Haber Detayı
19 Mayıs 2012 - Cumartesi 21:21 Bu haber 220 kez okundu
 
ALLAH’IN, MELEKLERİM DEDİĞİ GENÇLİK ve 19 MAYIS GENÇLİĞİ!..
- Haberi
ALLAH’IN, MELEKLERİM DEDİĞİ GENÇLİK ve 19 MAYIS GENÇLİĞİ!..

ALLAH’IN, MELEKLERİM DEDİĞİ GENÇLİK ve 19 MAYIS GENÇLİĞİ!..   Peygamberimiz Hz.Muhammed: Hz.Allah, gençliğini Hakkk’a itaat yoluna bağlayan ve gayr-i meşrü şehvet peşinde olmayan genci pek beğenir!..”   Ardından da bahtiyar bir gence bütün dünyevîlikleri unutturacak şu müjdeyi vermiştir: "Allah, kendini ibadete hasreden bir genci meleklerine gösterir; Kendisine has münezzehiyet ve mukaddesiyetiyle onunla iftihar eder ve ona şöyle der: Ey şehvetini Benim için bırakan genç! Ey gençliğini Bana adayan yiğit! Sen Benim nezdimde meleklerimin bazısı gibisin." Şimdi, böyle mukaddes bir hitaba mazhar olmak için canlar verilse değmez mi?!. Akıllı bir insan, günah peşinde koşarak şeytana oyuncak olacağına, rıza-yı İlahiyi tahsil edebileceği bir hayat tarzına yapışıp ebedî ve ulvî cennet zevkini geçici ve süflî lezzetlere tercih etmeli değil mi?!. Yıllar var ki, hayata gözlerini açan genç nesiller, ekseriyetle bu hakikatten habersiz yaşadılar ve birileri tarafından bilinçli bir şekilde yaşattırıldılar; sürekli bir boşluktan diğerine sürüklenip durdular; ruhlarını kanatlandırabilecek sistemli düşünceden uzak, kendi iç derinliklerine yabancı ve ahiret gerçeğine karşı da duyarsız kaldılar; dolayısıyla, içlerindeki elem, ızdırap ve burkuntulardan, karamsarlık ve bedbinlikten kurtulamadı ve zayi olup gittiler. Fakat senelerce süren tersliklere rağmen, Allah'a sonsuz şükürler olsun ki, bugün 2012 yılına girerken, milletçe hasretini çektiğimiz manevîlik ve rûhanîliğe uyanışın yüzlerce emâresini ASIMIN NESLİ olarak gördüğümüz gençliğimizde görüyoruz. Artık pek çoğu itibarıyla, gençlerin çehresinde pırıl pırıl bir hayânın aşikâr olduğunu; davranışlarında dupduru bir samimiyetin bulunduğunu ve vicdanlarında da köpük köpük heyecan kaynadığını büyük bir gururla müşahede ediyoruz. Evet, bir tarafta bu özellikteki  gençlerin, her gün ferdî planda daha bir derinleşip enginleştiklerini, toplumun sıkıntılarına çareler arayıp onların ızdıraplarını paylaştıklarını ve milletin mutluluğunu kendi fedakârlıkları üzerine bina edip binbir mahrumiyet içinde başkalarının vicdan ve ruhlarını doyurmaya çalıştıklarını hayranlıkla seyrediyor ve seviniyoruz. Hele hele bu gençliğin bütün sevdiklerini Anadoluda bırakıp yalınız Allah rızası için ülkeleri fetheden AKINCILAR gibi, hizmetin eri olduklarını görüyoruz.   Fakat maalesef, diğer yanda da hâlâ şehevî arzuların ağında, balolarda sarhoş olup her türlü lânetle iç içe, beşerî garizelerin baskısı altında, makam sevgisi, şöhret hissi, maçlarda holiganlık, sokaklarda terör estiren; hayat endişesi ve tama' duygusu gibi insanın iç dünyasını karartan hastalıkların pençeleri arasında can çekişen ve birer birer ümit semamızdan kayıp kayıp giden delikanlıları ve kızlarımızı görünce inanın çok ama çok üzülüyor ve iç burkuntularıyla iki büklüm oluyoruz, Âsımın nesli bu olmamalıydı değil mi!