Haber Detayı
24 Aralık 2011 - Cumartesi 04:08 Bu haber 236 kez okundu
 
Çay Çalıştayı
- Haberi
Çay Çalıştayı

Köksal KASAPOĞLU Ekonomist Tüketici Hakları Derneği Rize Şube Bşk. tuketici53koksal@hotmail.com ÇAY ÇALIŞTAYI Rize Ticaret Borsası ve Rize Dernekleri Federasyonu tarafından ortaklaşa düzenlenen “Yeşil Altın Türk Çayının Markalaştırılması ve Uluslararası Tanıtımı 2023 Vizyonu Çalıştayı” açılışı 16 Kasım 2011 tarihinde Rize Ticaret Borsası toplantı salonunda yapıldı. Açılışta Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Hayati Yazıcı yaptığı konuşmada; markalaşmanın ve kalitenin öneminden bahsetti. 2023 yılına kadar Türkiye’nin 10 altın marka yaratacağını ve Türk çayının da bunlardan biri olacağını belirtti. Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan da yaptığı konuşmada; “Ya yüksek gümrük duvarlarıyla korumaya devam edeceğiz ve ‘Biz kaliteli üretim yapıp dünyaya satamıyoruz, kendi vatandaşımıza zorla satmaya devam ediyoruz’ diyeceğiz. Ya da dünyadaki değişime paralel olarak, gerçekçilikten uzaklaşmadan, ekonomik realiteler ışığında harekete ederek iklim avantajımızı kullanacağız ve kaliteli Türk Çayı’nı dünyaya yüksek fiyatla satacağız” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarının ardından Akdeniz Üniversitesinin Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sayın Feramuz Özdemir ve ekibi 3 gün süreyle Çay Çalıştayını yönetti. Feramuz Bey uzun yıllar Çaykur’da mühendis ve yönetici olarak görev yaptığı için Çay sektörüne ve bölgeye karşı özel bir ilgisi, bilgisi ve sevgisi var. Çalıştaya, ilgili her kesimden çok yoğun katılım vardı. Sektör temsilcileri, akademisyenler, Sivil Toplum Örgütü temsilcileri gibi… Ben de bu Çalıştayda çalışma gurubuna dahil oldum. Hem 32 yıllık Çaykur çalışanı olarak, hem bir Tüketici Derneği temsilcisi olarak bulundum. Çok Bilimsel ve demokratik ortamda geçen çalışmalarda; gerçekten çayımızın bir Dünya markası olması için, “Turkısh Tea“ diye bilinen, tanınan, güvenilen, kaliteli, istikrarlı, değerli bir Türk çayı markasının tüm dünyada bilinmesi ve yerleşmesi için neler yapılması gerektiği, sorunların neler olduğu ve çözüm yollarının nasıl olacağı sorularına cevaplar arandı. Bu çalışmanın nihai raporu henüz yayınlanmadı. Yayınlandığında herkese rehber olacak. Fakat 2023 yılına kadar Türk çayının Markalaştırılması için gerçekten son yılların en bilimsel ve gerçekçi çalışmalarından birinin yapıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çalıştaydan ana tema olarak şu çıkarımları yapmamız mümkün olmuştur. Türk Çayının markalaşması için bir vizyona ihtiyaç vardır. Vizyonumuz 2023 yılına kadar Türk çayının bir Dünya Markası olmasını sağlamak. Bu vizyona erişmek için bir misyona ihtiyaç vardır. Misyonumuz da; kaliteden taviz vermeden, çevresel ve toplumsal hassasiyetlere önem veren, tasarruf ve verimliliği esas alan bir anlayışla bu vizyonu gerçekleştirmek… Misyonu gerçekleştirmek için tarlada, üretimde, pazarlamada yapılacak pek çok şey vardır. Kamu otoritelerine, çay çiftçisine, çay imalatçısı sanayicilere, pazarlamacılara ve hatta tüketicilere düşen görevler vardır. Bunun da her kesim için; vizyona uygun planlama, Ar-ge, optimizasyon, standardizasyon, kalite, markalaşma, imaj ve sürdürülebilirlikle desteklenmesi gerekir. Dünya markası Türk çayı oluştururken ülkemizde siyah çay üretiminin diğer üretici ülkelere nazaran var olan üstünlüklerini iyi bilmemiz ve kullanmamız gerekmektedir. Türk çayının doğallığı ve pestisit, zirai ilaç ve mücadeleye ihtiyaç duymaması, bu alanda kimyasal ilaç kullanılmaması, diğer rakip üretici ülkelerde yılda 16 kez haşare ile kimyasal mücadele edilmesi en önemli avantajımız olacaktır. Yine ülkemize giren bir kısım yabancı menşe’li kaçak çaylarda pestisit, kanserojen madde