Haber Detayı
23 Eylül 2011 - Cuma 19:00 Bu haber 302 kez okundu
 
Başbakan’ın Mısır Ziyareti “Bizde mi Zinayı Suç Görmeyelim?”
- Haberi
Başbakan’ın Mısır Ziyareti “Bizde mi Zinayı Suç Görmeyelim?”

      Başbakan’ın Mısır Ziyareti  “Bizde mi Zinayı Suç Görmeyelim?”     Tahrir Meydanında başlayan büyük eylemlerin sonunda Mübarek Mısır’da devrilmişti. Türkiye “Arap Baharı” denilen Ortadoğu  ve Afrika’da ki gelişmelerde, Mısır, Libya, Suriye’de muhaliflerin yanında yer aldı. Mısır’da sokaklara dökülen muhaliflerin desteklenmesinden hem muhalifler, hem da Başbakan gayet memnundu. Nitekim, Mısır ziyaretinde Başbakan büyük bir coşkuyla karşılandı. Mısırlı muhalifler Erdoğan’a Nasır benzetmesi yapıp büyük bir coşkuyla bağırlarına bastılar. Mısır- Türkiye ve İhvan-ı Müslimin Yeni Dünya Düzeni projesi, tüm dünyayı kapsamakla beraber özellikle Ortadoğu’yu ilgilendirmektedir. Zaten, bu projenin detaylarından da haberdarız. Proje, Fas’tan Endonezya’ya kadar geniş bir coğrafyanın yeniden şekillenmesini  içermektedir. Türkiye, Ak Parti hükümetinin 2002 yılında iktidar olmasıyla bu projeye uygun hale getirilmektedir. Bazı kesimler bizim olaylara getirdiğimiz yorumlardan rahatsız olabilirler. Fakat, olaylara Yeni Dünya Düzeni perspektifinden bakmak mecburiyetindeyiz. Aksi taktirde büyük resmi görememekle beraber,  cereyan eden olayların gerçeklerini anlamamız imkansızlaşır. Türkiye, Ortadoğu ve İslam ülkeleri içinde, görünüm bakımından en bağımız, en demokratik ülkedir. Ve bahusus, en güçlü, en köklü devlet olması yanında batılı ülkelerle ve uluslar arası kuruluşlarla diyalogu en kuvvetli ülke konumundadır. Bu görünüm ve tarih Türkiye’yi  rol- model olma pozisyonuna sürükleyen en büyük etkenlerdir. Ayrıca, İslam ülkeleri halklarının Türkiye’ye bakışları da Türkiye’yi bu role iten başka bir etkendir. Bu etkenler münasebetiyle, Yeni Dünya Düzeni çerçevesinde Ortadoğu’nun şekillenmesinde Türkiye rol- model olacak en avantajlı ve en  doğal ülkedir. Daha doğrusu Türkiye, Yeni Dünya Düzeninin İslam alemi için doğal rol- modelidir. *** Başbakan’ın Mısır’ı ziyaretinde önerdiği “Laiklik” gündemi epeyce meşgul etti.  Laikli önerisini olumlu değerlendirenlerde oldu, olumsuz değerlendirenlerde.  Başbakan’a tebrik ve taktir yağdıranların arasında muhalif görüş bildirenlerin sesleri duyulmadı bile. Biz yıllarca Türkiye’de, inananlar olarak Laiklik adına baskı gördük, horlandık ve itildik. Ve yıllarca laikliğin tanımının olması, bu tanımında Anayasa’da yazılı bulunması gerektiğini savunduk. Başbakan ise tam aksi bir açıklama yaptı, Laik sisteme geçin ve laikliğin tanımı bulunmasın. Bu öneri  hatalı olmakla beraber, hayata geçtiği taktirde sorunlar doğuracak bir anlayıştır. Nitekim, bugün Türkiye’de hala tanımı bulunmayan laiklikten sıkıntı çekmekte, sorun yaşamaktayız. Başbakanın İslam ülkeleri ziyaretinin aktarılmasında da bir takım sıkıntılar yaşadık. Muhafazakar  kelimesiyle tanımlanan medyamız ve diğer malum medya, Başbakanın laiklik önerisini her kesim, İhvan-ı Müslimin dahil -kabul etti, benimsedi  çarpıtmasıyla kamuoyuna aktardı.  İhvan-I Müslimin’in bu öneriyi kabul etmediği söylentileri çıkınca, malum kalemler ve yorumcular devreye girdi, “ efendim yanlış bilgilendirme var, İhvanın aleyhte bir açıklaması yok, söylenenler tamamen uydurmadır” ifadeleriyle birden çıkıverdiler. İhvan-ı Müslimin 100 yıla yakın geçmişiyle, Mısır ve bölgede ki etkisiyle güçlü bir teşkilattır. İttihad-ı İslamı isteyen ve savunan bir teşkilat olması hasebiyle Başbakan'ın sözlerini tasdik etmesi hem çok üzücü hem de varlığının inkarı mahiyetinde olurdu. Nitekim, İhvan-ı Müslimini tanıyanlar, tarihini bilenler, mücadelesini bilenler, benimseyenler ve İttihad-ı İslamı savunanlar tarafından medyamızda çıkan “İhvan Karşı çıkmadı, benimsedi”  haberleriyle doğal olarak büyük hayal kırıklığı yaşadı. Kısa bir zaman sonra ihvan-ı Müslimin’in sözcüsü Mahmud Ghozlan’ın açıklaması geldi. *** Başbakan Erdoğan’ın Mısır gezisi sırasında, Mısırlılara laik bir Anayasa benimseme çağrısında bulunması üzerine başlayan