…   İşte bu gençliğe zamanında el atılmış ve bu gençlik İslâm ahlâkı ile ahlâklandırılamadığı için halen bataklıklarda perişan olmakta ama, bu asil gençliğe yılda bir kez tanzim edilen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramıyla da tartışmalara günlerdir sebep olan, derslerini aksatma ve yılda bir kez kız-erkek demeden seyirciler önünde yaptırılan birkaç hareketle bu gençliğe karşı devlet ve millet olarak görev ve sorumluluğumuzu asla bitirmiş olamayız; çünkü bu hareketler asla kalıcı değil, geçici olan hareketlerdir…Böyle pısırık bir şekilde yetişen Türk gençliği işte gördüğünüz gibi milli şuurdan eksik olduğu için kızdığı zaman yakıyor-yıkıyor ve milli serveti heba ediyor; bu mu yoksa özlenen gençlik!..   Hele hele bu asil gençliğime yılda bir gün için gerek kız ve gerekse erkek öğrencilere birkaç saatliğine aldırılan kıyafetlerin hangi meblâğa mal olduğunu maliyeti ve muhasebecilerimiz çok hesap etmektedir!..   Hani ya para kazanmanın üç yolu vardır:   1-TASARRUF, 2-TASARRUF, 3-TASARRUF!..   Bir taraftan İMF’den borç parayı faizle alıp sözüm ona devlet yöneteceksin, diğer yandan da gençliğimize tasarruf kurallarını aöğretmeyecek ve onları savurgan ve sorumsuz bir gençlik olarak yetiştireceksin ve yılda bir kez bu gençliğe tahsis ettiğin günü de ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI olarak kabul edeceksin.. Soruyorum devletimi yönetenlere; Atatürk sağ olsaydı yıllarca bu bayramın bu şekilde kutlanmasına, gençliğin bu şekilde milli şuurdan uzak yetişmesine, telef olmasına gönlü  razı olur muydu!.. Oysa Atatürk:   -“Türk gençliği ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır!..” Sözünü boşuna söylememiştir sanırım ama, Atatürk müsveddeleri için söylenecek bir söz bulamıyorum!.. "Büyük bir kaybımız var!" Eğer Gençlik geleceğin teminatı ise, gelecekte bu güzel devlet ve milletimize gençliğimize teslim edeceksen, Vallahi biraz değil ama çok çok fazla ince eleyip sık dokuyarak karar vermemiz gerekir sanırım, çünkü beyinlerimizde bu asil gençliğimizin bu ruhla Anadolumun kaptan köşkünde yer alıp, bunca milletin yer aldığı bu gemiyi sağ-salim menzile vardırması biraz değil, çok zor efendim!..   Evet, o zaman bize düşen asil görev; herkese koşmak, her düşmüşe el uzatmak, gençliğine sahip çıkman, onu zararlı etkilerden korumak  ve her kalbi iman nurlarıyla mamur kılmaya çalışmak düşüyor değil mi!.. Bizler bu icraatimizi yapmak isterken, birileri ve bir kısım kuruluşların Atatürkçülük adı altında bunu istismar etmelerini ise kesinlikle taviz vermeyeceğimizi herkesin çok iyi bilmesinde fayda vardır.   