Haber Detayı
09 Temmuz 2012 - Pazartesi 19:20 Bu haber 227 kez okundu
 
ÇAY BAHÇESİNDEN SONRA SIRA FABRİKALARA GELECEK Mİ?
- Haberi
ÇAY BAHÇESİNDEN SONRA SIRA FABRİKALARA GELECEK Mİ?

  AKSOYLU ZİRAAT ÇAY BAHÇESİNDE HİZMET ÖZELLEŞTİRMESİNİ YAZD ÇAY BAHÇESİNDEN SONRA SIRA FABRİKALARA GELECEK Mİ? İş bulma, işe yerleşmeden kasıt asgari ücrete razı olma olunca resmi işsizlik rakamlarının yüzde 15’lerden yüzde 10’ların altına düşmesini gerçekçi bulmuyorum. Önemsemiyorum ama çaya dayalı ekonominin giderek  dibe vurmasına karşın Rize’de işverenlerin de eleman bulmada sıkıntı yaşadığını görüyoruz. Üstelik hangi kademe, hangi pozisyon için olursa olsun… Çay toplamak için yevmiyeli işçi yok. Gündelikçi yok.   Kalifiye eleman yok. Teknik eleman yok.   Hatta “yarılıkçı” yok. Adı üstünde eskiden “yarı yarıya iken”, şimdi “üçte ikisini alırım” veya “ücretsiz ahırı da olan ev isterim” diyor yarıcı adayı. Üstelik çayın hasadı geçmişe göre çok daha da kolaylaşmışken. Öyle ya eskiden hem elle ve 2,5 yaprak zorunluluğu vardı, hem de alım yerlerinde saatlerce çayı satmak için çile çekilirken şimdi devlete, olmazsa özele ne topladıysan, biçtiysen teslim edilebiliyor.   Yarıcıya vermesen kendin yevmiyeli işçi ile yapmak durumundasın. İyi de eskiden komşu illerden mevsimlik işçi gelirdi, şimdi onlarda yok. Onların yerini bir müddet ikame eden izinsiz Gürcülerde artık terfi etmiş, sebze - meyve pazarı bile kurmuş durumdalar.   Çay için, yevmiyeli işler için memlekette işçi bulmak had safhaya gelmişse vasıflı pozisyonlar için sorunun vehameti zaten kendiliğinden ortaya çıkıyor. Örneğin beyaz eşyadan gıdaya farklı alanlarda yatırımı, üretimi, mağazası, dağıtımı olan Yelkenciler Grubu… Yılardır yönetim konularında destek olmaya çalışırım, istişarede bulunuruz. İstihdam konusunda zaman zaman yaşadıkları sıkıntılara bizzat şahit olduğumdan diğer işverenlerimizin de sıkıntılarını tahmin edebiliyorum.  Rize dışından personel getirtildiği biliyorum. Hanı haksızda değiller. Büyük kentlerdeki iş anlayışı, performansı görülmediği gibi birim yöneticisinin tek başına yapabileceği iş için 2,5 kişilik istihdam sağlama mücadelesine bizzat şahit oldum iş etütlerini yaptığım işletmede.   Rize’de aynı anda iş ve işçi bulamama ikilemi yaşanırken bugün konuklarıma da mahcup olacak denli yaşadığım istihdama dayalı br problemi örnekleyerek işletmelerde eğitim ve dış kaynak kullanımı konusuna dikkatlerinizi odaklamak istiyorum.   Ziraat Çay Bahçesindeyiz… Her ne kadar “çay bahçesi – panoramik teras” olarak tanımlanıyorsa da benim belleğim hala “Çay Araştırma Enstitüsü”nde takılı… Öyle tanıdığımızdan olsa gerek. Neyse… Vardiyalarda 3 artı 3 garson ve 1’erde ocakçı personel görev yapıyor. Ekibin amiri, yöneticisi, hemen yanı başlarında yer alan Çay Araştırma Enstitüsünün Personel Müdürü. Bu iki açıdan yanlış. İdari açıdan tesisin sorumlusu elbette bir birime bağlı olacak ama ortada tesis sorumlusu yok. Rize’yi temsil noktasında önde olan bir mekan ve burada sunulan hizmet işi söz konusu. Hizmetin ağırlıklı olduğu yerde insan vardır, insanın hakim olduğu işte de subjektiflik. Yanı işleri ne kadar standartlaştırırsanız standartlaştırın, özen gösterin hizmette bir sürü faktörden hareketle her an farklılaşma olabilir, sunulan aynı hizmeti bireylerde farklı yorumlayabilir. Öyle olunca da daha önce karşılaşılmamış sorunları çözebilmede yetenekli, üretken, pratik zekalı, ekip yönetebilen ara kademe yöneticisine bu gibi işletmelerde mutlak gereksinim vardır.   