varlığı, zararlı kimyasal varlığı da kamuoyunda yeterince işlenirse Türk Çayının kalite ve markalaşmasında ve uluslar arası pazarda kabulüne olanak sağlayacak bir unsurdur. Günümüzde tüketici kullandığı malın kalitesine, standardına, güvenirliğine çok önem veriyor. Tercih ettiği mal, marka ve kurumla bütünleşmek istiyor. İletişimin her türlü imkanının daha bilinçlice kullanıyor ve kendine değer verilmesini, kullandığı maldan azami faydayı sağlamasını, şikayet, garanti, servis, tüketici danışma birimlerinin çok iyi hizmet vererek her türlü talebi ve sorusu ve sorununun anında karşılanmasını istiyor.. Tüketici bir malı kullanırken, bu süreçte bir değer yaratılıyor. Bu etkileşimli bir değerler zinciridir. Değer zincirinin her halkasında tüketici yaşadığı deneyi eski deneyimlerle karşılaştırıyor. Sürecin sonunda o malı, markayı değerli bulursa müşteri olup, sadık müşteri olarak kalmaya karar veriyor. Ürünün üzerine konulan marka ile ürün rakiplerinden farklı kılınır. Bu bilinç müşteriye verilir. Üçüncü aşamada Markanın tecih edilmesi ve sadakatı sağlayacak ek duygusal değerler, tüketicinin markayla bütünleştiği aşama oluşur. Tanıtımlarla da marka meşrulaştırılır… Ticaret Borsasının yaptığı ve Ankara’ da kurulu Rize Dernekler Federasyon ile yapılan işbirliği sonucu bu Çalıştayda yapılan çalışmaların raporu tamamlandığında ilgili her kesim üzerine pek çok görevler düşecektir. Rapor açıklandığında görülecektir ki Çay tarımında, imalatında, pazarlamada, sektörün sorunları tek tek tespit edilmiş, bunların çözüm yoları ve nasıl çözüleceği de ortaya konulmuştur. Teşhis belli, tedavi yöntemi belliyse iş; bunların uzman ellerle yerine getirilmesidir. Sonuçta; Müstahsil- Sanayici – Tüccar- Tüketici arasında sinerji yaratılmalı, kalitesizliğe asla pirim verilmemeli, standartlardan asla şaşılmamalıdır. Haksız rekabetler önlenmeli, sivil toplum sürecin her aşamasında etkin olmalıdır. Çayda hem iç pazarda hem dış pazarda var olan sorunlar aşılacaksa, dünya markası Türk çayı olacaksa; mutlaka herkesin yapacağı şeyler vardır. Bunların yapılması yasa ile Ar- Ge çalışmalarıyla, yeni yatırımlara sunulacak kaynaklar ile alınacak resmi ve fahri görevlerin etkin yerine getirilmesiyle, eğitimle, telkin ve ikna ile veya ceza ve caydırıcılıkla; her nasılsa mutlaka yapılmalı, yaptırılmalı. Elimizdeki ‘Yeşil Altın’ın değerini bilelim gümüşe indirgemeyelim, aksi halde birileri gelir yabancı ülkelerden gelen kaçak ve kalitesiz çayları (gümüşü altın diye) bu saf ve temiz millete pazarlar. Zehir olan sigarayı pazarladıkları gibi…: Allah korusun. Böyle bir şeyi hayal değil, düşünmek bile istemiyorum. Çünkü Doğu Karadeniz bölgesinde 204 bin çay üreticisinin ve 1 milyon insanın geçim kaynağı çay… Her yıl yaklaşık 2.000.000 TL katma değer yaratan bu milli içeceğimiz yeşil altın çaya hepimizin gözümüzün nuru gibi bakmamız gerekiyor. Açlığın, kıtlığın, yokluğun, hastalığın, göçün hakim olduğu 1920-1930-40’lı yıllarda yaşayan insanların çektikleri ızdırabı bir an için düşünmek, bugün bu bölgedeki insanlarımızın çaydan elde ettikleri gelirle sahip oldukları konforu göz önünde tutmak ve Allah’ın bu Bölgeye lütfu olan bu milli ürünün, bölgemizde yetişmesine ön ayak olan nice insanı bu vesileyle anmak, onların ruhunu da incitmemek lazım. Sahip olduğumuz her türlü miras ve nimette geçmişte yaşayanların teri ve gelecekte yaşayacak olanların da alacak hakkı vardır. Çünkü bizler miras devraldık, o mirası tüketmeye, bitirmeye, değersiz hale getirmeye hiç birimizin hakkı olmasa gerek… Bize düşen görev; bu mirası, bu ‘Yeşil altın’ değeri korumak ve daha da değerli hale getirmektir. Yeşil altın çayda altın günleri hep yaşamak ve daim olarak yaşatmak dileğiyle…
Kaynak: Editör:
Etiketler: Çay, Çalıştayı ,
Yorumlar
Haber Yazılımı