Bu gençlik bugün inşallah Âsımın nesli olup, yarın ihtiyarladığında ise Peygamberimiz Hz.Muhammedin: -“Hayırlı ihtiyar, Allah yolunu ihtiyar edendir(seçendir)!..” hadisi, tüm gençliğimize örnek olur inşallah... Bir yanda iffet abidesi gençler varken bir başka tarafta da maalesef yaşlandığı ve ötelerin şafak emareleri saç ve sakalına düştüğü halde, bir türlü tûl-i emelden kurtulamayan, kendisini âhirete tevcih edemeyen, içinde imanı coşturamayan, hevaî delikanlılara has hayat tarzını arkada bırakamayan ve hâlâ hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya ve dünyalıklara aşık olan bu gençliği doyasıya yaşayıp halen Hak rotayı bulamayıp, rotadan sapan ihtiyarlar var. Nebiler Serveri, işte bunların fena insanlar olduklarını beyan ediyor ki Allah korusun!.. Bugünkü gençlik, yarın kesinlikle ihtiyar olacaksa;  hayırlı ihtiyar, Allah yolunu ihtiyar edendir. O, Resûlullah'ı, yârânlarını ve bütün ihtişamıyla âhiret bahçelerini seçen gönlü genç Hak eridir. O, heva ve hevesi tahrik eden bütün gelip geçici şeylerden sıyrılmış, her varlıkta İlahî isimlerin yansımalarını müşahedeye koyulmuş ve bu maddiyât ülkesini bütün  öte hesabına işletmeye durmuş bir bahtiyardır. O, kalbinin ziyası sayesinde sürçmeden yürüyen, imanının derecesine göre önündeki pek çok durağı uçarak geçmeye azmeden, dostların buluştukları diyara özlem ateşiyle yanıp tutuşan, Allah'ın rahmetine bağladığı ümidinin elmas kılıcıyla ye'sin bütün heykelciklerini parçalayan ve hep bir adım ötede bildiği ölüme tebessümlerle kucak açan, kabre gülerek koşan bir iman âbidesidir…Bu ruhla yetişecek bir nesil, öyle yılda bir kez 19 Mayıslarla yetişmez dostlarım…Bu gençlik ana kucağından aldığı helâl süt ve ekmekle, dini-millî bir bütün içinde yetişen, sevgi-saygı ve hoşgörüde örnek bir nesil olur ancak!.. ÖZETLE 1- Yıllar var ki, genç nesiller, sürekli bir boşluktan diğerine sürüklenip durdular; kendi iç derinliklerine yabancı ve ahirete karşı da duyarsız kaldılar; dolayısıyla, elem, karamsarlık ve bedbinlikten kurtulamadı ve zayi olup gitmek üzere iken kendilerine uzanan manevi elle bir kısmı hidayete mazhar olmuştur... 2- Maalesef yaşlandığı halde, bir türlü kendisini âhirete veremeyen, içinde imanı coşturamayan, hevaî delikanlılara has hayat tarzını arkada bırakamayan ve hâlâ hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya ve dünyevîliklere âşık  olan sorunlu ihtiyarlar var ki, bunların yetiştireceği gençlikle nereye kadar efendim!... 3- Habîb-i Ekrem efendimiz, saçlarına düşen aklarla iyice nurlanmış bir ihtiyar, hâlis bir gönülle dua için ellerini açarsa, Cenâb-ı Hakk'ın onun duasına hemen cevap vereceğini ve böyle birinin duasını reddetmekten hayâ edeceğini müjdeliyorsa, Allahın ve Rasülünün özelliklerini tanımladığı bugün için asil bir gençlik ve yarın da bu hadislere mazhar olmaya namzet bir ihtiyar olmağa ne dersiniz!..   Bu ruh ve inançla 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı gençlerimize kutlu olsun..   Not: Yıllarca bu bayram 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı iken, ihtilâl sevdalılarında her zaman olduğu gibi bu bayramın içine de “Atatürk’ü Anma” sözcüklerini katmılardır ki, lütfen bu sözcükler acilen silinmelidir. Zira, Türk gençliği, Atatürk’ü yılda bir kez 19 Mayısla ve 10 Kasımlarla hatırlanmamalı sanırım!..   Saygılarımla… Abdulkadir İPEKOĞLU Em.edb.öğretmeni-Rize
Kaynak: Editör:
Etiketler: ALLAH’IN,, MELEKLERİM, DEDİĞİ, GENÇLİK, ve, 19, MAYIS, GENÇLİĞİ!.. ,
Yorumlar
Haber Yazılımı