Burada böyle bir amir olmadığı gibi idari açıdan bağlı oldukları Personel Müdürü ile de bu fonksiyon tamamlanamaz. Tesis işletmeciliği başlı başına deneyim isteyen bir faaliyettir ve buradaki tesiste bağlı olunan müdürlük makamı ile mesai saatleri dahilinde veya dışında konukların muhatap olabilmeleri, eleştiride bulunabilmeleri mümkün değildir. Diğer yandan yöneticinin personeli hakkında gözlemde bulunabilmesi de mümkün olamayacağı gibi il dışından gelen konuklarda sorularına cevap alabilecekleri bir muhatabı tesiste bulamayacaklardır.   Bugün burada aldığımız ya da alamadığımız hizmet ve muhatap bulamama beni de yazmaya itti. En basitinden işletmenin olması gereken düzeyde belli bir iş ve mesai planı olmadığından siparişlerimiz bir türlü gelemedi. Masamızda olan hemşerilerimin anlattıklarından özellikle vardiya değişimi nedeniyle bu gecikmelerin burada artık olağan kabul edilmeye başlandığını anladım ama konuklarıma anlatamadım. Açıkçası birim müdürüne değil, daha yukarılara öyle tek tip logolu Çay Kur kıyafeti giydirmekle hizmet işinde başarının, kalitenin sağlanamayacağını bir şekilde anlatmak gerekiyor.   Hizmet etmeyi sevmeyen bir karaktere sahip olsak da günümüzde “hizmet” işletmelerin başarısında yükselen trend.  O nedenle üretim ve pazarlama şirketleri asıl işletme faaliyetlerine odaklanmak ve daha verimli olabilmek için yardımcı ve destek hizmetleri dış kaynak yoluyla tedarik ediyorlar. Özelleştirmeden temel farkı, kasa, hesap, kitap, devamlılık, temsil yine kurumda, işletmede kalıyor. Kurumun yetkin yöneticisinin kontrolünde alt hizmetler konusunda uzman yüklenici firmanın ilgili konuda deneyimli personeliyle daha da düşük maliyetlerle yürütülüyor. Belli bir dönem için sözleşme karşılığı istihdam hizmeti alan yükleniciye kurum ay sonunda kar zarardan bağımsız olarak hak edişini ödüyor.   Mevcut şekliyle çay bahçesinin işletmesi felaket olduğuna göre çözüm bulmalılar.   3 seçenek var.   Konunun ehli yüklenici firmadan uzmanlarca çok iyi hazırlanmış iş planlarını da içeren, karşılıklı yaptırımları olan bir sözleşme karşılığında yukarda özetlediğim tarzda istihdam satın almak. Diğerleri de bütünüyle “özelleştirmek” veya mevcut idare kanalıyla devam etmek. Ama mutlaka eğitimli personel istihdam ederek, iş planlarını, vardiya düzenlerini özel sektör yorumuyla hazırlamak, kurum dışından işe uygun işletme yöneticisi atamak ve de gelire dayalı teşvik promosyonu tatbik etmek kaydıyla.   Her koşulda profesyonel bir yönetici atanması mutlaka sağlanmalı. Çünkü; işletme bünyesinde çok faal bir çay satış reyonu ile özellikle Rize Bezi – Feretiko satışının da yapıldığı bir kiosk hayal ediyorum. Ve de, zaten yetersiz olan araç otoparkındaki personeli de yönlendirebilmeli bu yönetici.   Bütünüyle özelleştirme seçeneği düşünülmemeli. Her bir işletme, doğal olarak kar amacı güden ticari bir organizmadır ama bazı işletmeler vardır ki, orda kar arkada, temsil öndedir. Ziraat Çay Bahçesinin de böyle bir misyonu vardır ve sadece kar’a odaklanacak bu tesiste bir süre sonra “kaçak çay” da kullanılıyor duyumlarına şahit oluruz alimallah.   Onun için ÇayKur’un isterse maliyetini de İŞKUR’un karşılayacağı eğitimlerle servis ve kafeterya işletmeciliği konusunda yetişkin istihdam sağlayabileceğine inanıyor ve bu konuda gecikmeden adımları atmasını diyorum.   Zor mu?   Hiç de değil. TIM, Burger King iki ulusal marka ama Rize’deki tüm personeli yerel. İkisinden de hizmet aldım ve fevkalade başarılı buldum. Demek ki insanımız eğitilebiliyor. Yeter ki önemseyin, fırsat verin. Zaten bu tarz kurumsal kimlikli, CRM uygulayabilen işletmeler çoğaldıkça tüketicide toplama kadrolarla hizmet sunan işletmeleri hizaya çekecektir.   