tartışmaları sayfalarına taşıyan Haaretz, “Erdoğan Kahire’de Tükiye’yi Arap dünyası için bir model olarak  sundu” başlığı altında yaptığı haberde “bölgesel bir lider olarak ortaya çıkan Erdoğan herkese tavsiyede bulunarak İslam ile laiklik arasında bir balans yapmasını istedi. Mısırlılar onu Salı günü bir kahraman olarak karşıladı, onun İsrail karşısındaki kararlı tutumunu takdir etti." ifadelerini kullandı. Başbakanın "Laiklik" önerisi ve telkini üzerine ihvanı Müsliminin sözcüsü Mahmud Ghozlan gayet net bir açıklama yaptı. Müslüman Kardeşler’in sözcülerinden Mahmud Ghozlan, Erdoğan’ı ülkesinin onurunu koruyan saygın bir lider olarak takdir etmekle birlikte, Mısırlıların İslami bir devlet istediğini belirtti. “Türkiye’de bir kadın bir başka erkekle bir yatakta yakalandığında, ona kanunen ceza uygulayamaz. Türkiye böyle.İslam Şeriatı’nın yasaları ihlal ediliyor” diyen Ghozlan, Türkiye’de “zina”nın yasal olarak serbest olmasına göndermede bulundu. Türkiye Medyası tarafından , Başbakanın Laikli önerisi Mısır'da çok büyük kabul görmüş gibi lanse ediliyor. Bu yaklaşım tarzı bizim medyamızın durumunun açık bir ifadesidir. Mısır Basınından: Al-Masry Al-Youm gazetesi Bu çerçevede Mısır Al-Masry Al-Youm gazetesi yazarı Amr Shobaki de Erdoğan’ın laiklik çağrısına farklı bir şekilde karşılık vererek “Mısır Türkiye’yi kopya edemez. Mısır kendi tecrübelerinden esinlenerek hareket etme durumunda. Erdoğan Türkiye’deki laik uçlara çağrıda bulunup kadınların örtüye bürünmesini istemedi” dedi. Mısırlı Şeyh Mustafa El-Advi’nin Erdoğan’a Çağrısı Mısırlı Şeyh Mustafa El-Advi, “Çeşitli olaylar yaşamakta olduğumuz şu dönemde Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Mısır’ı ziyaret etmiştir. Keşke etmeseydi! Zira sözlerinin arasında ‘laikliği’ tasdik etti. Oysa biz Allah’ı şahit tutarız ki laiklik ‘kafir’ bir düzendir. Biz bu kanun düzeninden; laiklikten beriyiz.  Mısır Müslüman bir ülkedir, bir İslam devletidir. Laik Türkiye gibi değildir. Mısır Müslüman bir ülkedir ve Allah’ın izniyle Müslüman olarak yaşayacaktır. O başkanın; Türkiye başbakanının hitabı sırasında sarf ettiği o sözleri tamamen reddetmekteyiz. ‘Laikliği inkar ettiğimize Allah’ı şahit tutarız. Bu kişiye de hitabı esnasında sarf ettiği sözlerinden, laikliği övmesinden ötürü Allah’a tövbe etmesini tavsiye ederiz.  Kendisine tövbe etmeyi ve Allah’a dönmeyi tavsiye ediyorum. Din konusunda konuşacak kişi ancak o işin ehlidir. (Er- Rahme kanalında yaptığı konuşmadan bir bölüm) Sanırım anlatmak istediğimiz, gayet net bir şekilde anlaşılmıştır. Mısır’da ve diğer ziyaret edilen ülkelerde tek seslilik söz konusu değildir. Bilhassa Başbakan’ın  önerisinde ittifak söz konusu değildir. Olmalımıdır, olmamalımıdır? Bu tartışılabilir bir konu. Fakat bizim medyamızın gösterdiği gibi bir genel kabul söz konusu değildir. Medyamız huyundan vazgeçmemiş, malum medyaya muhafazakar medyada katılmış, malum bir amaca matuf haberler yapıyorlar. Alman ve İsrail Basınında Başbakan’ın Mısır Ziyareti Die Welt gazetesi "Osmanlılar zamanında Arap ülkelerini "ateş ve kılıçla fethediyordu" Başbakan Erdoğan ise bu ülkeleri günümüzde kameralar ve İsrail karşıtı söylemlerle fethediyor."   Die Welt gazetesi "Mısırlılar Erdoğan’ı büyük bir coşkuyla karşıladı, Erdoğan’ın, Mısır’lı eski savunma bakanlarının portrelerinin yer aldığı duvarın önünden bir pop yıldızı gibi geçti"   Morgenpost gazetesi ""Erdoğan Ortadoğu’nun prensi"   Yedioth Ahronot "Türk liderine 'rock starı' gibi bir karşılama yapıldığını"   İsrael Hayom (İsrail Bugün) gazetesi "Mısır sokaklarının heyecanlı bir şekilde Erdoğan'ı karşıladığı" ifade edilirken, "Erdoğan: Yeni Selahaddin Eyyubi" ifadesi kullanıldı.   Şimdi Hem Alman hemde İsrail gazetelerinin bu manşetleri çerçevesinde Başbakanın ziyaretini, etkilerini, değerlendirecek olursak nasıl bir sonuca varırız. Yakın , orta, uzun vadede ne planlanarak bu seyahat yapılmıştır sorusunun cevabı ne olur acaba?
Kaynak: Editör:
Etiketler: Başbakan’ın, Mısır, Ziyareti, “Bizde, mi, Zinayı, Suç, Görmeyelim?” ,
Yorumlar
Haber Yazılımı