Haber Detayı
17 Temmuz 2012 - Salı 19:20 Bu haber 158 kez okundu
 
AYDER-TURİZM VE YOLLAR
- Haberi
AYDER-TURİZM VE YOLLAR

AYDER’I KAYBETTİK Mİ?

İkinci haftadır Rize'deki evimdeyim. İstanbul, trafik keşmekeşi ve bunaltıcı sıcaklarla kavrulurken daha serin ve üstüne üstüne gelmeyen günler yaşıyorum burada. Gerçi karayemiş ve armut çeşitleri dışında meyve açısından pek revaçta bir zaman dilimi değil ama yine de günler dolu ve anlamlı geçiyor. Daha çok da farklı şehirlerden, İstanbul’dan gelen arkadaş gruplarıma yörenin popüler lokasyonlarını gezdirerek becerebildiğimce rehberlik yapıyor, yöreye dair ekonomik ve sosyal gelişmelere dair tartışmalara katılıp veri depolayabiliyorum. En çok muhatap olduğum konu da, önceki hafta yere medya da ses getiren “Ziraat Çay Bahçesinde Hizmet Özelleştirmesi” başlıklı yazımın perde arkası oldu. Modelin gelecek yıldan itibaren Çay Kur’un fabrikalarında yaygınlaşabilirliği, Çay Kur’un bütünüyle özelleştirilmesi, Üniversite, Üniversite hastanesinin araştırma hastanesi mi, yoksa bölge hastanesi mi olduğu, Üniversitenin çekebildiği öğrenci profili, Kentleşme, Ovit, Hava Limanı ve Turizm diğer ağırlıklı konu başlıkları oldu.

Fırsat buldukça gözlemlerimi yazacağım. Ama az önce yerel medyada Rize Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu’nun “Rize'de yaz dönemi turizm hareketlerinin son derece yoğun geçtiğini, son yıllarda Rize'nin önemli bir turizm merkezi olma yolunda güçlendiğini, tatilini Rize'de geçirmek isteyenlerin erken rezervasyon yaptırması gerektiğini” belirttiği haberi okuyunca yollar ve turizm’den özellikle de Ayder’den başlamak istiyorum.

Son 3 günde konuklarımla bin kilometrenin üzerinde yol kat ettim. Trabzon’dan Sarp’a, Sümela’dan, Uzungöl’e, Ayder’e kadar tüm karayolları birinci sınıf. Önceki yıllarda bozuk yollarda araçlarımız için üzülürken bu kez Karayolları Bölge Müdürlüğümüzle iftihar ediyoruz. Bu güzel yolların sahilde bir yanı deniz, diğer yanı dik yamaçlar, iç kısımlarda genelde bir yan gürül gürül akan dereler, diğer yanda eşsiz güzellikte dağların, bitki örtüsünün arasına gizlenmiş yöresel yapılar olunca insan ziyaretçi olarak keyf alıyor, konuk ağırlayan olarak da gurur duyuyor.

Bu güzel yolları, bu güzel manzaraların eşliğinde kat edip Ayder’e vardığınızda konuklarınızın tabiatın bahşettikleri karşısında büyülenmesinden aldığınız hazzı, insanoğlunun bu güzellik üzerine bindirdiklerini görünce yüzlerinin ekşimesini hissettiğinizde anında kaybediyorsunuz. Ve 15 yıl kadar önce Rize'de konuk ettiğim bir mesai arkadaşımın “Ne yapın edin sosyal ve idari açıdan alt yapısını düzenlemeden Ayder'ı, Doğu Karadeniz’i turizm gelişsin diye ülke geneline tanıtma yanlışlığına düşmeyin” cümlesi yeniden kulaklarımda çınlıyor. Belki daha binlerce aydın görüşlü insanımız da benzer cümleleri sarf etmiştir. Mevcut fotoğrafta zaten bunu belgeliyor. Maalesef haklıymışlar demekten gayri belki tek diyebileceğim kişisel olarak “keşke en azından Ayder'e gitmemiş olsaydım.”

Ayder, Kadıköy’ün Salı Pazarı gibi olmuş. Keşmekeş, kalabalık, yapılaşma almış başını gitmiş, ne bir konsepti var ne de tarzı... Yaradanın bahşettiği muhteşem güzellik, insanoğlunun katliamına karşı direnmeye devam ediyor. Aynı keşmekeşliğe, belki daha fazlasına maalesef Uzungöl’de de şahit oluyoruz :(((

Ayder’e yaptığım geziden tabiat ananın cömertliği dışında keyif aldığım kısımlarda oldu. Henüz sahilden fazla uzaklaşmamıştık ki, bu yıl ikincisi düzenlenen ve 4 ülkeden 57 sürücünün katıldığı Ardeşen Off-Road Oyunlarının son bölümü ile rafting eğitimi alan grupları izleme keyfini yaşadık. Sonra da Çamlıhemşin’in bitiminde solda tarihi kemerli köprünün ayağında arama kurtarma faaliyetlerinde ünleri Türkiye geneline uzanan İslampaşa’lı Selçuk ve İrfan Çolak kardeşlerin Milli Emlak’tan kiralayarak profesyonel veya dağcılık sporlarına, kampçılığa ilgi duyanlara hizmet vermek için yaz başında faaliyete geçirdikleri mekanda keyifli saatler geçirdik. “Ayder in Outdoor”’da 3 demlikli kocaman semaverde demlenen çayımızı yudumlarken, fırtına deresinin coşkulu nağmeleri eşliğinde yöresel yemeklerimizi yerken Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş UMKE’den, AKUT’tan, sivil savunmadan, spor kulüplerinden çok renkli kimliklerle sohbet ediyorsunuz. Yöresel veya ortama uygun yemekleri de öyle aşçılık sertifikası olan birilerinin hazırladığını falan düşünmeyin. Mekanda İrfan veya Selçuk’un dışında birkaç daimi personel var ama çayımızı demleyen İTÜ Tekstil Mühendisliği mezunu, yemeğimizi hazırlayan sinema yönetmeni, odunları kıran TV kameramanı idi. Ama haftaya siz gittiğinizde bu kadronun yerine farklı mesleklerden, farklı entelektüel kimliklere sahip profesyonel doğa sporcularına, arama kurtarma uzmanlarına denk gelebilirsiniz.

Sayın Vali, Sayın Kültür ve Turizm Müdürü Ayder’i tekrar kazanabilmek, Kavron’ları kaybetmemek için ya politikalarınızı geliştirin, ya da profesyonel olmayan doğa sporlarının haricinde turizmin gelişmesi için çağrıda bulunmayın. Madem yollardan bahsettik bir cümle de şehir içinden bahsedelim. Şehirde geçen yıllar gibi nüfus bir misli artmış ama trafik daha rahat. Belediye parkının durumuna ve dağ dibi yolunda gelinen noktaya henüz yanıt bulmadım. Bir de tüm yörede karayolları bu kadar güzelleşmişken şehir içi ve mahalle arası sokakların bundan neden nasiplenemediğini kayda düşmek istedim.

Haftaya kalmadan Rize Hava Limanının Ulaştırma Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğüne göre neden yapılamayacağını, böyle bir yatırımı neden düşünmediklerini yazacağım.

Recep Ali Aksoylu

 

 

 

 

 

Çamlıhemşin, 18 Temmuz 2012

Kaynak: Editör:
Etiketler: AYDER-TURİZM, VE, YOLLAR ,
Yorumlar
Haber Yazılımı