Yukarıdaki satırlarımı tam bir yıl önce yazmıştım. İşkur Rize Müdürü ile konuştuktan sonra tamamlar yayına veririm diye düşünmüştüm ama İstanbul’a dönünce gündemimden düşmüştü. Ancak bu hafta yerel portallarda “Ziraat Çay Bahçesi Özelleşti” haberini okuyunca hem bu satırlarım aklıma geldi hem de nasıl bir operasyon yapıldığını merak ettim.   Çünkü, temelde özelleştirmeyi doğru bulmakla birlikte, özelleştirmenin nasıl ve hangi içerikle  yapıldığı ve özelleştirme sonrasında lokasyonun misyonuna uygun hizmetin sürüp sürmediği önemli.   Haber kısa, çok detay yok.   “Yıllardır Rize ile özdeşleşen ve ÇAYKUR personeli ile hizmet vermeye çalışan Ziraat Çay Bahçesi ÇAYKUR’un açtığı ihale sonucunda özel bir firmaya devredilmesi sonucu artık ziraat çay bahçesinde gelen misafirler güler yüzle karşılanıyor, masalarda garson bekleme dönemi de sona erdi” deniyor.  Ardından da Çaykur Çay Araştırma Enstitüsü Müdürü Ali Kabaoğlu’nun ağzından, “içilen çayın kalitesinde ve fiyatında en ufak bir değişiklik olmadan hizmete devam edileceği, çalışan garsonların turizm okulu mezunu ve sayılarının artırıldığı ve tesiste bazı fiziki yeniliklerinde yapılacağı” belirtiliyor.   İhale etik kurallar çerçevesinde yapılmışsa, yüklenici firmayı asgari ücretle işi almaya mecbur bırakmadan yönetimi de layıkıyla yapacaklarsa fevkalade güzel bir haber. Ben önermeyi düşünmüş, kaleme almış ama paylaşamamıştım. Demek ki, aklın yolu bir ve doğru için adım atılmış. Ama dedim ya, admlar layıkıyla atılmışsa, atılmaya devam edilecekse.   Ben bu gelişmeyi oldukça pozitif bulurken sosyal medyada konuya dair olumsuz yorumlara da denk geldim. Sanırım bunda da haberin başlığı etkili oldu. Haber çay bahçesi özelleşti diye çıkmıştı. Gerçi haberin detayında Sayın Ali Kabaoğlu’nun ifadesinden “özelleştirme” anlamı çıkmıyordu ama belirleyici yine başlık olmuştu.     Yine de işin daha doğrusunu ehlinden öğrenmek gerekiyordu. Personel ihalesini kazanan firmanın ortağı Mustafa Büyük’ten bilgi aldım. Sayın Büyük, “Yanlış yorumlar yapılıyor. Özelleşen bir şey yok, sadece ihaleyi 11 firma arasından kazanan Çay Toplu Temizlik firmamızdan hizmet alımı yapılıyor, yanı çay bahçesinde çalışanlar tarafımızdan kiralandı ve tamamı da turizm otelcilik mezunu” diyor.   Mustafa Büyük’ün beyanı da gösteriyor ki haber yanlış değil; ortada özelleştirme yok, özelleşen tesis değil, özelleşen hizmet. Yanı işletme hizmet konusunda dış kaynak kullanımına gitmiş. Kamuoyunda speküle edilen ifadeyle hizmet – istihdam taşeronlaşmış. Hemşerilerimizde bu durumu özelleştirme olarak algılayıp aleyhte beyanlarda bulundular. Çay Kur’un operasyonunu bu mekanın hizmet kalitesinden şikayet eden olarak yerinde buluyorum ama klasik tabana vurdurulmuş bir ihale ile asgari ücrete dayalı bir istihdam öngörülerek hizmet verilecekse geçmişin hizmet kalitesini de ararız. Zira hizmet işinde kaliteyi belirleyen faktörlerin ilk sırasında “bütçe” gelir. İdare salt istihdam maliyetini düşürmek için özelleştirme yoluna gitmişse, yüklenici firmaya deneyimli – eğitimli personel istihdam edebilme olanağı tanımamışsa, birinci derecede kusurlu yüklenici firma değil yüklenici firmaya bütçeyi veren, taşeronluk sözleşmesini hazırlayan, uygulayan kurum olacaktır.   Devamını da kulağınıza fısıldayayım… Rasyonel işletmecilik adına gelecek yıldan itibaren fabrikalarda da ana üretim ve pazarlama işi dışında kalan destek hizmetlerinin de taşeronlaşmaya başladığını duyarsanız şaşırmayın!         RECEP ALİ AKSOYLU medya@acoor.net     İSLAMPAŞA. 10.07.2012
Kaynak: Editör:
Etiketler: ÇAY, BAHÇESİNDEN, SONRA, SIRA, FABRİKALARA, GELECEK, Mİ? ,
Yorumlar
Haber Yazılımı