Haber Detayı
16 Şubat 2012 - Perşembe 18:47 Bu haber 125 kez okundu
 
28 Şubat Sürecini Başlatan, Erbakan Hükümetini Düşüren Kripto
- Haberi
28 Şubat Sürecini Başlatan, Erbakan Hükümetini Düşüren Kripto

      28 Şubat Sürecini Başlatan, Erbakan Hükümetini Düşüren Kripto     Refah Partisi, 1980 ihtilalı sonrası 1982 yılında başlayan siyasi hayatın, 1982- 1998 tarihleri arasına damgasını vurmuş bir partidir. Milli Görüş hareketi ise Türkiye’nin 1969 yılından sonrasına, günümüze kadar süren siyasi, sosyal ve bir çok alana  büyük etkiler yapmış bir harekettir. 1991 seçim ittifakıyla,  Refah Partisi ihtilal sonrası ilk kez parlamentoya girdi. 1991 yılından sonra yaptığı siyasi faaliyetler, 1989 yılında yapılan yerel seçimlerde kazandığı belediyeler aracılığıyla gerçekleştirdiği hizmetler, Türkiye’nin sorunlarına sunduğu çözüm önerileri, İslam Aleminin sıkıntılarıyla samimiyetle ilgilenmesi ve çözümüne dönük yaptığı çalışmalar, İslam Birliği ve Adil Düzen teorisi Refah Partisini 1994 yılında yapılan yerel seçimlerde zafere ulaştırdı.  Refah Partisi, artık yerel yönetimlerde iktidardı. Yerel yönetimleri ele alan Refah Partisi, gerçekleştirmiş olduğu başarılı hizmetler, şeffaf belediyecilik anlayışı halk tarafından büyük destek ve beğeni buldu.  Refah Partisinin yerelde ki büyük hizmetlerini gören halk, 1995 yılında yapılan genel seçimlerde Refahı ödüllendirdi.  Refah Partisi, artık Türkiye’nin en büyük partisiydi. Yerelden sonra genelde hizmet etme zamanı gelmişti. Seçimlerden birinci çıkan Refah Partisi farklı, akıl almaz ve teamüllere aykırı bir takım muamelelere maruz bırakılıyordu. Teamüllere aykırı ilk adımı ise, Cumhurbaşkanı Demirel atıyor, Refah Partisi birinci parti olmasına rağmen hükümet kurma görevini  Merhum Necmettin Erbakan’a vermiyordu. Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller’in kurduğu hükümet, Refah Partisi’nin etkin muhalefeti sonrası fazla gidemiyor, 5 aya yakın bir sürede dağılıyordu. Bir çok hükümet kurma denemeleri yaşandıktan sonra, Refah-Yol hükümeti kuruluyor.  Yıllar sonra bu adaletsizliği ve teamül tanımazlığı Merhum Erbakan şu cümlelerle ifade edecekti; “siz bize iktidar vermediniz, biz size hizmet için iktidarı tırnaklarımızla söküp aldık”. Hükümet kurulmuştu, fakat hükümet ortağı olan DYP’nin milletvekilleri yapılan koalisyona karşı çıkıyor, güvenoyu vermeyeceklerini açıklıyorlardı. Hükümet daha göreve başlamadan dıştan ve içten bir saldırıya ve muhalefete maruz bırakılmıştı. Çünkü, Refah Partisi’nin iktidar olmasını istemeyen dış mihraklar, içteki taşeronlarına talimatını vermiş, içteki taşeronlar ise harekete geçmişti. Sonradan ortaya çıkmıştı ki DYP’li vekiller bazı tehditlere maruz kalmışlardı. Bu muhalefete ve tacize rağmen Refah-Yol güvenoyu alıyordu. Yapılan muhalefete örnek olması bakımından, Refah-Yol Hükümeti’nin istifasından bir yıl sonra, Sabah gazetesinde, Yavuz Donat’ın köşe yazısından bir bölümü aktarmak istiyorum;  “Tarih 25 Temmuz 1996, günlerden Perşembe, saat 16:30... Eski Milletvekillerinden Ali Naili Erdem Çankaya Köşkü’nde. Konuşan Demirel: Naili, bir boşluk doğdu. Siyasi boşluk. Refah Partisi, seçimde biraz da meydanı boş buldu. Kimse çıkıp Erbakan’la dişe diş mücadele edemedi. Eğer edilseydi, Hoca bu seçimden birinci parti olarak çıkabilir miydi? Toparlanmalı Naili, tıpkı 1964’te 1965’te bizim toparladığımız gibi...” (28.02.1998)   Aslında Cumhurbaşkanı Demirel takınacağı tavrın ve tutumun şifrelerini 24 Aralık 1995 genel seçimlerinden sonra yaptığı açıklamalarda veriyordu. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Refah Partisi’nin birinci parti olarak çıktığı, 24 Aralık 1995 seçimlerinden bir hafta sonra, hem sonuçlardan paniğe kapılan bazı odaklara ve hem de yıllardan beri özlemini çektikleri mutluluğa kavuşan Refah Partililere ilk mesajı şu olmuştu: “Laik ve demokrat Türkiye’yi değiştirmeye, kimsenin gücü yetmez!” (06.01.1996 Basından) Demirel bununla yetinmemiş, seçimden hemen sonra hükümeti kurmakla görevlendirdiği Erbakan’a, o güne kadar hiçbir başbakan adayına yapmadığı özel bir uyarıda bulunmuştu: “Hükümet makul sürede kurulmalı. Kurulmazsa görevi verdiğim gibi geri de alırım!” (10.01.1996 Basından) Refah Partisi’nin Anavatan Partisi ile hükümet kurma çalışmaları yoğunlaşmış, son aşamaya gelinmişti. Tam bu sırada, Demirel, “Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla”, kâbilinden bir demeç daha verdi: “Laiklik için kaygıya gerek yok!” (20.02.1996 Milliyet) Bununla da yetinmeyen Demirel, demokrasinin geleceği açısından kendisini ABD Başkanı Clinton’a da tezkiye ettirdi: “Türkiye’de demokrasinin teminatı Demirel’dir.” (30.03.1996 Milliyet) Refah Partisinin iktidara gelmesinden ve Necmettin Erbakan’ın Başbakan olmasından duyulan rahatsızlıklar vardı. Hem dış güçler hem de içteki çeşitli alanlarda bulunan işbirlikçileri rahatsızdılar. Bazılarını , “iktidar şansını kaybetme korkusu”, sarmış, bazılarını  “rant ve menfaati kaybetme korkusu”, birilerini “rejim ve can korkusu”, sararken  bir diğer kısmı ise  “taassup korkusu” kaplamıştı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile siyasi parti liderlerinden Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Deniz Baykal’ın korkuları, “siyasi rekabet havasından, iktidar olma şansını kaybetme endişesinden”,kaynaklanırken, TÜSİAD ve rantiyeci medyanın korkusu “faiz rantlarının”, ABD ve İsrail’in korkusu ise “siyasi menfaatlerinin elden gideceği”  endişesiydi.  Duyulan bu korkuları değerlendirdiğimizde, hiçbirisi de haksız değildi.  Çünkü Refah Partisi   Lideri Erbakan faize karşı olmakla beraber dış güçlerin İslam Aleminde ki etkinliğine ve batılılaşma anlayışına da karşıydı.  Refah- Yol’un uyguladığı ekonomik program halktan büyük destek ve beğeni görürken geniş halk kitleleri refaha ulaşmaya başlamıştı. Bu politikalar ise diğer siyasi liderlerin uykularını kaçırmış, kendilerini “tekrar iktidara gelebilir miyiz”endişesi sarmıştı. Refah Partisinin ve Necmettin Erbakan’ın Cumhurbaşkanı, siyasi liderler, dış mihraklar ve içteki (ülkenin menfaatleri yerine kendi menfaatlerini düşünen) bir takım çevreler tarafından istenmemesinin nedeni, dünya bakışı ve Türkiye’yi bu bakışta konuşlandırdıkları yerdir.  Necmettin Erbakan, dünyaya ve Türkiye’ye bakışını ve bu çerçevede yaptıkları çalışmaların nihai noktasını “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya”  şeklinde ifade ediyordu.  