-25 arası benim şahsi tahminin. İstiklal Mahkemeleri’nde binlerce insan sorgulanmadan yargılanmadan idam edilmiş ve öldürülmüş. Ancak faili meçhullerle ilgisi yok demek için de erken. Adli Tıp sonuçlarını beklemek gerekiyor. 90′lara ait olmasa bile ortada bir vahşet var. 90′lı yıllara ait olmaması o dönemde faili meçhullerin işlenmediği anlamına gelmez. JİTEM’in uygulamalarını biliyoruz. Cesetler o döneme ait olsa da olmasa da gerçeği değiştirmez” ifadelerini kullandı. İl Özel İdare Müdürlüğü’nce görevlendirilen işçilerin, büyük bir kısmının sağlık sorunlarını gerekçe göstermesi üzerine kazılara ara verilmiş, bunun üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyarbakır Valiliği'ne yazı yazarak, kazılarda görev alacak yeni personel görevlendirilmesi talebinde bulunmuştu. JİTEM'in kullandığı eski cezaevinde yapılan restorasyon çalışması sırasında kemiklere ulaşılmıştı. 12 Ocak'ta yaşanan bu çarpıcı gelişme üzerine faili meçhul cinayetleri araştıran Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı olaya el koymuştu. Kazı çalışması genişletildi, kazdıkça kemik, kafatası sayısı arttı. 90'ların faili meçhul kurbanlarına ait olduğu düşünülen kemikler numaralandırılarak Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Geçen pazartesi günü 36 torba halinde kuruma ulaşan kemikler incelenmek üzere Morg İhtisas Dairesi'ndeki 'Kemik ve Diş İnceleme Şubesi'ne teslim edildi. Şu ana kadar 16 torba kemik temizlendi, fırçalanıp yıkandıktan sonra tasnif edildi. Kemiklerin torbalarda karışık olduğu öğrenildi. Diğer torbaların açılmasından sonra çalışmalara başlanacak. İNSANA AİT, GİYSİ YOK Kemik ve Diş İnceleme Şubesi'nde görevli uzmanların şu ana kadar yaptıkları ön incelemelere göre kemikler en az 50 yıllık. 'Mezar kemiği' olarak nitelendirilen kemikler insana ait. Torbalardan şu ana kadar hayvana ait bir kemik çıkmadı. Bazıların çürümeye yüz tuttuğu, herhangi bir giysi parçası bulunmadığı öğrenildi. BÜTÜN KAFATASI ÇIKMADI Bir Adli Tıp uzmanı kemiklerle ilgili şunları söyledi: 'Şu ana kadar incelenen kemiklerin tamamına yakını eski yıllara ait. En az 50 yıllık. Yeni kemikle eskisini hemen ayırt edebiliyoruz. Bu kemikler çok eski. İnsanlara ait oldukları kesin. Kemiklerin karışık çıkması da bu alanda çıkan kemiklerin mezarlık kemiği olduğunu gösteriyor. Normalde bir Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İçkale'de, 90'lı yıllarda insanın vücut kemikleri bütün olarak çıkar. Kafatası, kemikleri aynı yerde olur. Buradaki kazılarda kemikler birbirine girmiş durumda. 'Yani 23-30 kafatası çıktı' açıklaması son derece yanlış. Şu ana kadar açılan torbalarda bir tane bütün olarak kafatası çıkmadı. Kafatasları parçalanmış olarak ayrı ayrı torbalardan çıkıyor' diye konuştu. DİŞLERDEN DNA ARANIYOR Aramalarda bulunan iki diş ise uzmanları heyecanlandırdı. Dişler üzerinde DNA çalışmasına başlandı. Adli Tıp uzmanları kemiklerin çok eski olması nedeniyle DNA'larının çıkarılmasının zor olduğunu ama tüm imkânları seferber ettiklerini söyledi.Kayıp yakınlarından ise bugüne kadar DNA için herhangi bir örnek alınmadığı öğrenildi. Kemiklerin DNA incelemesi yapıldıktan sonra gerek görülürse kayıp yakınlarından kan ve tükürük örneği alınacak ve DNA'larla karşılaştırılacak. Adli Tıp Kurumu'nun bir hafta içerisinde ilk raporunu hazırlayacağı belirtiliyor. 1880'den beri cezaevi Cezaevi, Adliye Sarayı bulunan bölgenin tarihi 5 bin yıl öncesine dayanıyor. İç Kale'de kemiklerin bulunduğu alan Artuklu döneminde han, 1880 yılından sonra ise cezaevi olarak kullanıldı. 1990'lı yıllarda bu bölgede JİTEM Grup Komutanlığı bulunuyordu. Bölge 2004'te koruma altına alınmış. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Büyükşehir Belediyesi ve TOKİ tarafından yapılan imzalanan protokolle bölgenin açık hava müzesine dönüştürülüp turizme kazandırılması kararlaştırıldı. Bu yönde restorasyon çalışması yapılırken kemikler bulundu. Restore çalışmaları b bölgenin açık hava müzesine dönüşmesi için yapılıyor. Bizlerde Gazeteci olarak buradaki gezimizi tarihe not olması bakımından özel bir anı olarak hatırlayacağız.
Kaynak: Editör:
Etiketler: DİYARBAKIR'I, GÖRDÜM ,
Yorumlar
Haber Yazılımı