Yaşanabilir Bir Türkiye ve Yeniden Büyük Türkiye içtekileri korkutuyor, Yeni Bir Dünya ise ırkçı emperyalistleri. Refah- Yol Hükümetinin düşürülmesi ve düşürülmesi için yapılan çalışmaların ana nedeni irtica, Aczimendi, laiklik gibi konular değil Havuz Sistemi ve D-8 projesidir.  Havuz Sistemi ile içteki rantiyecilerin cebine akan haksız kazanç borusunun vanası kapatılmış, D-8 ile de Yalta’da kurulan haksız ve adaletsiz dünyanın temellerine dinamit konulmuştu. Bu iki proje Refah- Yolun gitmesinin gerçek nedenleridir.  Refah-Yol’un dağılması sonrası sırra kadem basan Aczimendiler  oyunun büyüklüğünün ve uluslar arası bir organizasyon oluşunun en büyük delilidir. Ogün laik düzeni tehdit eden Aczimendileri gören var mı? Fadime Şahin’i, Ali Kalkancı nerede?  28 Şubat’ın Başlamasına Neden Olan Belge Milli Görüş Hareketi 1969 yılında “Önce Ahlak ve Maneviyat”düsturuyla yola çıktı. Ekonomik olarak büyük gelişmeler sağlanmış olsa da, ülke ekonomik açıdan bir refaha ulaşsa da, ahlak ve maneviyatın olmaması durumunda gerçek  huzurun sağlanamayacağını söylüyordu Milli Görüş. Var olan ve Yalta’da kurulan dünya düzenine karşı çıkıyordu, haksız ve adaletsiz olduğunu söylüyordu en gür sesle. Dünyayı, hak ve adalet çerçevesinde değiştireceğini ve dönüştüreceğini ifade ediyordu.  Bu çerçevede, 1974 yılından başlamak suretiyle İslam Alemi’nde faaliyet gösteren  İslami Hareketlerle başta İstanbul’da olmak üzere İslam coğrafyasının değişik noktalarında toplantılar tertipliyor, İslam Birliğini anlatıyordu.  Aslında bu çalışmalar İslam Birliğinin de ilk adımlarıydı. Merhum Erbakan, Yeni Bir Dünyanın kurulması, bin yıl İslam Alemine önderlik ve liderlik yapan Türkiye’nin güçlü olmasından geçtiğini düşünüyordu. Bundan dolayı 1980 evveli bulunduğu tüm koalisyon hükümetlerinde Ekonomik Kurul Başkanlığını tercih ediyordu. “Montaj değil Ağır Sanayi” sloganıyla büyük bir sanayileşme hamlesine girişti. Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna kadar her yerini şantiyeye çeviriyor, 270 ağır sanayi projesinin temellerini atıyordu. Temeli atılan projelerin bir bölümünün açılışını da yapıyordu. Aslında Ağır Sanayi hamlesi Türkiye’nin kalkınmasına büyük katkı sağladığı gibi, ülkenin dışa bağımlılığını azaltıyor ve İslam Birliğine hizmet ediyordu.  Çünkü İslam Birliği ,güçlü bir Türkiye’nin önderliğinde kurulabilecekti. Merhum Erbakan’ın İslam Birliği, İslam Ortak Parası,  İslam Birleşmiş Milletleri, İslam Ortak Savunma Paktı gibi bir çok projesi Siyonizm’i ve onun sadık evlatlarını korkutuyordu. Refah Partisi’nin seçimi kazanır kazanmaz, hükümet dahi kurulmadan alçakça başlayan saldırıların temelinde yatan korkunun nedeni buydu. Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı iken tarafsızlığını kaybederek yukarıda paylaştığımız açıklamalarda bulunmasının nedeni de buydu. Tüsiad başta olmak üzere beşli çete olarak adlandırılan Sivil Toplum Örgütlerinin harekete geçmesinin,  Askerin, yargının tutumunun, Batı Çalışma  Grubunun  kurulmasının nedeni de buydu… Bütün bu muhalefetin ve organizasyonun yapılmasının sebebi, Refah Partisinin varlık nedeni olan ve Merhum Erbakan’ın yüksek sesle ifade ettiği, savunduğu, hayatını vakfettiği İslam Birliği düşüncesi  ve çalışmalarıydı…. Zaten, D-8 çalışmalarının başlamasından sonra yoğunlaşan hükümet aleyhtarı çalışmalar bunun en bariz deliliydi. Yazımızın başından beri vurgu yaptığımız dış güçleri biraz daha somutlaştıralım ve bunu bir belgeyle ispatlayalım. Adalet Eski Bakanı Şevket Kazan’ın Refah Gerçeği isimli kitabında ifade ettiği gibi ABD, Refah Partisinin çalışmalarını takip etmek üzere Dış İşleri Bakanlıklarının 7. Katında bir ekip kurmuştu. Erbakan’ın çalışmaları Türkiye’yi lider ülke olma notasına taşımasından, Türkiye’nin batının boyunduruğundan yavaş yavaş kurtulmasından, İslam Aleminin bir araya gelmesinden ırkçı emperyalizm çok rahatsız oldu.  CFR’de yapılan derin analizler ve belirlenen stratejiler çerçevesinde bir kripto hazırlandı. Bu kripto, Geneva Amerikan Misyonu, NATO Amerikan Misyonu, BM Amerikan Misyonu, Atina, Beyrut, Moskova, Sofya, ve Ankara Büyük Elçiliklerine gönderildi. Kriptonun altında ki imza ABD Dış İşleri Bakanı Warren Cristopher’e aitti. Kripto dört maddeden oluşuyordu. Üç Maddesinde şunlar ifade ediliyordu; 1-   Depertmanlarımız, Türk Hükümetinin milli eğilimlerinden ve Başbakan Erbakan’ın ideolojisinden ilham alarak dış politikayı Batı’dan ayırıp Arap ve Müslüman Dünyasına doğru yeniden yönlendirilmesinden dolayı derin endişe içerisindedir. Kanaatimizce, Türkiye’nin İran, Irak, Libya, Nijerya ve Sudan ile bağlarını kuvvetlendirmek konusunda ki mevcut tutumu, bizim milli menfaatlerimize aykırıdır. (düşmancadır) 2-   Doğru Yol Partisi, Erbakan’ın radikal İslami söylemlerini (taahhütlerini) ılımlılaştırmada başarılı olamadığına göre, kendisinin Refah Partisi ile koalisyonu verimsiz görünmektedir. Biz inanıyoruz ki, Tansu Çiller’in koalisyondan çekilmesi Erbakan’ı düşürür ve ülkeyi  erken genel seçimlere götürür. Sonuç kesin olmamakla birlikte, Refah Partisi büyük bir ihtimalle seçimlerden eskisinden daha güçlü olarak çıkacaktır. 3-   Türkiye, Birleşik Devletlerin Anahtar Stratejik ortağı olarak kalmak mecburiyetindedir ve onun bu pozisyonunu gerçekleştirip sürdürmedeki başarımız, bizim milli menfaatlerimizi doğrudan etkileyecektir. Türk Askeriyesi, bu sonucu elde etmeye doğru daha büyük çaba sarf etmesi için  harekete geçmeye zorlanmalıdır. Bu konuda ki aksiyon planlarınızı ve yorumlarınızı bekliyoruz. Bu kripto  dış güçlerin nasıl çalıştığını ortaya koymakta yeterli bir belgedir.  Kriptonun Ekim 1996 yılında hazırlanmıştır. Bu tarihten sonra hükümeti devirme çalışmaları hızlanmıştır.  Bu belgenin ispat ettiği diğer bir hakikat ise şudur; Refah Partisi, Türkiye’nin milli çıkarlarını korumak, ülkeyi lider noktasına çıkarmak,  ülkeyi İslam Aleminin öncüsü konumuna taşımak  ve batının uydusu olmaktan kurtarmak için çalışmıştır. Maalesef bunun bedelini de ödemiştir. Bir sonra ki yazımızda 28 Şubat 1997 yılında yapılan meşhur MGK toplantısını, bu kararlara Erbakan’ın imza atıp atmadığını yazacağız. Ve sizinle 28 Şubat 1997 yılında yapılan MGK toplantısının gizli belgelerini paylaşacağız.
Kaynak: Editör:
Etiketler: 28, Şubat, Sürecini, Başlatan,, Erbakan, Hükümetini, Düşüren, Kripto ,
Yorumlar
Haber Yazılımı